DÜNDEN SONRA

“Deneyimin bir parçası olmayı beceremiyordum, etrafımı turuncu belirsizlikler sarıyordu. Eve baktım, sanki içinde yaşayan ben değilmişim gibi çok yabancı geldi. Belki de gerçekten öyleydi”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 3 dakikadır.)

Günaydın. Belki. Kalkıp, hayatta kalıp (muhtemelen), yatağa geri döneceğimi bildiğim bir gün. Işıkları kapatmak bazen her şeyden daha zor. Ama sabahları da öyle çok sevmem. Neyse, evet, günaydın. Kötü demlenmiş bir kahve. Kahvaltının mutlulukla öyle çok da bir ilgisi yok. Camları açtım, sabah odanın içine yavaşça dolarken derin birkaç nefes. Kuşlar galiba göçmek için hazırlanıyor. Belki de gerçekten uçmak mevsimlerden daha güzeldir.

Hegel okudum, anlamadım. Annem sürekli bu kadar varoluşçu takılma, derdi, her şey yolunu bulur. Belki gerçekten öyle oldu. Yine de diğer yollara öykünüp durdum. Bir kere yaşamak hiç yaşamamak gibiydi. Sanki bunu bir yerlerde okumuştum. Neyse, kitabı ve kahveyi yarım bıraktım. Zaten görüngübilimi hiç anlamamıştım.

Dışarı çıktım. Pencereden bakınca her şey daha çekiciydi. Ben o şeylerin bir parçasına dönüşünce büyü bozuluyordu. Deneyimin bir parçası olmayı beceremiyordum, etrafımı turuncu belirsizlikler sarıyordu. Eve baktım, sanki içinde yaşayan ben değilmişim gibi çok yabancı geldi. Belki de gerçekten öyleydi.

Yürüdüm, arka sokaktaki anoreksik kedilerle konuştum. Çizgilere basmamaya çalıştım. Geçmişte bunu çok yapardım. Eski bir şarkıyı dinlemek gibi hissettiriyordu. Vay be, dedim, cidden değişmişim. Daha bu sabah Hegel demişti: Sınırlamaların farkında olmak şimdiden onların ötesinde olmaktır. Bu afili cümleyi kaldırımdaki çizgilere atfettiğim için kendime güldüm. Hegel’i mezarında ters döndürmüş bile olabilirdim.

Yoruldum, eve döndüm. Merdivenler, artık sigarayı bırakacağım yalanları, komşunun öylesine alıp hiç bakmadığı çiçeklerin yardım çığlıkları…Anahtarı çevirdim, kapıyı açtım. Ev tüm yabancılığından sıyrılıp tekrar benim oldu. Pencerenin önüne gittim. Dışarıya, biraz önce durduğum yere baktım. Orada başka bir ben, şimdiki bana el sallasaydı hiç şaşırmazdım.

Gecenin sonuna yolculuk. Yarım bırakmadıklarımdan. Yarın sabah kuşları göremeyecek gibi hissettim. Yatağa geri döndüm. Fark ettim ki ben göçü çoktan kaçırmışım. İyi geceler dünya. Belki.

Yazar: Hatice Ceren Tırış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.