HİSSETTİĞİNİ YAŞAYAMAMA SANCISI

Kelimeler boğaza düğümlenir, ifade etmek istersin ama edemezsin, dokunmak istersin ancak dokunamazsın, birileri gelip sarılır sana ama açamazsın kollarını ve öyle bir an gelir ki sevdiğini dile getiremezsin. Zamanla bir bakmışsın kendi duyguna yabancılaşmışsın, aynada gördüğün bu duygu sana mı aitti yoksa bir başkasına mı diye düşünmeye başlarsın. Kimileri duygularını bilerek ifade etmezken, kimileri duygularını ifade etmek istese de edememekte; en acısı da bu değil mi?

Neden bu kadar uzaklaşmıştık duygularımızı dile getirmekten, kimdi duygularımızın katili? Yaşanmışlıklar mı itmişti bizi kocaman bir sessizliğe? Hüznümüzü, sevincimizi, sevgimizi paylaşmaya layık mı görmedik kimseyi yoksa paylaştıkça mı köreldik? Hüznümüzü paylaştık ve karşılığında o kadar çok nasihat aldık ki. Belki de nasihata ihtiyaç duymuyorduk, tek ihtiyacımız dinlenmekti ve dinlenmediğimizi anladığımızda hüznümüz sessiz kalıyordu. Sevincimizi paylaştık, kursağımızda kaldı; sevgimizi paylaştık, sevgimiz hak ettiği karşılığı bulamadı. O kadar çok dinlenmedik ve o kadar çok anlaşılmadık ki bir süre sonra duygularımız avuçlarımızda kalakaldı.

Bir gün biri sordu “Şu anda ne hissediyorsun?” diye, işte o zaman anladın hislerine yabancılaştığını. Sahi ne hissediyordun? Ne hissettiğini söylemek bu kadar zor olmamalıydı. Mutlu muydun? Üzgün müydün? İfade edilemeyen duygular gitgide dert oluyordu ve derdini anlatmayan dermanını da bulamıyordu. Duygularımızla aramızda oluşturduğumuz o buzdan dağ, birileri çıkıp oraya en içten en samimi halinde dokunmaya çalıştığında eriyip gözyaşı oluyordu. 

Sen hissettiğini yaşayamamanın sancısında kıvranırken birileri hayatı hissettiği gibi yaşamaya, şimdi ve burada kalmaya devam ediyordu. O yüzden bırak gelip birileri o buzdan dağını eritsin. Dön yüzünü güneşe ve haykır içinden geçen ne varsa. Duygularını dile getiremediğinde sarıl sımsıkı insanlara, okşa usulca yanına yaklaşan hayvanı. Gözyaşını bırakmayı öğren, gülmeyi öğren ve en önemlisi sevmeyi öğren. Sev ki sevilesin.  

Yazar: Gizem Erdoğan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.