KENDİ YOLUNDA

Bir gün bir ağacın dibinde oturuyordun. Etrafından insanlar geçiyordu tanıdığın, tanımadığın ama umursamıyordun. Kendini kulaklığından gelen şarkının tınısına çoktan kaptırmıştın. Bir haritan yoktu ama aklında bilmediğin yerlere seyahat etme fikri vardı, aslında bunun için planlar yapmaya başlamıştın bile ama tereddütlerin vardı; ya yapamazsam, ya düşersem, ya kaybolursam diyordun içinden ama yeni yerler keşfetme fikri tüm bu düşüncelerine galip geldi ve yola çıktın. Yürümüyordun, altında bir bisiklet vardı, ayrıca rüzgarın tersi yönünde ilerlediğin için hafiften esen rüzgar ilerlemeni zorlaştırsa da hoşuna gidiyordu. Usulca ilerlerken çakıl taşlarıyla dolu bir yola girdiğinde tökezledin, düşmek üzereyken dengeni topladın ve olağan gücünle devam ettin. Gidiyordun, gidiyordun, gidiyordun… Her şey hayal ettiğinden bile güzeldi, uzun zamandır hiç bu kadar mutlu olmamıştın. Derken yoruldun ve biraz da sıkılmıştın açıkçası yalnız olmaktan. Sıkıcı geçen yolculuğuna heyecan katmak adına otostop çekmeye karar verdin ve önünde duran ilk arabaya atladın ama içinde bir huzursuzluk vardı. Sonuçta hiç bilmediğin birilerinin arabasına binmiştin ve sana zarar verebilecekleri düşüncesini kafandan atamıyordun bir türlü. Çok geçmeden düşüncelerinde yanılmadığını fark ettin, şoför arabayı uçuruma doğru sürüyordu. Korkmuştun çünkü yaşamak istiyordun. Arabadan kendini dışarı atmayı düşündün fakat o kadar da kolay değildi. En sonunda yara bere içinde kalmak pahasına kendini aşağı attın, yuvarlandın. Dizlerin kanamış, kolların çizilmiş ve bacaklarında koca koca morluklar oluşmuştu ama hiçbirinin önemi yoktu, görmediğin pek çok yer vardı ve devam etmen gerekiyordu. Tekrar o arabayı gördün, artık binemezdin fakat aynı yoldan gittiğinizi sanıp yanında koşmaya başladın. Arabanın içinde ne konuşulduğunu duyamıyordun elbette ve her dönemeçte, her yeni yol ayrımında kafan karışıyordu. Sonra durdun ve araba saçlarını bir yana, eteğini bir yana savurarak hızla uzaklaştı. Önce derin bir nefes alıp tüm oksijeni içine çektin, öyle ki havada oksijen zerresi bile kalmayacaktı neredeyse. Oturdun, umarsızca gökyüzüne baktın, gerçekten de aynı mıydı yolunuz? Evet belki arabanın devam ettiği yol düzdü, keskin virajları yoktu ama o yol senin yolun değildi, kendi yolunda değildin. O yolu hiçbir zaman sen seçmemiştin. Sen tüm bunları düşünürken omzunda minik bir nefes hissettin ve başını bedeninin sağ tarafına çevirince küçük mavi bir kuşla karşılaştın, onun şaşkın bakışları seni güldürmüştü. Senin kahkaha seslerin eşliğinde göğe yükseldi. Gösteri yapar gibi kanatlarını bir o tarafa bir bu tarafa çırpıp duruyordu. Onun bu gövde gösterisi seni kendine getirmişti. Tekrar yola koyuldun. Bu sefer eskisinden daha keyifli geçiyordu zaman, çakıl taşlarıyla bezeli zikzaklı yollar ayağının altından kayıp gidiyordu ve sen ayağına batan taşlardan rahatsızlık duymuyordun. Cıvıldayan kuşun sesi yolunu daha da keyifli bir hale getiriyordu ama sesini duyamadığında kafanı gökyüzüne çevirip orada mı diye bakıyordun. Bazen orada olmuyordu ve korkuyordun seni tamamen bırakıp gitmiş olmasından; sonra geri dönüyordu, bazı zamanlarsa sesini çıkarmayıp maviliklerin arasından hayretle çabalayışını izliyordu. O kanatlarını çırptıkça sen uçuyormuş gibi hissediyordun. Birlikte yeni köylere, kasabalara, kentlere, ülkelere gidip kısa süre için oradaki insanların yaşamına dahil oluyordunuz fakat oralarda geçirdiğiniz kısa zaman dilimlerini ne siz unutuyordunuz ne de oradaki insanlar unutuyordu. Bu dünyadaki nokta kadar varlığınızla onlarca kalpte kocaman ve silinmesi zor izler bırakıyordunuz. İki dudağının arasından çıkan kısık bir ıslık sesi tenha sokakta yankılanırken yolculuğunu omzunun bir köşesinde geçirmekte olan kuş çırpınarak uçmaya başladı. Uçtu, uçtu, daha fazla uçtu, gözden kaybolana kadar uçtu… Bu sefer biliyordun dönmeyecekti. Yine de yüzünü güneşe dönüp uçtuğu yöne bakarak gülümsedin. Hafiflediğini hissetmiştin. Ne de olsa bu senin yolundu, doğru da olsa eğri büğrü de olsa senindi. Anlayacağın senin yolun sana doğruydu ve sen hiç  yolundan dönmedin.

Burcu Kaplan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.