Yürüyen Balıklar

"Ama ait olmadığın bir yerde olmak değil, ait olmadığın bir kimlikle yaşamaktı mesele. Kimse, hiç kimse göremezdi seni böylece, tam da istediğin gibi."

(Bu yazının okunması yaklaşık 3 dakika sürmektedir)

Nefes almaya ara vermek istemek normal midir?

Bu sorunun cevabını öğrenmek için kendine bakmak, kendini daha çok tanımak gerektiğini düşündüm. Belki de bir insanı tanımanın en samimi yoluysa onun çocukluğunu öğrenmektir. Öyle ki çocukluğunu bilirseniz adını, yaşını ve yaşadıklarını bilmeden onu tanıyabileceğinize inanırlar.

Mesela ben, çocukken bilmediğim diller uydurur, akşama kadar şarkı söylermişim. Ördeklerin ayakları üşümesin diye karda kışta botlarımı çıkarıp onlara atarmışım. İnsanlarla konuşmaya utandığımda, annemin beni onlarla tanıştırmasını istermişim. Ablamın giydiği elbiselere özenip, giyinip dans edermişim. Bir şeyi iyi veya kötü yapmamın önemi yokmuş, sadece yaptığım için yeterliymiş.

Tüm bunlar bana, sıradan bir çocuk olmanın ne değerli bir şey olduğunu düşündürüyor ancak, ne acıdır ki ben de çoğu insan gibi hayatımın büyük bir kısmını hatırlayamıyorum. Okula gittim, evet. Peki, sonra? Şöyle bir yoldan gidiyordum…  Şöyle bir arkadaşım vardı herhalde ama tüm bunların ortasında ben neredeydim? Sorguluyorum; arıyorum, benden kalan herhangi bir iz varsa diye.

Fakat pek bir anlam kalmamış, yapmam gerekenler etrafımı sardıktan sonra. Benden bir iz kalmamış; tek hatırladığım koşmaya başladığım. Şarkı söylemeye çekinir olmuş, ördekler görünce önüme bakıp yürümeye başlamışım. Tanımadığım her şeyiyse görmezden gelmeyi öğrenmişim.

Tabii insan düşünüyor: Anlam veremediğim bu içimdeki boşluk nereden geliyor? Bana iyi davranılmış oysa, hiç reddedilmemişim. Benim sorunum nedir? Neden her şey yolunda gittiğinde kaçmak istiyorum? Neden nefes almamak ister ki bir insan?

Ama tabii ki bu hikâye bir çözüme ulaşıyor. Acınası çabaların meyvesi; bir balık karada yürüyebilir mi? Tabii ki hayır. Balık yalnızca yüzebilir ama biraz olsun çırpınsa insanlar şaşırır; “Yürüyen balık,” derler ve hep daha fazlasını beklerler. Balıksa balık olduğunu unutur, denizde yüzen balıkları hayretle izler.

Çok basit, çok duyulmuş bir dizeydi cevabı tüm bu sessiz yakarışların. Ama ait olmadığın bir yerde olmak değil, ait olmadığın bir kimlikle yaşamaktı mesele. Kimse, hiç kimse göremezdi seni böylece, tam da istediğin gibi. Dünya dursun istesen de durmuyor, devam ediyor. Tam da istediğin gibi. Her nefesini tutarken aklından geçen tüm kötü düşünceler gibi. Kendin olarak var olmanın gerektirdiği cesaret seni yakarken, yine de adım atmaya devam etmen gibi.

Ama her şeye rağmen… nefes almak çok güzel. Ve biliyorum ki, öyle de kalacak.

Ece Şevval Kamiloğlu

https://tr.pinterest.com/pin/1055599907839843/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.