Psikolog mu Değil mi?

Psikolog mu değil mi?

“Suç psikoloğu mu, değil mi?”: http://akademi.enginarik.com/2015/12/suc-psikologu-mu-degil-mi.html

Bu haber üzerine değinmek istediğim birkaç konu var arkadaşlar. Bu haberde adı geçen Arkın Gelişin’in güncel tüzel (hukuksal) durumunu bilmediğimden yazacaklarım kesinlikle kendisiyle ilgili değildir, amacım sadece haberde yansıtılan olayı ele almaktır.

Bölüme girdiğimden beri sıklıkla yaptığım bir etkinlik var, öz geçmişleri incelemek. İlk sürelerde saygın ve tanındık kişilere bakarken artık bir alışkanlık haline geldiği üzere gördüğüm her etkinlik konuşmacısını, her eğitim vereni araştırıyorum. Çok güç değil, Google’a yazıyorum, kendi sitesinde, bağlı olduğu kurumda ilk iş öz geçmişini arayıp bulmaya çalışıyorum (tabii eğer varsa). Bazen gerçekten çok komik şeylere rastlıyorum, iyi oluyor gülüyorum. Bazısında verdiği yıllar uyuşmuyor, bazısında belirtilen yılda o bölüm daha açılmamış oluyor vb. Eğer sürem varsa YÖK Tez Merkezinden bitirme tezlerini, veri tabanlarında da makalelerini aratıyorum ve hiç tahmin etmeyeceğim kişilerin bile yaptığı bilgi çarpıtmalarını görüp hayrete kapılıyorum.

Öz geçmişte sahtecilik ülkemizde pek yaygın, bir tek psikoloji alanına özgü değil. Bu nedenle de bence insanların geçmişlerine bakabiliyor olmamız gerekli; bu, yüzyıllardır kişilerin niteliklerinin genel olarak bir göstergesidir. Eğer insanların geçmişlerinin önemi artarsa, şu an da insanlar şu an yaptıklarının niteliğinden kaygı duymaya başlarlar. Pek çok kişi sanki ileride kimse onların aldıkları eğitimleri umursamayacakmışçasına hareket ediyor. Geçerliliğinden ve niteliğinden bir haber oldukları eğitimlere, seminerlere katılıyorlar; kim olduğu bilinmeyen yazarları okuyorlar.

Bilindiği gibi git gide istismar edilmekten yol geçen hanına dönen psikoloji alanında gün geçmiyor ki şarlatanlara rastlamayalım. Açıkçası ben bir psikoloji öğrencisinin elinde kişisel gelişim kitabı gördüğümde içim kan ağlıyor. Eleştirdiğim şey, popülerliği sebebiyle kitapçıların ön raflarında yer alan kitaplar değil, sanki kendi ayağına sıkarcasına bu kitaplara/kişilere değer veren/kazandıran öğrenciler. Sanki gelecekleri önemli değilmişçesine bu insanlara prim verenler.

Neyse ki son dönemlerde az da olsa bu kişiler açığa çıkarılıyorlar ancak bu sürece hız ve ivme kazandırmamız gerektiğini düşünüyorum. Özellikle psikoloji kulüplerindeki arkadaşlara ricam, etkinliklerinize gelenlerin öz geçmişlerini araştırın. Bir etkinlik düzenleyeceğiz diye, okulun ve kulübün adı yayılacak diye ne olduğu belirsiz “şeylere” girişmeyelim. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım. Özellikle kitapları ve sertifikalı seminerleriyle tanınan kişilerin öz geçmişlerine, kullandıkları sözcüklere ve kendilerini tanıtma biçimlerine baktığımızda birazcık da olsa kendilerini ele veriyorlar.

Hani;

psikolog sandıklarınız psikolog olmayabiliyor,

bilimsel sandıklarınız bilimsel olmayabiliyor,

yasal sandıklarınız yasal olmayabiliyor,

bilim sandıklarınız bilim olmayabiliyor,

etik sandıklarınız etik olmayabiliyor,

var sandıklarınız var olmayabiliyor.

Teşekkürler.

YAZAR: Hakan UZUNLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.