Editörden, Almina Kesler
“Ayrılık da sevdaya dahil.” Demiş ya Cemal Süreya, sevgili okurlar, işte öyle dahil içimizdeki tutku bu satırlara. Biz kelimeleri sevdik, eskimiş cümlelerin öznesi oluverdik, büyük harflerle başladık yarınlara, eksiltili hayaller kurduk, noktası virgülü çalınmış hüzünlerle dolduk ancak en nihayetinde her birini sizlerin bakışlarınıza emanet ettik. Sizin zihinleriniz bizim kelimelerimize yuvaydı. Sizlerin güzel yüreklerinize armağan ettik en yalın dünlerimizi, emanetimize bunca zaman sahip çıktığınız için sizlere teşekkür ederim.
Sevgili eş editörüm, koordinatörlerim, ekip arkadaşlarım ve emeği geçen herkese ise kocaman ve içten bir teşekkür borçluyum. Çünkü en büyük hayalim olan yazmak eylemini diğer gözlerle paylaşmak, sizlerin parmak uçlarınızda hayat buldu. Özveriniz ve çabanız olmadan her biri keşfedilmeyi bekleyen birer cevher gibi tozlu rafların arasında kaybolurdu. Yanı sıra, ben bir ailenin parçası olmayı, birlik içinde ilerlemeyi ve daha birçok şeyi öğrendim parlak zihinleriniz arasında. Sizlere teşekkür ederim.
Ve “Başka bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın. Bu şehir arkandan gelecektir.” Demiş Kavafis. Ben de başka bir yer bulamadım bu sayfalardan başka; içimdeki tutkuyu, hüznü ve mutluluğu satır satır dökecek. Bu yüzden elbette bu yer, TPÖÇG, arkamdan gelecek. Yüreğimde derinden bir izi var bu yerin artık, beni size ve hatta beni bana yakınlaştıran. Umuyorum bizler de siz sevgili okurlarda bir iz bırakabilmişizdir.
İyi ki varsınız sevgili dostlar, Dolu Mürekkebi hep Ters tutmanız dileği ile,
Hoşça kalın…
Editörden, Ozan Yıldırım
Herkese Son’suz Kez Merhaba!
Sevgili Akıl Defterim okuyucuları, 24-25 Dönemi’nde birbirimizin yolculuğuna eşlik ettiğimiz için teşekkür ederim. Bize ayırdığınız vaktiniz oldukça kıymetli, Akıl Defterim’e olan ilginizin hiç bitmemesi dileğimle…
Sevgili Ekip Arkadaşlarım, Eş Editörüm ve Koordinatörlerim; Benim için özel olan, bol farkındalık içeren ve birçok duyguyu yaşadığım bu yolculukta yoluma yoldaş olduğunuz için çok şanslı ve mutluyum. Hayatlarınıza dokunmak ve hayatıma dokunmanız benim için bir şerefti. Yollarımızın tekrar kesişmesi dileğimle…
Sevgili Kendim, Bazı hedef ve hayallerle çıktığın bu yolda seni daha güzel kokan çiçeklerin, daha güzel görünen manzaraların beklediğini nereden bilebilirdin ki? Tam 1 yıl önce kendine katmak istediğin şeylerin motivasyonu ile çıktığın bu yolda şimdi kendinle gurur duyma zamanı. Her görevinde olduğu bu görevinde de yeni şeyler öğrendin, elinden geleni yaptın ve şimdi çıkıp gidiyorsun… Eline emeğine sağlık.
Ve son olarak 25-26 Blog Ekibi, İçerisinde yazarlarımdan 2 tanesinin editör olduğu bu ekibe şimdiden kanım kaynıyor. Umuyorum ki geride hem TPÖÇG’e hem de birbirinize güzel izler bıraktığınız bir görev süreci geçiriyor olursunuz. Sizlere tek tavsiyem olacak: İlhamınızın size ait ve en az sizin kadar biricik olduğunu unutmadan; içinizde motivasyonla akan bir nehir misali bu nehiri kağıda taşırmaktan asla vazgeçmeyin!
