(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 3 dakikadır.)
(Yazıyı okurken SYML- Symmetry şarkısını dinlemeniz önemle rica olunur.)
Bir koca yılı geride bırakıyoruz sevgili kendim. Ne büyük savaşlar verdik bu yıl. Ne çok kayıp, ne çok acı sığmış belki de minik bir yapboz parçası olan ömrümüzün sadece ‘1 yılına’. Yirmili yaşların başında olan biri için, bazen yaşadıklarımızın ağırlığı fazla geliyor. Belki de yaşamamız gerekenler bunlar, diğer her yirmilinin yaşadığı gibi…
Kafamızda bir ses baskın çıkarsa, farklı bir yankıyla karşılıyor zıtlığı onu. “Acı mı? Peki ya sevinçlerin?” diyor. “Kötü insanlar mı? Peki ya güzel ve iyi olanlar?”… Hem de diyorum, hem de bu yıl o kadar tecrübe edindin ki… 20 yaşındaki Sema’dan daha çok şey biliyorsun artık. Hayatta kaldın. YİNE. YENİDEN. Kendimi tebrik edecekken tam, içimdeki yargıç gösteriyor kırbacının ucunu çivi gibi batan sözleriyle, “Çok da böbürlenme bence.”
Evet evet, tüm bir yıl böyle geçti. Zıtlıklarla dolu bir yıl. Kalp kırıklığını deneyimlerken, bir dostu bulmanın coşkusu içindeydik önce. Sonra aşkı öğrendik, ardından nefret geldi. Çok şükür fazla kalmadı bizimle değil mi? İhanet? Evet ilk deneyimimizdi bu belki de bilinen. Bir dostu bu şekilde kaybetmek… Nefret dolu sözleri söylerken bile, içimizdeki çocuk incitmek istemiyordu kimseyi. Epey yorucuydu kalpsiz gibi davranmak. Zayıflığınla vurulup, aynı şekilde karşılık vermeye çalışmak. Bir şeyler hissedebilmek için kendini zorlamak. Fakat dik tut başını, onurunla kazandığın bir savaştı. Kendini, “Ne yaptım? Neden böyle oldu?” diye hırpalamana gerek yok. Bazı insanlar belli bir süre sana eşlik edecekler ve gidecekler hayatından. Ya da sen gitmek, ilerlemek zorunda kalacaksın. Görüyorum ki, hala yas tutuyorsun kırgınlıkların için. Bu gayet doğal. Hazırlık yapıyorsun yeni başlangıçlar için.
Sağlık yönünden de sınandık bu yıl değil mi? Zihinsel yorgunluklarımız, fiziksel yorgunluklara dönüştü çoğu günler. Hastalıklarla boğuşup bazı fırsatları bile kaçırdık. Olsun. Hayattayız ve devam ediyoruz. Yakınımızdakiler… Biricik kardeşimizi kaybetme tehlikesiyle yüz yüze geldik. İkinci kez… Aile kavramını daha iyi anlamamıza yardımcı oldu bu. Kopuk ilişkileri düzeltmeye çabalıyoruz hala. Kardeşler mi? Herkes giderken hayatımızdan birer birer, onlar kalmaya devam edecek ve bir gün telefonun diğer ucunda bize destek vermeye devam edecekler. Kenetlenmeyi de çok güzel anladık bu yıl.
Kardeş demişken… Her zaman özlemini çektiğimiz o kız kardeş var ya, onu bulma yolunda da güzel adımlar attık. Kader kesiştirdi yolarınızı bir şekilde ve olmaz dediğiniz şeyler olurken varlığını hep hatırlattı sana. İyi günde de, kötü günde de… Daha yürünecek yollar, atılacak temeller var belki. Ama varlığını hissetmek bile, hasretimizi dindirdi bir nebze de olsa…
Bu yıl sınırlarımızın dışına da çıktık, bir sürü çılgın şeyler yaptık sevgili kendim. Gidemem dediğimiz yollara koyulup, yapamam dediğimiz adımları attık. Yeri geldi kaçtık, yeri geldi suçluluk duyduk; fakat hepsi ilerde anlatılabilmek üzere dolu dolu yaşamaya başladığımız hayatın minik parçaları haline geldi.
Tecrübelerin… Hepsi çok kıymetli. Karanlıkta parlayan yıldızlar gibi yönünü gösteriyorlar sana. 1 yıl… Hem uzun, hem kısaydı. Tökezlediğinde kafanı yukarı kaldırıp ağaçları seyretmeni istiyorum. Pardon. Sadece tökezlediğinde değil, huzurunu bulduğunda da yap. Çünkü zıtlıklar arasında o anları hatırlayıp dengeni bulmanı sağlayacaklar. Birinden nefret mi ediyorsun, onunla geçirdiğin huzurlu zamanları anabilirsin. Birini aşırı sevip kaybetmekten mi korkuyorsun, seni umutsuz bıraktığı bir günü hatırlayıp herkesin hayatından bir gün gidebileceğini kendine yeniden hatırlatabilirsin. Unutma ki, aşırı duygular sana daha kolay zarar verir. Verdiği zarar ise, bazen ruhunda kocaman delikler bırakır. Kimi zaman onları sarmaya vaktin olmadan, yenileri yine aynı deliklerden sızar içine.
Bu yıl kendini sevmeye daha alışık hale geldin. Zorla da olsa mesafe koymayı, ruhunu emen insanları hayatından çıkarmayı ve en önemlisi kendin için zaman yaratmayı öğrendin. Birisi seni doyasıya sevse bile, sen kendini sevmeden o sevginin asla yeterli olmayacağını anladın.
Sevgili kendim, bir yıl sonra neler öğrenecek ve deneyimleyeceksin merakla bekliyorum. Fakat terazimizin şaşmaması gerektiğini kendine hatırlat sürekli. Dengeli ve huzurlu günlerimize doğru açılan o kapıları, minnetle kucaklamanı ve her daim ileri bakıp mutlu olmanı diliyorum bu yıl… “Nice mutlu yıllara, hep beraber!”
Yazar: Sema Nur Terzi