Söylenmemiş Kelime Olmak

"Kalabalıkların içinde yer alır insan. Zaman zaman gürültünün ortasında, tek başına telaffuz edilmeyi bekleyen bir harf gibi... Böyledir işte. Kalabalıklar arasında var olup da görünür olamamak yalnızlığın en tenha biçimidir."

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakika sürmektedir.)

En kalabalık caddelerde yürürken bile, adımlarındaki yalnızlığı hisseder insan. Kahkahaların çarpıştığı, konuşmaların üst üste yığıldığı, şehrin o metalik uğultusunun kulakları doldurduğu sokaklarda kelimelerine yer bulunamayabilir. Öyle zamanlar olur ki koca caddede herkes görünmez bir senaryonun parçasıdır; bir tek senin rolün yazılmamıştır o devasa sahnede. Kalabalıkların içinde yer alır insan. Zaman zaman gürültünün ortasında, tek başına telaffuz edilmeyi bekleyen bir harf gibi… Böyledir işte. Kalabalıklar arasında var olup da görünür olamamak yalnızlığın en tenha biçimidir. Hele ki insan, duygularını aktaramaz; aktarır da anlaşılamazsa etrafındaki kalabalığın anlamı tümüyle yitirilir. Böylece kişi, aktaramadığı duygularının kalabalığında ve konuşamadığı insanların yarattığı yalnızlığında kalır. Omuzların birbirine değdiği metro vagonlarında ya da tıklım tıklım muhabbet dolu meydanlarda bile insanın ruhu ancak kendi ayazında üşür. Belki de en ağır yalnızlık, hiç duyulmamış olmak değil, duyulup da anlaşılmamaktır. İnsan, kendine ait bir cümle bulamadığında kalabalıklar anlamını yitirir, sesler susar ve geriye söylenmemiş bir kelime gibi içinde taşınan o eksik varoluş kalır. Işıklar yüzüne çarpar ama içini ısıtmaz artık. Herkesin bir acelesi, yetişecek bir yeri vardır; senin ise durup soluklanacak bir yerin yok gibidir. Bazen bir gözle karşılaşırsın belki “Beni gör.” demek için ancak uzun sürmez o bakış, hepsi gibi usulca kayıp gider. Şehir seni itmez belki tıpkı varlığını da pek umursamadığı gibi. Nihayetinde insan uyanır ve bu sağır edici kalabalığın içinde kendine sığınmayı öğrenir. Dışarıdaki gürültü ne kadar artarsa artsın içindeki sessizliği bir zırh gibi kuşanır. Zaten belki de asıl mesele anlaşılmayı beklemek değil, o anlaşılamamanın getirdiği özgürlükte kendi dilini yaratmaktadır.

Eda Demiral

https://pin.it/3PeKwVksT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.