Kübra Fatma Demir
Sevgili okur,
Her güzel şeyin bir sonu vardır. Karmakarışık hisler içerisindeyim. Bir yanım görevimi layığıyla tamamladığı için mutlu. Diğer yanım ise sizlerle vedalaşacağı için üzgün. Yazdığım ilk yazım dün gibi aklımda oysaki aradan koskoca bir sene geçip gitmiş. İlk yazımı yazarken de son yazımı yazarken de aynı heyecan, aynı saygı ve aynı sevgi varmış içimde. Bunu son yazımı yazarken geçen bir seneyi gözlemlediğimde fark ettim.
Bu yola çıkarken bir tane ailem vardı. Artık koskocaman ikinci bir ailem var. Kan bağımın olmadığı ama can bağımın oluştuğu… Koordinatörlerim, editörlerim, ekip arkadaşlarım, kamp arkadaşlarım, yüz yüze görüşemediğim ama desteğini hep yanımda hissettiğim nice güzel insan… Biriktirdiğim birçok teşekkürüm var aslında ancak tek tek sıralayıp seni sıkmak istemiyorum. Hayatıma dokunan her güzel insana teşekkür ediyorum ama en çok da sana teşekkür ederim sevgili okur. Bir yıl boyunca yazdıklarımı okuduğun için, kimi zaman beni gördüğünde “Yazılarını takip ediyorum.” dediğin için, yeri geldiğinde bana geri bildirimde bulunduğun için…
Her güzel şeyin bir sonu vardır, demiştim ama bu sonun aynı zamanda yeni başlangıçlara bir aralık olduğu bilincindeyim. Ben yoluma devam edeceğim. Yazmaya devam edeceğim. Kim bilir, belki gelecekte bir yerlerde seninle yeniden karşılaşırız sevgili okur.
İlhamımız bol, yolumuz açık olsun! Dolu mürekkebi her zaman ters tutmamız dileğimle…
İrem Şentürk
Herkese son kez kocaman bir merhaba! Bir serüvenim daha sonuna geldik… Burada geçirdiğim süre boyunca yazılarımı sizlerle paylaşmak benim için çok değerli bir deneyimdi. Bu süreç benim için sadece yazı yazmak değil; aynı zamanda kendimi ifade etmeyi öğrenmek, paylaşmanın değerini hissetmek ve çok güzel bir ekibin parçası olmaktı. Öncelikle bu yolculuğu beraber tamamladığım ekip arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. Onlarla birlikte üretmek, ilhamlarına yakından tanıklık etmek ve yan yana ilerlemek bana gerçekten çok şey kattı. Bu deneyimi onlarla yaşadığım için çok mutluyum.
Ve tabii ki siz sevgili okurlar… Yazılarımı okuyup bana eşlik ettiğiniz için hepinize gönülden teşekkür ederim. Eğer yazdıklarım sizde küçücük bile bir şey uyandırdıysa, içinizde bir duyguya dokunabildiyse ne mutlu bana. Bu güzel ekibin bir parçası olmak benim için çok özeldi. Buradaki anılarımın ve deneyimlerimin bende hep özel bir yeri olacak. Kendinize çok iyi bakın, sevgiyle kalın…
Merve Gedik
Bir yıl boyunca bu blogda yazmak, benim için hem öğretici hem de keyifli bir deneyim oldu. Her yazı, kendimi ifade etmenin ve düşüncelerimi düzenlemenin bir yolu hâline geldi. Zaman zaman zorlandığım anlar oldu ama her yazıyı tamamladığımda hissettiğim tatmin duygusu, bu çabanın değerini gösterdi. Yazarken düşüncelerimi daha iyi organize etmeyi öğrendim ve farklı konulara değinmek bakış açımı genişletti. Her yazı, kendimi geliştirmek için yeni bir fırsat sundu.
Bu süreç bana kelimelerin gücünü ve sabırlı çalışmanın ne kadar önemli olduğunu öğretti. Bazen tek bir cümle üzerinde uzun süre düşündüm; bazen de ilham bir anda gelip satırları doldurdu. Her seferinde yazmanın sürekli gelişen bir yolculuk olduğunu fark ettim ve yazarken keyif almanın önemini anladım. Yazmak: sadece bir eylem değil, aynı zamanda kendimi tanımanın ve düşüncelerimi netleştirmenin bir yolu oldu.
