Sözsüz Bir Dil:Bağ

"Belki de en mucizevi olan, bağın kendini hep yeniden var edebilmesidir. Kelimelerden, suskunluklardan, hatırlardan, umutlardan… Bazen bir satırda, bazen bir bakışta, bazen de hiçbir şey söylenmeden… "

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)

Hayat, görünmez ipliklerle örülmüş bir dokuma gibidir. İnsanlar yolda karşılaştıklarını tesadüf sanır; oysa çoğu kez çok önceden atılmış düğümlerin bir araya getirdiği adımlardır bunlar. Bazen bir bakışta, bazen bir kelimede, bazen de yazılmış bir satırda ortaya çıkar. İlk anda adı konulamayan bir duygu, ilerleyen zamanlarda hayatın en güçlü gerçeğine dönüşür: bağ.

Bağ, çoğu zaman gözle görülmez; ama kalbin derinliklerinde varlığını hissettirir. İnce, narin ve kırılgan görünürken aslında fırtınalara direnecek kadar sağlamdır. En sert rüzgârda bile kopmaz; yalnızca sallanır, kimi zaman gerilir, kimi zaman gevşer ama günün sonunda iki ucu yeniden birleştirir. İnsan, hayatının yönünü kaybettiğini sandığında bile, o bağ onu en doğru yere taşır.

Bir bağın nasıl kurulduğunu anlamlandırmak her zaman kolay değildir. Kimi zaman bir kelimenin içine gizlenir, kimi zaman bir sessizliğin içine saklanır. Başkaları için sıradan olan şeyler, iki insan arasında köprüye dönüşebilir. Bir yazının içine bırakılan küçük bir işaret, yalnızca doğru gözler için ışık olur. Görünüşte herkesin okuyabileceği bir satır, aslında yalnızca bir kişiye seslenir. Böylelikle bağ, kendi gizli dilini yaratır.

Her bağın bedeli vardır çünkü gerçek bağ, yalnızca güzel anlarla değil, sancılarla da sınanır. Ayrılıklar, çöküşler, sabır gerektiren bekleyişler… Bütün bunlar, bağı koparmak için değil, güçlendirmek için vardır. Tıpkı rüzgârda eğilip bükülen bir ağacın köklerini daha derine salması gibi, her zorluk bağa yeni bir katman ekler.

Bir bağın asıl gücü, her şeye rağmen ayakta kalabilmesinde saklıdır. Kopmak en kolay seçenektir; zor olan, tekrar tekrar aynı yere dönmektir. İnsan, hayatın bütün karmaşasına rağmen kendini hep aynı noktada buluyorsa, işte o zaman bağın gerçekliğinden söz edilebilir. Kalabalığın ortasında bile yalnız hissettirmeyen sessiz bir dokunuş gibi.

Belki de en mucizevi olan, bağın kendini hep yeniden var edebilmesidir. Kelimelerden, suskunluklardan, hatırlardan, umutlardan… Bazen bir satırda, bazen bir bakışta, bazen de hiçbir şey söylenmeden… Zamanla yıpranıyor gibi görünse de aslında derinleşir çünkü gerçek bağ, yüzeyde değil, ruhun içinde kök salandır.

İnsan hayatında pek çok şey değişir: şehirler, yollar, mevsimler, hatta insanın kendisi bile ama bağ değişmez çünkü bağ, insanın kendi yolculuğuna dair en kesin işarettir. Onu bir kez bulmuşsan, artık dünyanın neresine gidersen git, seni her zaman aynı yere götürür.

Tıpkı seni bana, hayatın bütün dönüşlerine rağmen sonsuza kadar getirdiği gibi. Varlığına ve kurduğumuz bu sonsuz bağa minnettarım.

Büşra Tezcan Çetli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.