(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 2 dakikadır.)
Tüm eşyaları topladım. Tamtakır her yer. Sadece soluk renkli, eski bir koltuk bıraktım kenarda. Sabah sekizde Kudret Abi geçecek yine sokaktan. Balkondan bir ıslığıma bakar onu da alıp götürmesi. İçim rahat, bir eksik bırakmadım ardımda. Faturalar kesildi, vanalar kapatıldı. Kırıklar tamir edildi, çizikler hâlâ çizik, kimin umrunda.. Komşularla alacak verecek yok, merdiven başında vedalar temizinden yapıldı. Veda olmadığına dair hep görüşeceğizler vesaireler de söylendi. Gecikmiş aidat ödendi. Ev sahibi artık eski ev sahibi, anahtar teslim edildi. Son gecem bu evde, yarın son gündüzüm. Son bir kez dolaşmalıyım odalarda, hangi anılar kalacak hangileri gidecek karar vermeliyim. Ne kadar büyükmüş meğer dört metrekare halıyı sığdıramadığım zemin. Ah bu koltuk her yeri kaplamasaydı… Yok yok, odaya koyacak başka bir şeyim de bu gece yatacak yerim de olmazdı. Son bir gece için iki yıl katlanılır mıydı? Karnım acıktı, bir şeyler söylemeliyim. Ya da dışarı çıkar bir çorba içerim. Biraz uzanmalı, belki biraz söylenmeliyim: “Hey! Buradayım.” Yankılanıyor sesim, galiba boşluktayım. “Çok sessiz, çok çok çok…”
Koltuğun derisindeki izlere bakıyorum, o kadar pürüzlü hissettiriyor ki… Hayır, dokunmamalıyım! Tamam, son kez bu hissi de saklamalıyım. Hiç mi sevmiyorum seni? Nasıl seveyim, yani ne kadar kötü anım varsa hepsine dahilsin, bırakmıyorsun peşimi. Evet kimsecikler kusursuz değil. Ama sen, hani koltuksun sadece. Üstelik adına rağmen… Adını da unutturdum değil mi? Aslında daha çok kendime unutturdum. Garip değil mi? Bana hiç unutturma diye sana bir kelime adıyorum ama o unutuluyor, sen kalıyorsun. Oysa seni her gördüğümde haykırmalıydım, yapmadım.
Aslında çok alıştım biliyor musun? Hep aynı tarafına kafamı yaslayıp duvardaki aynı çatlağa bakmaya. Güneşin saçlarımdan seğirip çatlağa yansımasını bir daha hangi gün batımından izleyebilirim ki? Her gece aynı köşede aynı kokulu mum, bir kupa kahveyle nerede uyuyakalacağım? Sen benim mutlak klasiğim olmuşsun, bense senin zincirsiz kölen; ki zincirli bir köle zincirsiz bir köleden mütemadiyen iyi olur sanıyorum.
Sabah yediye geliyor, gün doğacak ve korkuyorum. İlk defa nereden geldiğini merak ediyorum. Seni bir sokakta bulmuş olmasam şu an nerede olacağını… Yahut o sokaktan önce kimleri köle yaptığını… Gerçi sen hatırlamak istemezsin. Peki beni hatırlayacak mısın? Ben mutlak unutmayacağım. Neden mi bırakıyorum o zaman? Söyledim ya, seni bıraktığım falan yok diye. Sadece yok olduğunu yeni kavrıyorum.
+ Kudret Abi! Erkencisin.
– Uyku tutmadı da… Hayırdır, gitmedin mi sen?
+ İnan beni de tutmadı. Bizim şu harikayı diyorum, kaça alırsın?
Yazar: Zeynep Güzeltepe
Fotoğraf: Yazara ait.