(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakika sürmektedir.)
Hayat çok değişik değil mi? Ummadığımız anlarda hiç beklenmedik şeyler verebiliyor bizlere. Neden diye soruyorsun mesela. Neden oldu? Neyden ötürü karşıma çıktı? Hak ettim mi? Oysa pek bir şey de yapmamıştım, nasıl da bana layık görüldü? Kendimizi çok küçük gördüğümüzden mi, bize verileni büyük gördüğümüzden mi yoksa sadece şaşkınlıktan mı bunları soruyoruz emin değilim. Tek bildiğim şey ne için olduğunu bilmesem de her birimizin bu soruları soruyor olması.
Ben de soruyorum çoğu zaman: “Ne yaptım da hak ettim? Tamam; elimden geldiğince herkese yardım eden biriyim, insanları kırmaktan da çekinirim, bazen sinir bozucu olsam da gönül almasını da bilirim ama yine de bunları yapıyor oluşum beni buna layık kılar mı?” Bilmiyorum, sanırım kılıyor.
Dört yapraklı yoncaları bilirsiniz değil mi? Şans getirdiklerine inanılır. Zor bulunsa da vardırlar, bizledirler. Ben onları hayatın bize verdiği değerli şeylere benzetiyorum. Aramaya kalktığında bulamadığın ama aramadığında rastgele karşılaştığın o harika şeylere, o harika insanlara…
Bazılarımızın çoktan tanıştığı, bazılarımızın ise tanışmayı beklediği o güzel insanlar iyi ki varlar. İyi ki hayatımıza girdiler ve iyi ki de hala bizleler. Biliyorum, bazılarıyla aramıza mesafeler girdi, bazıları bizi terk etti, bazılarını biz terk ettik, bazıları ise çoktan göçüp gitti… Ama yine de bir zamanlar bizleydiler aslında hâlâ bizleler. Anılar köşkümüzün kalabalıklığına serpilmiş haldeler.
Dört yapraklı yoncalarımız her bir yapraklarında farklı bir taraflarını hediye ettiler bize. İlkinde umudumuzu yeşerttiler, ardından inancımızı tazelediler, sonrasında sevgimize ortak oldular ve en sonda da dünyamıza şanslarını bıraktılar. İyi ki de yaptılar…
Sevgili dört yapraklı yoncalarımız, sizlere sesleniyorum. Evet, evet sizlere… Bugün en büyük teşekkürüm ve minnetim sizlere. Varlığınızla varlığımızı daha da güzelleştirdiğiniz için size şükranlarımı sunuyorum. Dünyanızı dünyamızın yanına park ettiğiniz ve bundan hiç sıkılmadığınız için teşekkürler. Her biriniz bizler için çok önemlisiniz.
Ve sevgili dört yapraklı yoncaya sahip olan bizler… Kendimizi çok şanslı hissediyoruz, biliyorum. Haklıyız da çok şanslı insanlarız her birimiz. Ve biliyorum ki bazen soru işaretleriyle doluyoruz. Dört yapraklı yoncalarımızın hayatlarındaki yerimizi sorguluyoruz. Onlar da bizim için böyle düşünüyorlar mı diye soruyoruz kendimize. Ben böyle hissediyorum, ya onlar? Onlar da böyle hissediyorlar mı? Size bir sır vereyim mi? Ama aramızda kalsın, nereden bildiğimi sormayın sakın. Evet; onlar da bizler gibiler, en azından birçoğu… Biz onların hayatlarındaki neşeleriyiz… İyi ki de öyleyiz.
Sevgili dört yapraklı yoncalar ve o dört yapraklı yoncaların hayatlarındaki neşeler; yeni yıl dileklerimden birini sizler için tutuyorum bu gece. Umarım her daim birlikte gülümsersiniz. İyi seneler…
İrem Avşar