Blogda geçirdiğim süre boyunca kazandığım deneyimler, yalnızca yazı yeteneğimi değil, düşüncelerimi organize etme ve kendimi daha net ifade etme yeteneğimi de geliştirdi. Bu dönem bana sabırlı olmayı, disiplinli çalışmayı ve sürecin tadını çıkarmayı öğretti.
Artık bu yolculuğun bu bölümü sona eriyor. Burada edindiğim deneyimler ve kazandığım alışkanlıklar, gelecekteki yazı çalışmalarım için sağlam bir temel oluşturacak. Bundan sonra farklı konularda yazmaya devam edeceğim ve burada öğrendiklerim her zaman yolumu aydınlatacak. Vedalar her zaman biraz hüzünlüdür, ama aynı zamanda yeni başlangıçların da habercisidir. Bu sayfayı kapatırken burada geçirdiğim zamanın değerini bilerek ilerliyorum ve yazmanın bana kattığı her şeyi yanımda taşıyorum.
Sudenaz Yıldırım
Öncelikle herkese merhaba! Bir sene ne kadar uzun bir zaman gibi gözükse de bir o kadar da hızlı geçti benim için. İlk yazımı yazıp teslim ettiğim zamanı dün gibi hatırlıyorum mesela. Bir yıl boyunca “Ayın Önerileri” yazarlığını üstlenmek benim için sadece bir görev değil aynı zamanda da çok güzel ve özel bir deneyimdi. Her ay kaleme aldığım satırların, sizlere küçük ya da büyük bir şekilde katkı sunabildiyse ne mutlu bana. Yazmak, gerçekten de inanılmaz bir yolculuk. Bazen yeni şeyler keşfetmek bazen de bildiklerimi paylaşmak… İşte bu heyecanı sonuna kadar yaşadım.
Bu süreçte yalnızca yazmadım, aynı zamanda çok güzel insanlar da tanıdım. Onlarla ortak bir amaç için çalışıp üretmek çok değerliydi. Ekip arkadaşlarımla çalışmak, bildiklerimizi paylaşıp konuşmak beni her anlamda çok geliştirdi. Hem çalıştık hem eğlendik. Her bakımdan keyif vericiydi. Ortak bir emeğin parçası olmak bu süreci daha da kıymetli hale getirdi.
Görevim sona ererken ne kadar hüzünlensem ve içim buruk olsa da bu deneyimi yaşayabilmek bile benim için çok kıymetliydi. Burada edindiğim deneyimlerin ileride bana çokça faydası olacağını biliyorum. Bu ailenin bir parçası olmak çok güzeldi. Emeği geçen, desteğini veren herkese çok teşekkürler. Yeni dönemde görev alacak arkadaşlara da şimdiden başarılar diliyorum. Ben deneyimlediğim her şeyi cebime koyarak gidiyorum.
Ece Şevval Kamiloğlu
Mürekkebi ters tutsak da tüm ilhamımız aksa, belki o zaman aklımızdaki her şey hayat bulur diye düşünmüştüm, ekip olarak bu ismi seçtiğimizde. Uzun yollar bazen kısa gelir, büyük adımlar ise geride kaldıkça silikleşir. Ve sonunda biliyoruz ki her başlangıç bir sona teslim olur; bize kalan yalnızca o süreçte neler alıp neler verebildiğimiz, günün sonunda dönüştüğümüz kişidir.
Her birimizin daha başlayacağı ve bitireceği pek çok ayrı yol varken, koşullar ne olursa olsun adım atmaya devam etmek en değerli eylem haline gelir. Çünkü insanlar gelir, insanlar gider; kelimeler ise boşlukta savrulup yeniden bize döner. Bizi olduğumuz kişi yapar, iyi ve kötüyü en güzel şekilde kucaklar ve bizlere ev sahipliği ederler. Zaten tüm adımlarımız zamanda iz bırakır; gittiğimiz her yer bizden bir parça taşır ve bizden öncekilerin gözleriyle her kararımız izlenir. Tutamayız, tutmamalıyız. Çünkü tutmak istediğimiz anlar bile tek tek elimizden kayar. Ve işte bütün bu birikimler, gelecekteki adımlarımızın sayfalarını seçer, cümlelerini kurar.
