Yol

“Mutluluk, güneşe benzer. Zaman zaman sizi ısıtır ama ne zaman geleceğini ya da gideceğini bilemez ve asla elinizde tutamaz, saklayamazsınız.”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakika sürmektedir.) 

Hiç durup düşündüğünüz oldu mu? Yaşadığınız hayatı… Bazen kendimizi yaşadığımız hayatın koşuşturmacasına o kadar çok kaptırıyoruz ki belki yola başlarken ne istediğimizi unutuyor, belki o yolda koşarken geçirdiğimiz dönüşümü ve dolayısıyla yeni bir yol belirlememiz gerektiğini fark edemiyoruz. Arzularımız ve koşmaya devam ettiğimiz yol birbirleriyle uyum içerisinde olmadığı için de nihai son kaçınılmaz oluyor. Mutsuzluk… 

Elbette size mutluluğun formülünü anlatmayacağım bu satırlarda çünkü böyle bir formülün var olmadığını bilebilecek olgunlukta bir insanım ama benden mutluluğu tanımlamamı isteseydiniz size şu şekilde tanımlardım: “Mutluluk, güneşe benzer. Zaman zaman sizi ısıtır ama ne zaman geleceğini ya da gideceğini bilemez ve asla elinizde tutamaz, saklayamazsınız.” 

Biz insanlar değişebilen varlıklarız. Hangimiz bir yıl, bir ay ve hatta belki de bir gün önceki kendiyle aynı duygulara, aynı düşüncelere, aynı davranışlara sahip olduğunu söyleyebilir? Hiçbirimiz, dediğinizi duyar gibiyim. Bir an için siz de bir yıl, bir ay, bir gün önceki sizi düşündünüz değil mi? Ne kadar çok değişmişsiniz, değişmişiz. 

Yaşadığımız, yaptığımız her şey, hissettiğimiz her duygu, kimselerin duymadığı ama bizim yanı başımızdan bir an bile olsun ayrılmayan düşüncelerimiz yani iç sesimiz… Tüm bunlar değişirken arzularımızın da değişebileceğini, değiştiğini görmemek, görmemeye çalışmak kendimize yapabileceğimiz en büyük haksızlıklardan biri değil mi? 

Bazen yaşadığımız hayattan, koştuğumuz o yoldan başka bir yol, başka bir hayat olmadığını düşünürüz çünkü başka bir seçeneğimizin olmadığını düşünmek kolaydır; bizi kaygıdan uzak tutar. Rol yapmaya başlarız. Mutluymuş gibi davranırız. Yüzümüz gülüyordur ama kimse içimizin ağladığını bilmez ve bu durumun en acı olan kısmı ise bazen içimizin ağladığını kendi kendimize bile itiraf edemeyiz, etmeyiz çünkü sonunu bildiğimiz yolun, adım atacağımız yeni bir yoldan çok daha güvenli olduğuna inanırız ya da kendimizi bir şekilde inandırırız. Aslında yürüdüğümüz yolun sonunun nereye varacağını hiçbirimiz bilemeyiz. Sadece bildiğimizi düşünürüz. Her gece bir sonraki gün güneşin doğacağına emin olduğumuza inanıp asla kesinlikle doğacağını söyleyemememiz gibi… 

Bir yerlerde yaşayacağımız başka bir hayatın bulunup bulunmadığı hakkında hiçbirimiz net bir yargıya ulaşamayız. Bu sebeple yolda yürürken arada sırada durup görünmez bir süzgeç yardımıyla dünü, bugünü ve yarını süzmeliyiz. Bilmeliyiz ki yürüdüğümüz hiçbir yolun sonucunun bir garantisi yok ve eğer mutluluğa gerçek anlamda ulaşmayı denemek istiyorsak değişimimizi reddetmek ya da görmezden gelmek yerine kabullenmeyi öğrenmeli, yeni yollarda yürümeyi göze alabilmeliyiz. Bir gün en büyük pişmanlıklarımızın yapmadıklarımız olmaması için… 

Denemekten korkmayanlara…

Kübra Fatma Demir

https://pin.it/vjlwbXWan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.