(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 2 dakikadır.)
Koşarken savrulan uçuşan saçlarım mı yoksa yaşlı birinin sessiz sedasız bekleyişleri mi? Beynimi dolduran meşguliyetlerim miyim, yoksa bomboş oturan bir kız mıyım? Ben gerçekten anlaşılmıyor muyum yoksa yanlış mı aktarıyorum? Ben hangisiyim? Ben kimim?
Etrafında çok kişi olsun isteyen kalabalık mıyım ya da yalnız kalmayı seven sessizlik mi? Sizce her şeyi ben mi büyütüyorum? Durduramadığım hırslarım mı , görmekten bıktığım mutsuz suratlar mı yoksa görmeyi çok sevdiğim neşeli bakışlar mı?
Aslında ben biz hepsiyiz. Bazen kırdığım bir kalp ya da mutlu etmek için fedakarlıktan ibaretim. Bazen delicesine cesur bazen ölümüne korkak. Bazen eksik bazen mükemmel. Bazen yalan bazen dürüst. Aslında biliyor musun? Bu kaos benim. Bu kaos biziz. İçimde arada bir yerlerde varlığını hissettiğim bu benlik soruları kendini belli ediyor. Benim dünyamda benlik durgunluğum ve coşkumu ifade ediyor. Hala köşede bir yerde keşfedilmeyen benliklerimi saymıyorum bile… Seni benden ayıran şey işte bu benlik. Beni nasıl buluyorsan aslında kendini de öyle buluyorsun demektir. Bir yerlerde başkasına yaptığım iyiliği aslında kendime yaptım. Kırdığım bir kalpten sonra aslında önce kendim kırıldım. Bunun farkına vardığım anda, benlik anlam kazanıyor ruhumda. Biliyorum ki, bu döngünün neresinde olduğumu idrak ettiğim noktada özüm ile barışacağım, barışacağız. Haydi durup bir düşünelim. Acaba benlik algım, hayatımızın neresinde ve onunla huzursuz bir uyumsuzluk içinde olduğumuz için mi karmaşıklaşıyor özümüz. Kendi açımdan baktığım yerleri bir de senin açından bakarak değiş tokuş yapıyorum ve o zaman hissediyorum bu derin benliği…Yargılamak, her şeyden çok kolay; ben zor olanı seçip benliğime dönüyorum düşünmeyi seçiyorum. Keşfedilmeyen benliklerimizde birbirimizi bulmamız dileğiyle…
Yazar: Berivan Kumral