Kurmalıdır ki biz de her hayali boyayabilelim; her renkten mürekkebi, her türden kâğıda akıtabilelim. Ve dilerim ki hepimiz için böyle olur: Mürekkebi çekinmeden ters tutar, ilhamımızı kalbimizden akıtır, dünyaları kendi renklerimizle boyayabiliriz. Ancak aklımızla görebildiklerimize, gözlerimizin gördüğü ve kulaklarımızın duyduğu biçimlerle hayat verebiliriz. Her zaman ve her alemde, özgürce.
Yağız Efe Yaşin
Vedalar, insanın kalbine işleyen sessiz çığlıklardır. Bir yolun sonunda, kelimelerin boğazda düğümlendiği, bakışların havada asılı kaldığı anlarda belirir. O an, zaman sanki ağırlaşır; saniyeler dakikalar kadar uzun, dakikalar ise sonsuzluk kadar yorucu gelir. Veda, sadece ayrılığın adı değildir; biraz eksilmek, biraz kabullenmek, biraz da büyümektir.
Bir tren garını düşünün; el sallayan eller, titreyen dudaklar, yağmurla karışmış gözyaşları… Gidenin adımları uzaklaştıkça kalanların içi biraz daha boşalır. Sokak lambalarının altında sarılıp susan iki insanı hayal edin; söylenmeyen cümleler, söylenenlerden daha gürültülüdür. Bazen bir bavula sığar veda; bazen bir bakışa, bazen de hiç söylenmeyen “hoşça kal”lara.
Veda, aslında bir başlangıcın da habercisidir. Çünkü her bitiş, ardında yeni bir yol bırakır. Ama insan, yeniye adım atmadan önce eskiyi uğurlamak zorundadır. O uğurlayış ise acının en ince hâlidir. Belki de bu yüzden vedalar, geriye kalan en gerçek duygularımızdır.
Her veda, içimizde saklı bir kırık aynadır. Ona baktığımızda hem geçmişimizi hem de geleceğimizi görürüz. Belki biraz hüzün, belki biraz umut… Ama her seferinde içimizden yükselen aynı fısıltı: “Keşke biraz daha vakit olsaydı.”
Tuana Bozdemir
Her başlangıcın bir sonu olduğu gibi, her yolculuğun da bir vedası var. Benim için bu serüven tam da böyle; içinde çok şey öğrendiğim, paylaştığım, bazen düşündüğüm bazen de duygularımı kelimelere döktüğüm bir süreçti. Bu yolculuk boyunca yalnızca yazılar üretmedim, aynı zamanda kendimle ve başkalarıyla yeni bağlar da kurdum. Her kelime, bir parçamı buraya bırakmak gibiydi. Paylaştıklarım belki kimi zaman birilerinin kalbine dokundu, belki bir anlığına düşündürdü ya da yalnızca gülümsetti. İşte bu, yazmanın bana verdiği en büyük mutluluktu.
Bu sayfa, benim için bir kapanıştan çok, başka kapılara açılan bir eşik gibi. Çünkü yazmak, yalnızca bir eylem değil yaşamın içinden geçmek demek.
Bana eşlik eden, satırlarımda kendine küçük de olsa bir parça bulan herkese teşekkür ederim. Hepinizin emeği, varlığı ve desteği benim için çok değerliydi. Şimdi, başka hikayelerde, başka yolların kesiştiği yerlerde yeniden buluşmak dileğiyle… Ayrıca unutmayın ki “Her Hoşçakalın Ardında Bir Merhaba Vardır”.
Hoşçakalın.
