İçimde Yeşeren Bir Mevsim

“Baharın içsel karşılığı burada belirir. Çiçek açmak gibi görünür bir an değildir bu; toprağın artık kendini sıkmaması, içinde olanı zorlamadan taşıyabilmesidir.”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakika sürmektedir.)

Bahar, görünür olanın değil, gizlice yer değiştirenin mevsimidir. Dalların ucunda beliren

tomurcuklardan önce, toprağın derininde çözülür; donmuş olanın inadı kırılır, katı olanın

belleği yumuşar. Bu yüzden gelişi bir anla işaretlenemez. Bir sabaha, bir güne, bir tarihe

sığmaz. Bahar, daha çok, eskisi gibi kalamayanın içten içe başka bir hâle dönmesidir.

Kış, yalnızca soğuk değildir; biriktirir. Sesleri, duyguları, yarım kalmış anlamları üst üste

koyar. İçeride bir yoğunluk oluşur; ne dışarı taşar ne de tamamen kaybolur. Her şey kendi

içinde dönmeye başlar. Bu dönme, hareket gibi görünür ama aslında bir yerde kalmaktır.

Zaman ilerler, fakat içerideki yapı değişmeden kalır. Sonra, görünmeyen bir yerde bir

çözülme başlar.

Bu çözülme bir kırılma değildir; sert bir kopuşu yoktur. Daha çok, sıkı tutulan bir şeyin

artık kendini tutamaması gibi. Önce fark edilmez. Aynı düşünceler geçer, aynı duygular uğrar.

Ama ağırlıkları değişmiştir. Eskiden içe doğru çeken şeyler, artık sadece geçip gitmektedir.

Bu hâlin adı çoğu zaman konmaz. Çünkü bir duygu değildir; bir yön değişimidir. İçerideki

hareketin ekseni kayar. Eskiden merkeze yerleşen şeyler, kenara çekilir. Önemsiz olan

büyümez; ama belirleyici olan küçülür.

Uyanış, tam da bu kaymada başlar. Bir şeyin eklenmesiyle değil, bir şeyin artık

merkezde duramamasıyla.

Bu yüzden gürültüsü yoktur. Ne ilan edilir ne de açıklanır. Daha çok, içeride açılan bir

aralık gibidir. Bu aralık, bir boşluk değil; bir geçirgenliktir. İçeri giren şeyler artık içeride

sıkışmaz, içeride olanlar da kendini mutlaklaştırmaz.

Baharın içsel karşılığı burada belirir. Çiçek açmak gibi görünür bir an değildir bu; toprağın

artık kendini sıkmaması, içinde olanı zorlamadan taşıyabilmesidir.

Belirsizlik hâlâ vardır. Eksik olan yerler de. Ama bunlar artık bir baskı kurmaz. Çünkü

onları tutan yapı değişmiştir. Katı olan çözülmüş, kapalı olan aralanmıştır. Ve bu aralanmanın

içinde, daha önce yer bulamayan bir açıklık doğar.

Uyanış, o açıklığın kendisidir. Ne bir sonuçtur ne de bir hedef. Daha çok, olanın ilk defa

olduğu gibi durabilmesidir. Bahar da zaten budur: hiçbir şeyin eskisi kadar kapalı kalamadığı,

ve bu yüzden her şeyin sessizce dönüşmeye başladığı zaman.

Yazar: Fatoş Ölmez

Görsel: https://tr.pinterest.com/pin/1900024839147173/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.