Barış ve Demokrasi Olmadan Psikolog Olmaz!

“ Barış ve Demokrasi olmadan Psikolog olmaz! “

Geçtiğimiz salı günü sabah Araştırma Yöntemleri dersine geç kalmıştım ve sınıfa girdiğimde tahtada bu yazıyla karşılaştım. Araştırma Yöntemlerinden daha çok ilgimizi çekeceği ortadaydı.
Ankara’dan gelen kan kokusu derslikleri okul koridorlarını basarken zaten kimsenin de ders işleyesi yoktu.  Aslı hocamızın da yokmuş demek ki.  O gün bizi acı ama gerçeklerle yüzleştirmişti tahtaya yazdığı bu derin cümleyle. Barış ve Demokrasiyi sağlayamadan psikolog olamazdık.

‘Neden psikoloji ?’ sorusu benim gibi hepinize defalarca sorulmuştur. Eminim herkesin kendince geçerli sebepleri ve insanlara, insanlığa belki de kendine yararlı olabilme hayalleri vardır. Peki ya psikolog olacağımız ve bu hayalleri gerçekleştireceğimiz ‘Özgür’ bir ortam için gerekli olan barış ve demokrasi var mıydı?

10 Ekim’de Ankara’da Barış uğruna insanlar sokaklara döküldü, Barış Kazanacak demek için bir olurken birlikte ölüme gitti. Üzerinde Barış yazılan pankartlarla patlamadan sonra ölülerin üzeri örtüldü yaralılar taşındı.
Bu muydu var olan Barış?
Demokrasi?
Barış isteyenlerin can verdiği, savaş isteyenlerin söz sahibi olduğu bir toplumda demokraside de büyük bir yanlış anlaşılma yaşandığı ortadaydı.

Peki ya psikoloji neresinde bu durumun?

Sokağa çıkıp sorsak…
–  siz metrodaki bey, bugün nasılsınız?

–  sen pencereden eşini işine uğurlarken arkasından dalıp giden güzel hanım, ruhun nasıl?

–  senin psikolojin nasıl üniversitede ki torunun için dualar okuyan teyzem?
–  aman evladım psikoloji mi kaldı bende.
Demez mi size?

Can güvenliğinin olmadığını düşünen bir toplum… Her sabah okula mı gönderiyorum çocuğumu ölüme mi bilmiyorum diye endişelenen anne babalarla dolu bir toplum. Ay aman metroya binmeyelim kalabalıktan uzak duralım diye korkarak yaşayan bir toplum. Ruh sağlığını umursamıyor. Zaten düşünüyor ki bu devirde Ruh sağlığı da lüks değil mi.

Bu durumu bilimsel açıdan ele almak gerekirse en iyi açıklamayı Abraham Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi ile yapabiliriz. Bu teori 5 seviyeden oluşan bir piramit şeklinde olduğundan aynı zamanda Maslow’un piramidi olarak da bilinir. Ve her seviyede bir gereksinim yer almaktadır.
Maslow gereksinimleri şu şekilde kategorize etmiştir;
1. Seviye: fizyolojik
2. Seviye: güvenlik
3. Seviye: sevgi, ait olma
4. Seviye: özgüven
5. Seviye: kendini gerçekleştirme gereksinimleri.
Ve Maslow’a göre bir kişinin kendini gerçekleştirebilmesi için temeldeki bütün gereksinimlerini sırasıyla tamamlanması gerekmektedir.

Bu demek oluyor ki 2.seviyede takılıp kalmış bireylerin yani can güvenliği sağlanmayan bireylerin 3.seviyeye çıkmaları beklenemez ki bu da insanların sevgi, kabul görme hissi, yalnız olmama isteği gereksinimlerinin karşılanmaması demektir.  Ve insan eliyle gerçekleştirilen bütün katliamların temelinde sevgisizlik yatmaktadır. Sevgisiz yetişen insanlıkta, farklıyı kabul görmeyen toplumlarda kan akması maalesef kaçınılmaz olmaktadır.
Bütün bunların sonucunda da birey hiçbir zaman kendini gerçekleştirme potansiyelinin farkına varma gereksinimi duymaz.
Böyle bir toplumda da nefret dolu kendine güveni olmayan etrafına saygısı olmayan bireyler yetişirken, sanat bilim ve ‘Psikolojinin’ önemi anlaşılmaz.
Sonrası ise katliamlar ve savaşlar…

Maslow’a göre psikologlar bireye kendini gerçekleştirme seviyesine gelmesinin önündeki engelleri kaldırmasında ona yardım etmelidir.
Psikologlar yardımlarını ellerinde ki sihirli çubukla yapmazlar tabi ki, yapabilecekleri onlara kendini gerçekleştirme döneminde seçenekler sunmak, ellerindeki fırsatları görünür kılmaktır. Peki, bunu kısıtlayıcı bir rejimde yapabilmemizin olanağı var mıdır?
Bu da demek oluyor ki; demokratik ve huzurlu bir toplum sağlamadan yardım elimiz herkese ulaşamayacaktır.
Bir psikologun önceliği BARIŞ ve DEMOKRASİ nin sağlanması olmalıdır.
Hele bizlerin daha bu yolun çok başındayken sorumluluklarımızın farkında olmamız ve üzerimize düşenleri yapmamız gerekmektedir…

Sesimizi duyurmamızda bizlere destek veren TPÖÇG ailesine teşekkür ederim.

Ankara, kaybedilen canlarıyla insanlığıyla hepimizin acısıdır…

YAZAR: Begüm Doğramacı

Begüm Doğramacı

TPÖÇG Blog Yazarı | Kadir Has Üniversitesi Psikoloji Öğrencisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.