KIRGIN HİSLER BİRİKİNTİSİ

Sigarasından bir nefes daha çekip kenara bıraktı. Onu uzun zaman sonra tekrar görebilmenin zevkini yaşamak istercesine gözlerini dikti. Uzun ve hafif kıvrımlı boynunu, omuzlarına dökülen saçlarını, dudaklarının gamzesine yaklaşan o insanı hayata bağlayan çizgisini, bağımsızlığını ilan etmiş göğüslerini, ter ter avuç içlerini dakikalarca seyretti. Ondan uzak kalmanın delirmekle aynı şey olduğunun farkına vardı.

-Ah Nora, benim canım sevgilim..

Defalarca tekrarladı içinden. Ne eli uzanabiliyor, ne tek kelime edebiliyor ne de yerinden kalkabiliyordu. Bir mıh gibi tabureye çakılmış, ondan ayrılmak için karşısına kurulmuş sevgilisinin güzelliğine doymak için tanrıya yalvarıyordu.

-Nora..

Hafif yanık buğday teni, keskin yüz hatları, uzun boyu ve mükemmel sayılabilecek vücut hatlarıyla tüm erkeklerin bir gece geçirmek isteyeceği bir kadın. İnsanı dansa davet eden duruşa, yatağa iten dudaklara ve bir ömür şehvet uyandırabilecek göğüslere sahipti.

Olacaklardan, olmuşlardan habersiz öylece izliyordu sevgilisini Ekrem. Bu güzelliğin kendisine ait olduğunu düşündükçe gülümsüyor ve sigarasını keyifle içiyordu. Nora, tüm sakinliğiyle caddeden geçenleri izliyor ve kendini ayrılık konuşmasına hazırlıyordu. Aslında uzun zaman olmuştu kafasında bu konuşmayı yapalı, bu hiç adı olmayan ilişkiyi bitireli, yeni insanlara açılalı. Çünkü Nora’ydı o. Savruk yürür, insanı küçümser gibi güler ve dünyanın yanışını izler gibi içerdi sigarasını. Kendi içindeki devrimini tamamlamadan, daha kendi ütopyasını kuramadan ve tahtın başına geçmeden gelmişti hayatına Ekrem. Öylece aniden. Çocukluk aşkıyken kayboldu ortadan. Çalışmaya gitmiş demişlerdi Nora’ya. Sonradan duydu, pezevenk olmuş. Ablasının intiharında karşılaştı yıllar sonra, tecavüzcüsüyle evlendirilen ablasının. Ne çocukluğu geçmişti suratından ne de o naif bakışları. Tekrar âşık oldu Ekrem’e. Neredeydin bunca zaman diye sormadı da hiç Nora, soramadı. Ailesini, arkadaşlarını ve kendisini bıraktı, taşındı Beyoğlu’na. Nasıl olduğunu bilemeden, tanımlayamadan, öylece sevgili olmuşlardı. Parmak uçlarına dokunmasıyla irkildi Nora. Gözlerini çevirdiği gibi döküldü dilinden ayrılık kelimeleri. Ne olduğunu anlayamadan fırladı ayağa Ekrem, altındaki tabureyi eline aldığı gibi fırlattı yere. “Yetmedim mi sana?” dedi sadece. Daha fazlası çıkmadı Ekrem’den. Döndü ve gitti. Kulaklığında yarım kalan şarkıyı açtı Nora, aralık çantasından kimliğini aldı. Pembe bir kâğıt parçasının hayatını mahvedişini seyrederken sigarasını yaktı. Şarkının o en sevdiği kısmı gelince, kendisine bunca zorbalığı dayatan zıkkımın tam ortasında söndürdü sigarasını.

“Teker teker nasıl yazdınsa,

Öylesine bakmışsın

İşte o kadar..”

Yazan: Gülzemin Canbolat

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.