(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)
Güneş güne son vedalarını bırakırken kalktı Kırık Rüya Mimarı sandalyesinden. Dudakları arasında bitmek bilmeyen şikayetler, birbirine geçen sözler, zihninde birbirine giren düşünceler, koltuğunun altında birbirine girmiş planlar eşliğinde tuttu başka bir zihnin yolunu ancak bu kez kendi içindeki harabeydi mimarisini düzenleyeceği. Kırık kapılardan sızan karanlığa ilişti gözleri. Kırık duvarlardan sızan ışık öbeğinde, harabeye dönmüş eşyalarda, tavanı dökülmüş odalarda… Öyle ya, belki de buydu kırık rüyaları onarmanın kefareti, belki de buydu işini kendini bu hale getirecek kadar sevmenin bedeli.
Her bir odada teker teker gezindi Kırık Rüya Mimarı; kendi kırgınlıklarında, kendi endişelerinde, kendi pişmanlıklarında, kendi anılarında süzüldü. Kendi güzel anılarında süzüldü Mimar, onların ışığında bu hale geldiği ana üzüldü. Her bir kırığı not aldı önce. Her bir çatlağı, her bir kırığı, her bir anıyı not aldı; tavandan sızan ışığı, çatlaklardan sızan karanlığı not aldı Mimar.
Kendi içinde, kendi harabesinde kayboldu mimar; kendine acıdı, kendine kızdı, kendiyle gurur duydu. En nihayetinde tosladı duvara koltuğunda bir avuç notla. O an tıkırdadı tüm yapı; menteşeler kendi ağırlığını hissetti, kapılar gıcırdadı, çatlaklardan sızan karanlık mimarı sararken üfledi eski, tanıdık bir ses. Adımlarını duyamıyordu Mimar. Yüzünü göremiyor ancak hissediyordu varlığını üstünde. O an aydınlandı tekrar etrafı ve bir el uzandı etrafını saran yağmur bulutları arasından.
Belki de yalnız değildi koca mimarinin içinde. Belki başka Rüya Mimarları da vardı koca dünyada ve belki hepsi de arıyordu orada bıraktığı notları, belki de hepsi istiyordu kendi zihinlerinde onlara uzanan elleri. Belki de rehber, karanlığın arasından uzanan bir el değil, çok daha eski bir çağrı, ilk kırıklardan ulaşmaya çalışan bir sesti. “Yalnız değilsin”, “Çünkü her mimar kendi enkazını geçmelidir başkasının enkazına dokunabilmek için.” dedi ses. Bir nefes misali içine çekti rehberin sözlerini ve etrafını saran kara bulutlara üfledi Mimar. Belki de haklıydı ses. Belki başka Rüya Mimarları da vardı dünyada ve belki hepsi düzeltmeye çalışıyordu kendi harabesini. Belki onların enkazına yardım etmek için önce kendi harabesini düzeltmesi gerekirdi Mimar’ın.
Pınar Yaman