Kintsugi

(Bu yazının okunması 2 dakika sürmektedir.)

Üzerine yıldızları toplamış gibi parlayan, masmavi bir gökyüzünü andıran büyük kase, masanın üzerinde öylece duruyordu. Gündüz güneş ışıklarını memnuniyetle karşılar, gecenin karanlığındaysa küçük bir galaksiyi andırırdı bu kase. Evin en güzel köşesi onundur. Masanın üzerinde durur, ne kadar göz alıcı olduğundan emin bir şekilde kendini sergiler. Konuşabilseydi eğer “Gözlerinizi benden alamadığınızı biliyorum.” derdi. Ancak bunun için konuşmasına pek de gerek kalmazdı.

Bu camdan yapılmış minik bir galaksiyi andıran kasemiz, çok değerlidir sevgili okurlarım. Öyle değerlidir ki içine onu çizecek ya da kıracak hiçbir nesne konmaz. Daima el üstünde taşınır, çocukların gazabından büyük bir emekle korunur. Aslına bakarsanız bizim bu kase, kase olmaktan çok bir sanat eseridir. Boyuna kendini sergiler durur.

İşte böyle kendinden emin bir şekilde masanın üstünde öylece durduğu bir gün, bizim bu kasenin başına olmayacak bir iş gelir. Bir felakettir bu. Hatta mavi kasemizin zarif dünyasının sonu da diyebiliriz buna.

Nereden geldiği bilinmez bir sarsıntıyla o camdan yapılma yüzeyi zeminle buluştuğunda, bizim kase ne olduğunu anlayamamıştır. Anladığındaysa o mavi parlak yüzeyinin birkaç parçaya ayrıldığı travmasıyla yüzleşmek zorundadır.

İşte bu şekilde, bizim zarif ve kusursuz kasemiz üç parçaya ayrılır. Adeta bir sanat eseri gibi sergilenen bir kaseyseniz üç parçaya ayrılmak hayatınızın sonudur.

Ancak bu sefer değil. Yaşlı bir adam, ki bu adam bizim mavi kasemizin değerini ilk görüşte fark etmiştir, bir gün elinde biraz toz altın ile çıka gelir.

Mavi kasenin üç parçasını dikkatlice avucuna alır. Yaşlı adamın sıcacık avucunda buz gibi kalır bizim kase. Yaşlı adam zarafetle parçaları ait oldukları şekilde birleştirir. Altın tozunu kırık parçaların uçlarına sürerek bizim kaseyi eski formuna getirir. Bunları yaparken o kadar odaklanmıştır ki, ilk başta görenler onun bir büyü yaptığını sanmıştır. Ancak yaşlı adamın yaptığı tek şey mavi kaseyi kırıklarından tekrar birleştirmektir. Sonradan öğrendiğimize göre sevgili okurlarım, bu yaşlı beyefendinin bir adı yokmuş, herkes ona Kintsugi Ustası dermiş.

Kintsugi Ustası işi bittiğinde bizim kaseye doğru eğilerek usul usul konuşur:

“Artık eskisinden daha da değerlisin. Bir hikayen var. Ve bu hikayeni altın tozlarıyla birleştirdim. O hikayenin izleri hep duracak, altınla kaplı bir şekilde. Onların değerini bilmen ve kaldığın yerden devam edebilmen için.”

Yazar: Eylül Yılmaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.