Bulutun Hikayesi

Çünkü biliyorum, korkup kaçanların yolu değil bu. Sen de bil, korkarsan sıkı sıkı sarılırlar bu yolda ama kaçarsan, biter hikaye.

(Bu yazının okunması yaklaşık 2 dakika sürmektedir.)

(Yazardan bir not: Bu satırları okurken “Madrigal- Seni Dert Etmeler” şarkısı size eşlik edebilir.)

O gün zaman dursun istedim. Yağmur damlaları bir bir düşerken gökyüzünden, ben yeryüzünde bir bulut gibiydim. Yükü izlerinden ağır gelen bir bulut. Etrafına bakmaktan, neler olup bittiğini çözmeye çalışırken kendi içinde çözülmez bir düğüme dolanan, her düğümde daha da ağırlaşan ben. Sırtımdaki kamburu nasıl da göremedim? 

Geçen zamanın ağırlığı bir yana, içimde kalanları yüreğime bastırmam da hadi şu köşede dursun. Kalabalığa karışıp susturduğumu sandığım seslerin içinde kaybolduğumu nasıl izah ederim? “Varım!” demek çok zordu. Görünüyor muydum? Ya da nasıl görünüyordum? Aslında vardım, ama kim için? Kimde ne kadar, nasıl? Tüm kapıları belirsizliğe açılan soruların arasında ben, hırpalanıp durdum. 

Yüklendik mi kapıları da sırtımıza, hadi devam edelim. Adımlarım ağırlaştı belki ama hâlâ devam edebilirim. Yürüyorum, yönümü bilmeden ama korkmadan. Yürüyorum. Çünkü biliyorum, korkup kaçanların yolu değil bu. Sen de bil, korkarsan sıkı sıkı sarılırlar bu yolda ama kaçarsan, biter hikaye.

Durdum, yolun bir kısmında. Dur dedi içim. Bedenimin yükünü taşırdım da ruhum ağır geldi bu defa. Bırak adım atmayı, güç bela bir nefes aldım. Birden toprağın umut kokusu yayıldı, ardından rüzgarın tenimde dolanışını izledim. Sonra mı? Sıkıca sarıldım. Kollarımın, parmaklarımın ve başımın konumlandığı her noktayı özenle izledim, basit bir şey değildi sarılmak. Bedenin bağ kurarken ruhunu da bağlayan bir gücü vardı sarılmanın. Tam da durması gerektiği yerde ruhumu dinlendiren. Kendime sarılıyordum.

Hâlâ yüklü bir buluttum, o gece. Yağacaktım evet ama ne eksikti? İçimi dinledim. Derinlerden gelen o sesi çekip çıkarmam gerekiyordu. İşte eksik parça buydu ve yağmaya hazırdım.  Yağmura karıştım, gökten ve gözümden dökülenler birbirine karıştı. Düşlerim hislerime, hislerim tüm bedenime karıştı. Hafifliyordum. Yükü izlerinden ağır bir bulutun kuş olup uçmaya hazırlandığı bir hikayeye dönüşüyordu. Bu diyarda yolum kalmamıştı artık, fark ediyordum.

Ve o gece zaman durmuştu. Yarın bambaşka bir yerde başlamak üzere.

Hoşça kal yitip gittiğim zaman, hoşça kal.

Yazar: Kardelen Avcı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.