(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 2 dakikadır.)
İnsanların neredeyse hepsi, hayatındaki birçok durumdan şikâyetçidir. Kimi işinden, kimi çevresinden, kimi ise bambaşka şeylerden; ama hepsi hayatındaki bir ya da birden fazla parçadan şikâyet eder. Bu, bizim en kötü benzerliğimiz olabilir: Şikâyet etmek. Hayatımızda var olan bir objenin ya da bir durumun daha iyi bir versiyonunun ortaya çıkması yeterlidir; o var olan şeyden şikâyet etmemiz için. Bunun en büyük nedeni ise kıyaslama ve kıyaslanma durumudur. Bu durumun temel sebebi ise toplumun ta kendisidir.
İnsanlık geliştikçe kıyaslama da artmaya başladı. Kendini başkasından daha iyi yapabilmek için, elindekinin en iyisi olmasını sağlamaya çalıştı; en iyisi olsa bile, daha iyisini var etmekle uğraştı. Sırf “ben en iyisiyim” diyebilmek ya da insanların kendilerini onunla kıyaslayabilmesi amacıyla… Bu durum, insanlığın gelişmesine büyük bir fayda sağladı, evet; fakat bir yandan da çok büyük bir sorunu ortaya çıkardı: Şikâyet etmek.
En iyisini alamayan ya da yapamayan insanlar, şikâyet etmeye başladı. Şikâyet edebilmek artık onlar için başka bir çıkış yoluydu; kendilerini “ben de bu durumdan memnun değilim” diyerek rahatlatabiliyorlardı. Bu da maalesef insanların hiçbir şeyden tam anlamıyla memnun olamamasına neden oldu.
Her yeniliğin iyi yanları olduğu kadar kötü yanları da vardır. İnsanlığın gelişmesi, insanları bir memnuniyetsizliğe sürüklemiştir.
Hayatımızda her şey yolunda olsa bile; biten şarja, havlayan köpeğe ya da hafifçe sürtündüğümüz duvara bile şikâyet eder olduk. Tam anlamıyla memnun olabilme yetimizi kaybeder hâle geldik. Memnun olmak artık bir seçenek bile değildir. Elindekilerle yetinmek kimsenin tercihi değildir ve bunun en temel nedeni ise buna alışmış olmamızdır. O kadar çok şikâyet eder olduk ki, artık bu duruma alıştık.
Bazen bazı durumların çözümü olmaz. Olsa bile kimse uğraşmak istemez; çünkü o çözüm aslında kimsenin işine gelmez. Bahsini ettiğim durum da maalesef bunlardan biridir. Çözümü olmayan durumlardan en büyüğü.
Ne yazık ki bu, acı bir gerçek. İnsanlığın acınası bir durumu.
Yazar: Merve Coşkun