İçimizde Yavaşça Sönen Şeyler

“Ve belki de bu yüzden unutmak, tamamen yokluk değil; daha çok bir hafifleme hâlidir.”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 1 dakikadır.)

Unutmak, çoğu zaman fark edilmeden başlar, gürültüsüzdür. Ne belirgin bir başlangıcı

vardır ne de net bir bitişi. Bir şeyin artık eskisi kadar sık düşünülmediği, hatırlamak için

küçük bir çaba gerektiği o anlarda kendini belli eder.

Bir zamanlar çok canlı olan şeyler, zamanla daha silik bir hâl alır. Detaylar eksilir.

Kenarlardan yavaş yavaş çözülür gibi… Önce küçük ayrıntılar gider: bir cümlenin tonu, bir

anın keskinliği. Sonra bütün daha sade bir hâle gelir. Geriye yalnızca genel bir iz kalır.

Bu değişim çoğu zaman ürkütücüdür. Çünkü insan, hatırladıklarıyla kendini daha sağlam

hisseder. Net olan, tanıdık olan güven verir. Unutmak ise bu netliği azaltır. Bir şey hâlâ vardır

ama eskisi gibi tutulamaz. Sanki zihnin içinde biraz daha uzakta duruyordur ve bu mesafe,

tuhaf bir duygu yaratır. Tam olarak kayıp değildir, ama eskisi gibi yakın da değildir. Arada bir

yerde. Uzanınca dokunulabilecek kadar yakın, ama aynı sıcaklığı vermeyecek kadar uzak.

Zaman bu noktada sessizce devreye girer. Zorlamadan, acele etmeden, her şeyi kendi

hızında dönüştürür. Önce yoğunluk azalır, sonra tekrar etme ihtiyacı. Ardından zihnin o

konuya dönme sıklığı… Ve bir gün, hatırlamak için özel bir çaba gerektiği fark edilir. İşte o

an, unutmanın ne olduğu biraz daha anlaşılır. Bu, silinmek değildir. Daha çok sönmek gibidir.

Bir ışığın bir anda kapanması değil; yavaş yavaş gücünü kaybetmesi gibi. Hâlâ oradadır, ama

eskisi kadar aydınlatmaz. Ve belki de bu yüzden unutmak, tamamen yokluk değil; daha çok

bir hafifleme hâlidir.

Her şeyin aynı yoğunlukta kalmadığı, zihnin kendi içinde yer açtığı bir düzen. Yeni

düşüncelerin, yeni deneyimlerin yer bulabilmesi için eski olanın biraz geri çekilmesi. Bu geri

çekilme, bazen fark edilince buruk bir his bırakır.

Ama aynı zamanda şunu da gösterir: Hiçbir şey olduğu yerde, aynı şekilde kalmaz.

Unutmak belki de bu değişimin en sessiz hâlidir. Ne kopuş kadar keskin, ne başlangıç kadar

belirgin. Sadece… içte yavaşça sönen bir şey gibi.

Yazar:Fatoş Ölmez

Görsel: https://tr.pinterest.com/pin/760123243403876940/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.