Gerçek Kombi Gerçek Konfor

(Bu yazının okunması yaklaşık 3 dakika sürmektedir.)

Hayatımın belli bir dakikasında jenerik müziği olaya dahil olacak mı yoksa final için tüm şarkılar kafamda çalmaya devam mı edecek? Biri bunun cevabını verebilirse çok iyi olur diye düşünüyordum birkaç yıl öncesine kadar. Sonra hayatımın jeneriğinin iç sesim olduğunu fark ettim. Kendimle gurur duyduğum anlarda “harikasın” diyerek beni tebrik eden, heyecanlandığımda beni telkin eden, yüzüne gülmek zorunda kaldıklarımda kavga eden iç sesim, bana tam tamına 21 sezondur eşlik ediyor. Final parçası ne olur bilemiyorum. Seçme şansımız var mı yok mu onu da bilmiyorum. 

İnsan iç sesini değiştirebilmeli. Aklına akın eden düşünceleri iç sesinden soyutlayabilmeli. Bir işi yapamadığımda yüzlerce kötü senaryo yüzünden ortadan kaybolmak istediğimde durmanın ve mücadele etmenin benim için daha iyi olduğunu söylemesi için çalıştırıyorum iç sesimi. Duymaya ihtiyacım olan tüm cümleleri başkalarından beklemek yerine önce kendi iç sesime öğretmeye karar verdim. Benim bile kendime söylemeye tenezzül etmediğim(!) iyi şeyleri başkasından neden bekleyeyim? Tenezzül etmemek burada bir metafor aslında. Her birimiz kendimizi çok seviyoruz(!), çok önemsiyoruz(!) ama bizimle her an her dakika dip dibe olan iç sesimiz umrumuzda değil. Gürültüsü dışarıdan duyulmuyor diye yok sanıyoruz kendisini. 

Psikoloji okumaya başladığımdan beri en çok hissettiğim şey, içinde yaşadığımız iki ayrı dünya olduğu. Biri dış dünya iken diğeri kesinlikle iç dünyamız. Hayal dünyamız, iç sesimiz ve iç sıkıntılarımız işte bu iç dünyamıza ait. Freud’un yaptığı bilinçdışı ve bilinç ayrımını okuduğumda “Evet!” demiştim. İç dünyamız bilinçaltı ve dış dünyamız bilinç diye düşünebilirsiniz ama tam olarak öyle değil çünkü iç dünyamız, hem bilinçaltı hem bilinç başlığı altında devam eden bir dinamik bence. Siz hiç farkında olmasanız da sizi besleyen bir güç var. Üstelik onun bu kadar önemli olduğunu fark etmediğiniz her an zarardasınız. Kimse kendisini sevmeyen birini sevmez mottosunu kimse kendisiyle iyi konuşmayan biriyle iyi konuşmaz olarak değiştirmek istiyorum. Ya da konuşsa bile siz iyi duymazsınız. Çünkü içeride baskın olan ses tam aksini söylerken dışarıdan gürültü niteliğinde kulağınıza çalınmak dışında başka hiçbir şey etmez denilenler. Etrafta sürekli konuşan, sessizliği kötü bir şey sanan yüzlerce insan var. Bu insanlar her zaman bir ses ararlar etraflarında. Yalnız kalmak istememelerini sosyal olmak yalanına sığdırırlar. Halbuki sosyal olmak yalnızlıktan ve sessizlikten kaçmak demek değildir. Bu insanların kaçtığı şey kendi içlerindeki gürültüdür aslında. Kafalarının içinde kendileriyle konuşan iç sesleri, üzüldüklerinde kendilerini daha çok yerden yere vuran iç sesleri o kadar yükseltmiştir ki sesini, onu bastırmak isterler. Bir de sürekli dışarıdan onay alıp iç sesine bilinçaltından “Gördün mü öyle değil.” demeye çalışanlar var. İnsanın kendi içinde bu kadar önemli bir ses olduğunu fark etmesi, büyümenin getirdiği değişimlerden biri bence. Bunu fark etmiş olmak bir bakıma yeni bir sorumluluk yüklüyor insana. Çünkü yıllarca üstünde durmadığımız iç sesimizi eğitmeye çalışmak çok kolay bir şey değil ama imkansız da değil. O yüzden bu konu biraz tatsız gelmiş olsa da bu değişimle çok daha güçlü hissedecek ve iç dünyasındaki olumlu değişimle dış dünyasında daha doğru kararlar veren daha sağlıklı ilişkiler kuran bir insana dönüşeceksiniz. Her fırsatta “Alarko kombiiii gerçek kombi gerçek konfooor” (melodisi ile okudunuz, biliyoruz. Şimdiye kadar yapılmış en mükemmel reklam diyebilirim.) diye haykıran iç sesimizin meseleyi büyütüp buralara kadar gelmiş olması bir mucize değil. Bu yüzden bu durumun değişmesi de bir mucize değil. 

Yazar: Amine Nadide Ergün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.