Yaşamın Gizemi

“Her insan kendi yaşamının gizeminden sorumludur; bu senin yolun ve yolculuğun, aslında tüm gizem bundan ibaret.” 

(Bu yazının okunmaresi yaklaşık olarak 4 dakikadır…)

Ne zamandır yolda olduğumu hatırlayamadığım kadar uzun bir süredir yoldaydım. Yolculuğa çıkmadan önce de zaten bu yolculuğun sonsuz yılda bitebileceği konusunda beni uyarmışlardı, ben yine de içimdeki o tutkuya engel olamadım. Kimsenin bilmediği kocaman bir gizemin içine giden bu yolculuk için gönüllü oldum. Hayatımı o ân bu ödüle adadığımın farkındaydım fakat şu an geçtiğim yolları ve benden geçen mevsimleri hatırladıkça hayatımı sonu olmayan bir gizeme, boşluğa verdiğimi fark ediyordum. 

Doğduğum ilk andan beri kütüphanedeydim, gözlerimi ilk orada açtım yaşama, sonrasında da bilgelerin yanında yetiştirildim; onlar kütüphaneyi korumak için ben ve beş çocuğu eğitiyorlardı. Onlar için: “Bilgi güçtü.” Bilgiye sahip olan kişi aslında tüm dünyanın sahibiydi. Gizemli kitapların birinde yazan kehanete kapılarak çıktım bu yolculuğa: “İnsanın varoluşunun gizemi çiçekli yollarda, çamurlu bataklıklarda, artık acıdan ağlayamayacak halde olan gözlerde, gülümsemekten yorulmuş dudaklarda, nefes almakta saklı. Bu bir yol… En karanlık ormanda başlayan yolun sonuna yalnızca en çok sabreden ulaşacak. Yolun sonu, insanın varoluşunun gizemine çıkacak.” 

Günlerce bu cümleleri düşünmüş ve kimsenin cesaret edemediği o kararı almıştım. En karanlık ormanda yolculuk… Daha önce kimse o ormana girmemişti. İşte beni Martin Eden tarzı bir maceraya sokan tam da buydu. 

Yolculuğum o kadar sonsuz sürdü ki artık bir sona sahip miydim bilmiyordum. Sadece kimsenin gitmediği yollarda tek başıma gece gündüz yolculuk ediyordum. Geri dönüş yolunu bilseydim bir an bile düşünmez dönerdim fakat bunun için de bir sonsuzluk daha gerekiyordu ve ben kendi yolumun sonundan başka hiçbir şeyi bu kadar arzulamıyordum. 

Bataklığa bulanmış bir nehre yaklaştığımda durakladım. Yerdeki ayak izlerini fark ettiğimde tüm vücudumu bir heyecan dalgası esir aldı. Bu yolculuktaki tek insan değildim. Ayak izinin peşinden çalılığa ilerlediğimde orada yaşlı bir adam gördüm. Beyaz sakalı yere kadar uzanmıştı ve yere kadar uzanan beyaz saçları karman çormandı; yırtık kıyafeti onun da bu amansız yolda sonsuz zaman geçirdiğinin bir göstergesiydi. Başını çevirip beni gördüğünde ürkerek elindeki kitabı yere fırlattı. “Yaşamın Gizemi” isimli kitabın kapağından gözlerimi alamadım. Bir bataklığın içerisindeki kabartmalı lotus çiçeğinin sembolü kitaba işlenmişti. Sanki dokunsam çiçeği oradan koparıp elimde hissedebilecekmişim gibi geliyordu. Büyülenmiş gibiydim.

“Sen de kimsin?” diye fısıldadı yaşlı adam. Elimi kalbime götürerek kendimi ve bu yolculuğa adanmışlığımı anlattım. Adamın cam gibi keskin mavi gözleri beni inceleyerek tarttı. Sanki bu görev için beni daha aşağıda görmüş gibiydi. 

“Ben de yaşlı bilgeyim. Sonsuz zamandır Yaşamın Gizemini arıyorum, tıpkı senin gibi.” İlk kez yolcuğa çıkan insan olduğumu düşündüğüm için bir hayal kırıklığı yaşadım. Belki de sonsuz sayıda kişi bu yolculuğa çıkmıştı, sadece biz bilmiyorduk.

“Peki bulabildiniz mi?” diye fısıldadım. Kalbimin sesini kulaklarımda duyabiliyordum sanki. Bin yıllık gizem sonunda çözülecekti. Yaşlı adam gülümseyerek konuşmaya başladı. “Elbette buldum, düşünmek için sonsuz vaktim oldu fakat az önce bu gizemi çözdüm. Sana söyleyemem.” Yara bere içerisinde kalmış vücudum daha fazla dayanamazken yere çöktüm. O kadar emek verip hayatımdan vazgeçmiştim ama bunu öğrenemeyecektim.

“Çünkü bunu kendin keşfetmen gerekiyor, merak etme düşünecek sonsuz sayıda vaktin olacak. Bu ormanı koruyacaksın. Benim görevim bitti, nihayet yolun sonundayım.” Yere düşmüş lotus kapaklı kitabı bana uzattı. 

“Peki o halde bu ormanı kimden koruyacağım?” Elim kitaba değdiğinde cayır cayır yanıyordu ya da ben yorulduğum için bir illüzyonun içindeydim. 

“Bu evrendeki en cani varlıklardan elbette…” Derin bir nefes aldı. “ İnsanlardan.” Tüylerim diken diken olurken kitaba sarıldım. Gözlerimi bir anlığına lotus çiçekleriyle kaplı bataklığa çevirdim, elimdeki kitap sanki daha da ısınmaya başlamıştı; kuşlar da huzurla şakıyorlardı. Yaşlı adama döndüğümde ondan hiçbir iz kalmamıştı. Hatta ayak izlerinin bile yok olduğunu fark etmek tüylerimi ürpertti. 

Kitabın kapağında elimi gezdirdim. Yaşamın gizemini bulmak için yaşamımı vermiştim, bu boşa olmamalıydı. Kitabı açıp ilk sayfasını okumaya başladım. Sarı sayfanın en üst kısmında tek bir cümle yazılıydı: “Her insan kendi yaşamının gizeminden sorumludur; bu senin yolun ve yolculuğun, aslında tüm gizem bundan ibaret.” 

 

Yazar: Ayşegül Çıkrıkcı

Görsel kaynak: https://tr.pinterest.com/pin/611222980708225349/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.