(Bu yazının okunması yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)
Ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim yok. Son gelişmeler adına çok mutluyum. Ama bir yandan da burada daha fazla kalmak istemiyorum. Burada istediğim kadar zaman benim. Doyasıya özgürlüğün tadını çıkarıyorum, yatıyorum, kalkıyorum, tüm düzen bana ait… Yalnızlığın tarifini ezberledim artık.
Bir yandan beni buraya bağlayan bir şeyin olup olmadığını sorguluyorum.
Şöyle bir odama bakıyorum. Her gece bebekler gibi uyuduğum yatağımın kenarına oturuyorum. Aldığım ilk günden beri ahşap kokusu geçmek bilmeyen çalışma masamın dağınıklığı gözüme çarpıyor. Hızlıca kalkıp valizimi indiriyorum üst dolaptan. Yine kararsız kaldım anlaşılan.
Kendime zaman tanımak için biraz yürüyüşe çıkmam gerektiğine inanıyorum.
Bu da yeni adetim oldu desene! Canım sıkılınca atıyorum kendimi dışarı, birkaç tur yürüyüp geri dönüyorum. Yaşadığım apartman dairesinin üst katlarda olmaması da buna bir neden galiba. Hoş şikayetçi de değilim, hem hareket ediyorum fena mı (!)
Ne yapacağım konusunda kafam çok karışık. Şimdi gidersem de, ya bir daha gelemezsem? Bunca seyahatten sonra gelen bir boşvermişlik hissi var.
Kendime güveniyorum, bunu da başaracağımı tahmin ediyorum. Gidip yaşamadan bilemem ki, kimse bilemez hatta. Anlaşılan o ki çıkardığım valizimi düzenlemem gerektiğine karar veriyorum.
Ayakkabılarımı çıkarıp içeri giriyorum. Mutfağa gidip bir şeyler atıştırıyorum. Bahar da geldi, eskiye göre daha fazla su içiyorum.
Dürüst olmak gerekirse, kimseyle de konuşasım yok, bu yalnızlık kabuğumdan çıkamıyorum, sanki yalnızlık da fena değil gibi.
Oraya gittiğimde yalnız kalmayacağımdan endişe ediyorum. Sadece buradan ayrıldığımı düşünmek bile korkularımı gün yüzüne çıkarıyor.
Doğrusu, burada huzurlu da sayılırım. Pencerem açık, odamın içinde hafif bir esinti, yeni açan papatya kokusu… Korkarım ki oraya gitmeyi istememin en büyük nedeni yalnız kalmak istemiyor oluşum…
İçimde bir boşluk hissi yok bu sefer. Önceden içimdeki boşluğu doldurmak için saatlerce yürüyüş yapardım…
Şu an yalnız hissetmiyorum, önceleri onları özlerdim. Kalkıp gitmek için niyetlenirken, daha sonra o kalabalık canlandı gözümde.
Haftasonu hep birlikte gezeriz belki? Havalar da güneşli artık.
Şimdi yağmur yağsa, hava hemen güneşleniyor. Toprak ısındı, her yer yemyeşil. Hem kendimi dört duvar arasına hapsetmek de nedenmiş! Belki dışarı çıktıkça alışırım burada olmaya… Kim bilir?
Ne yapacağım ben, gitmeli miyim kalmalı mıyım? Yarınki bileti mi almalı, yoksa birkaç gün daha kendime şans mı vermeliyim?
Şımarık hissediyorum işte. Yüzleşmekten ziyade kaçan o kişi oldum işte. Umduğum gibi olmayınca çantasını koluna takıp oyundan çıkan o küçük çocuk oldum. Şımarığın tekiyim ben.
Yazar: Samet Can Avcu
Görsel Kaynağı: Sahibi Benim