Kırık Kalbin Sessiz Öğretisi

“Aşk, iki kişinin birbirine sığınması değil; iki kalbin kendi bütünlüğünü koruyarak yan yana durabilmesiydi.”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 4 dakikadır.)

Birini çok sevmişti. Öyle sessizce değil, delicesine, yüreğinin bütün sesiyle sevmişti. Gözlerinin içine baktığında dünya biraz daha sessizleşir, kalbi biraz daha huzur bulurdu. Ama zamanla fark etti ki, o sessizlik aslında kendi sesinin kısılmasıymış. Neşesini onun gülüşüne, değerini onun ilgisine, huzurunu da onun varlığına bağlamıştı. O yokken eksikti, o varken ise tamam olduğunu sanardı.

Sevdiği insan bir gün uzaklaştığında, sanki ruhunun en değerli parçası da onunla beraber gitmişti. Garipti… Çünkü o gidince sadece onsuz kalmamış, kendi benliğini de yitirmişti. Aynaya baktığında gördüğü yüz artık ona tanıdık gelmiyordu. Değişmişti; sevilmek için kendisinden vazgeçmiş, hayallerini birer birer kendi elleriyle yok etmişti. 

Kendisi olmaktan korkmuştu. Kırılmasın diye kendi içindeki sesi susturmuştu. Fakat içindeki sessiz çığlıklar gözlerinden okunabiliyordu. Artık o, kendi filminde bir figüran olmuştu. Varlığına bağlanmış, yokluğu ise bir günah gibi ağır gelmişti. Sesini duymamak, gözlerini görmemek, onun için sevmek sanki cezası olmayan bir suç gibiydi.

Birine bu kadar teslim olmayı, hayatının merkezine koymayı aşk sanmıştı belki de. Oysa gerçek sevgi insanı eksiltmezdi, kendinden bu kadar vazgeçmesine izin vermezdi. Fakat bunu kendini kaybettikten sonra anlayabildi. Sevilmek uğruna sustuğu her cümlenin, kendi benliğine büyük bir ihanet olduğunu fark etti.

Bir sabah, içinden gelen tanıdık bir ses duydu. Çok kısık, ama kararlıydı.

“Artık yeter.” diyordu.

Mutlu olmayı hak ettiğini biliyor ve kendini iyileştirebilmenin en güzel yolunun yeniden kendisi olması gerektiğini biliyordu. O günden sonra kimseyi suçlamadı. Ne onu terk edeni ne de onu yarım bırakanı… Sadece teşekkür etti içinden. Artık tamamlanmak için, kendisi gibi olabilmek için kimseye ihtiyaç duymuyordu. Sonunda asıl sevginin, asıl mutluluğun kendi içinde olduğunu anlamıştı.

Ve o gün, ilk defa kimseye ihtiyaç duymadan tamam hissetti. Kendini affetti. Kendini sevdi. En önemlisi de kendini kimse için değiştirmedi. Kalbinin kırık yerlerinden ışık sızmaya başladı. Çünkü artık biliyordu: “Aşk, iki kişinin birbirine sığınması değil;
iki kalbin kendi bütünlüğünü koruyarak yan yana durabilmesiydi.”

Buse Nur Katar 

Görsel Kaynağı: https://pin.it/78pIJcqvI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.