(Bu yazının okunması yaklaşık 3 dakika sürmektedir.)
Birbiri ardına sıralanıyor cümleler kafamda. Öyle ki şimdiden bu yazının gidişatını belirlemeden kafamda yeni yazılar, yepyeni cümleler baş gösteriyor. Ne hakkında yazacağımı bilmiyorum, suyun akışının yolu belirlediği gibi kelimelerim de bu yazıyı belirleyecek. Sanırım bu da neden yazmaya başladığıma doğru gidecek. İzliyorum kalemin hareketini. Haritanın üzerinde hareket eden pusula gibi oynuyor. Bakalım, bu kez nereye, neleri görmeye gidiyoruz? Başlıyoruz.
Sanki bütün düşüncelerim ayaklanmış, hepsi birden benim hangisi üzerine kafa yoracağıma dair kavgaya tutuşuyor. Düşünceler arasında ciddi bir itiş kakış var, ben de bir onu düşünüyorum bir ötekini derken bambaşka bir konu “Beni unuttun Duygu!” diye sitem ediyor bana. Bütün sesleri rastgele cümleler yazarak susturmaya çalışıyorum. Hani düşünmekten veya hissetmekten çok yorulursun da hırkanı alıp yol boyunca yürüyüşe çıkarsın ya, nereye gideceğin ne yapacağın belirsizdir ama gelişigüzel devam edersin… Şu an benim durumumu açıklayabilecek en iyi örnek bu sanırım. Sessizliğe ihtiyacım var. “Susun!” diyorum konulara. “Hepinizi aynı anda duyamıyorum, sessizce kalemimden dökülmeyi bekleyebilir misiniz?” diyerek yatıştırıyorum ortalığı.
Delirdim mi ne? Kimse yok odada benden başka. Yanan mum titriyor, pencerede esen rüzgârdan, bir de gecenin varlığı dolmuştu odama. Kime, neye bağırıyordum ben? Kimle konuşuyordum? Sait Faik’in “Yazmasam deli olacaktım.” deyişi geldi aklıma tam da şu an. Delirmek de neyin nesiydi? İnsan delirir miydi yazmayınca? Yazmak bu kadar iyileştirici bir güce mi sahipti sahiden?
Hep yazma tutkusu ile bağdaştırmıştım cümleyi ilk duyduğum günden bugüne. Yazmayı o kadar çok seviyor, o kadar benliğinin içinde yazdıkça var oluyor sanıyorum ki uzak kalması onun varlığını tehdit ediyor, uygunsa çılgına çeviriyor diye düşünmüştüm. Ancak şu an anlıyorum ki yazmamanın deli etmesi tutkudan değil, ardı sıra gelen ve dur durak bilmeyen düşünceleri dizginlemenin, onlara “Susun artık!” demenin tek yoluymuş yazmak.
Öyle ya! Varlığımızı hatırlamıyor muyuz yazdıkça? Birbiri ardına dizilen cümleler ayna tutmuyor mu düşünce okyanuslarımıza? Ah, işte yazma tutkusu!
Yazar: Duygu AKKUŞYazı görseli: https://tr.pinterest.com/pin/438608451220178585/