Çocuklara Bir Çağrı

“Her çocuk, bir yetişkindir. Her yetişkin de, bir çocuk… Çocuklardan öğrenecek çok şey var. Lakin çocuklar çocuk kalmalıdır.”

(Bu yazının okunması yaklaşık 4 dakika sürmektedir.)

(Özet: Bilinçsiz ebeveynlerle dolu bu dünyadan bıkan bir kadın bir gün seslenmek ister çocuklarına. Ardından mektup olduğu ortaya çıkan bu sesleniş ‘çocukların gerçekten çocuk olduğunu’ fark ettirmek ister niteliktedir ve konuşma çocukları kurtarmak için çağrı niteliğine dönüşür.)

  • Güzel bebeğim bu not sana, şimdi ve gelecekteki tüm çocuklara: İsterim ki tüm yavrularımın zihinlerinde önemli mesajlar kutusuna düşsün. Güzel çocuklarım, masallarda hep iyilerin kazandığı öğretilir sizlere. Ardından büyürsünüz ve kocaman bir hayal kırıklığı… Sizlere söylemek istediğim, başta hep kötüler kazanacak. Kötülükler rahat, eğlenceli, ışıklı ve fazlasıyla parlak görünecek. Kötülüklerin renkli ve ışıklı hayatının, gün ışığında nasıl da çöp olduğunu görmek sizleri çok üzecektir. İyiliklerse başta hep sıkıcı ve zor, ışığı az görünecek. O ışığı az olan iyilikler, gerçek ışıktadır çocuklar. Güneşin pili bitmez. Gün doğduğunda ışığınız sizi bulacak. Sizden ricam çocuklar, başta her zaman kötülerin kazandığı ve eğlendiği, kimsenin karanlığa tahammül edemediği, renkli ışıklara kandığı bu dünyada, güneşin doğuşu için sabredebilmeniz. İkinci söylemek istediğim, dünyada her zaman sahteler kazanır gibi görünür, gerçekler ise kazanır. Sizler, biz yetişkinlerden çok daha gerçeksiniz. O kadar şimdiki andasınız ki, bizim göremediğimiz kadar büyük bir gerçekliği görüyor ve gerçekliği yaşıyorsunuz. Biz yetişkinlerin sizi itmesine müsaade etmeyin ve çok az bulunan gerçeği yaşayabilen yetişkinler arasında yerinizi ayırtın. Ve üç, çocuklar ailelerinizin sizi korkutmasına, tehdit etmesine, size kötü etiketler yapıştırmasına izin vermeyin. Sizler masumsunuz, temizsiniz; bu yalanlara inanmayın. Ve dördüncüsü bir rica, çocuklarım: Bizlere unuttuğumuz gerçekliğimizi öğretin. Biz yetişkinlere, sizlerden sorumlu olduğumuzu hatırlatın. Sizleri yetiştirmek ne demek, bize siz öğretin. Kendi dünyamıza dalıp, sizlerden kurtulmaya çalıştığımızı, başımızdan savdığımızı bize gösterin. Ve siz çocuklar, en büyük ve temel ihtiyacınızın ‘güven’ olduğunu bize zorla öğretin. Kendi ailenize güvenmediğinizde olacak felaketleri, babanın güven vermek yerine yatılı okula göndermekle tehdidinin karanlığını, annenizin bu dünyadaki ilk arkadaşınız olduğunu ve annenizle ilişkinizin tüm ilişkileriniz için alarm olacağını zorla öğretin; öğrenmesini bilmeyen, yetişkinlerin içindeki çocuklara… 
  • Hatta keşke kulaklarındaki melodisiz şarkıları duymaktan, kendi hayatlarına odaklanıp sizleri yok saymaktan bu sesi duyamayacak ebeveynlerinize de ulaştırabilsem. Ulaşsın ki, bugünlerde de yaşayan çocuklar olduğu fark edilsin. Ulaşsın ki, kendilerini korumak zorunda olan çocukları, artık ebeveynleri korusun. Ulaşsın ki, kendi çocuklarına güç gösterisi yapan ebeveynler utansın. Ve anlasın ebeveynler, çocukların davranışlarının genetik falan olmadığını. Yıksınlar artık “Biz yapamadık bu çocuğu.” kalıpları ve yıkılsın tüm suçu çocuğa atıp vicdanını susturmak. “Şimdi düzeltebildiğimiz yerden örnek birer yetişkinler olacağız çocuğumuza!” çağı başlasın. İsterim ki, bu notlar ulaşsın geçmiş diyarlardan gelecek diyarlara. Bilinçli tüm çocuklara, bilinçsiz ve bilinçli tüm ebeveynlere…

+ “Ne kadar güzel bir mektup oldu.” diye karşılık verdi eşi, yıllardır çocuk sahibi olamamanın acısıyla yutkunarak.

– Tüm çocuklar benim çocuğumdur. Senin de öyle. Benim doğurmuş olmama gerek yok. Onları kurtarmak görevimdir çocukluğumdan beri.

+Çocukluğundan beri? Belli ki çocukken de iyi bir yetişkindin.

– Her çocuk, bir yetişkindir. Her yetişkin de, bir çocuk… Çocuklardan öğrenecek çok şey var. Lakin çocuklar çocuk kalmalıdır.

+Buna nasıl dayanacaksın? İnsanlar sağır.

-Dayanamam elbet, bir yerden koparım. En azından biraz yüzüm olur öbür dünyada, başka türlü insanlığımın hakkını veremem. Lakin kopmasam bile, tek başıma yetişemem yavrularıma. Bana benden paçalar lazım.

+Senin gibi birileri bulunur mu bu dünyada?

-Her şeye rağmen bulunur. Lakin görünmezler.

+Neden?

-Gizlerler kendilerini. Bu kadar kötülüğün olduğu dünyada, insanlar ne biçim saldırır iyiliği bulaştıranlara. Kimse bilmez, bilse de inanmaz sessiz fırtınalar estireceklerini dünyada. Başkasını düşünebilen insanlara saf gözü ile bakılır ve zannedilir ki kolay kandırılırlar. Oysa sessizdir planları. Kendine güvenlerini aşılamak ve birleştirmek lazım bu güzel kalpleri. O zaman gör bak, bizim sessiz fırtınamız yutacaktır, çocukları karalayan rüzgârı.

Yazar: Berceste Özdemir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.