İrem Avşar
Son kez merhaba… Bunu söylemek oldukça hüzün verici ama bir yandan son kez olduğuna dair bir bilgimin oluşu beni rahatlatmıyor değil. Sonuçta insan çoğu zaman bir şeyi son kez yaptığını bilmez. Birine son kez sarıldığını, ellerini son kez tuttuğunu, seni seviyorum cümlesinin onda bıraktığı mutluluğun son kez olduğunu, onu son kez gördüğünü, bir şehirde son kez bulunduğunu ya da kendisi için dünyanın son kez döndüğünü…
Aslında daha başlarken bir gün sona ereceğini biliyorsun. Her başlangıcın bir sona ulaşacağını bilerek başlıyorsun ama o yolun içindeyken sanki o hiç yokmuş gibi ya da çok uzakmış, sana uğramazmış gibi düşünüyorsun. Ben de öyle düşünüyordum. O günün geleceğini bilsem de üzülmekten kendimi alıkoyamadım. Yine de bu hüznü yaşamaktan hiçbir zaman korkmadım. Her şeye rağmen harika anlar yaşadım ve elveda demek ne kadar zor gelse de bir yandan da mutluyum. En azından bu cümleleri son kez olduğunu bilerek yazabiliyorum. Vedalar kolay şeyler değil. Görünürde veda etsek de içimizde o veda hala bitmemiş olabiliyor. Elveda diyebilmenin bile büyük bir lütuf olduğunu onu diyemediğin ve bir daha diyemeyeceğin anlarda anlıyorsun. Sizin de vardır elbet birkaç bir şey söylemek istediğiniz ama söyleyemeden sona ermiş durumlarınız.
İyisiyle kötüsüyle bir dönemi geride bıraktık beraber sevgili okuyucularım. Eğer sizlere ve kendime yaptığım yanlışlarım olduysa özür dilerim. Ben burada olmaktan çok mutlu oldum. Buraya, sizlere ve kendime son kez elveda diyorum. Hayatta yaptığınız şeyleri çoğunlukla son kez yapıyormuşçasına yapmaya, o şevk ve heyecanı unutmamaya özen gösterin olur mu? Ben sizleri çok sevdim TPÖÇG Ailesi umarım siz de beni sevmişsinizdir. Hatıralarınızda güzel hatırlanmak dileğiyle. Son kez hoşça kalın, hoş kalın ve benimle kalın…
Osman Batuhan Balce
Tpöçg’de Web Sorumlusu olarak geçirdiğim yolculuğun sonuna geldim. Bu süreç benim için sadece bir görevden ibaret değildi; dostluklar kurduğum, deneyimler kazandığım ve birlikte çok güzel işler başardığımız özel bir dönem oldu.
Birlikte ürettiğimiz fikirler, paylaştığımız anılar ve kurduğumuz bağlar benim için çok değerli. Bana kattığınız her şey için teşekkür ederim. Görevim sona eriyor olsa da Tpöçg ailesinin bir parçası olmak her zaman gururla hatırlayacağım bir deneyim olacak.
Hepinize yolculuğunuzda başarı, kolaylık ve bolca güzel an diliyorum. Burada öğrendiklerim ve sizlerle kurduğum dostluklar hep yanımda olacak.
Selin Çepkinyan
Hayat bana sık sık bir kitaptaki sayfaları hatırlatır. Bazı sayfalar çabucak çevrilir, bazılarını uzun uzun okur, altını çizeriz. Veda da işte bir bölümü kapatmak gibidir; sayfa kapanır ama iz hep tebessüm ettirir. TPÖÇG’de geçirdiğim süreç de benim için böyle bir bölüm oldu. Toplantıları, sohbetleri, telaşları ve kahkahalarıyla bana dostluklar, anılar ve öğrenilmiş güzel şeyler bıraktı. Şimdi bölüm kapanıyor olabilir, fakat geriye dönüp baktığımda bana hep içten bir tebessüm hatırlatacak.
Her veda aslında bir kabulleniştir. Zaman akar, biz de onunla değişiriz. Yahya Kemal’in dediği gibi: “Gidenin ardından bakmak, kalanların en eski alışkanlığıdır.” O bakışta hüzün de vardır, minnet de. Nâzım Hikmet’in “En güzel deniz: henüz gidilmemiş olandır.” dizesinde olduğu gibi, geçmiş geleceğe yer açar. Orhan Veli’nin “Her şey ben yaşarken oldu.” dizeleri de bize anıların hem mutluluk hem hüzünle yaşamın izini taşıdığını hatırlatır. Belki de bu yüzden Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın dediği gibi, “Bütün şiirlerime bir veda gibisin / Ve ben bütün ayrılıklarda biraz şairim.” Çünkü vedalar insanı şair yapar; en derin duygular ayrılık anında dile gelir.
Ama bazı vedalar son değildir. Attila İlhan’ın “Ayrılık da sevdaya dâhil.” dizesinde olduğu gibi, her hoşça kalın içinde küçük bir “yeniden görüşmek üzere.” saklıdır. Bu satırlara göz atan herkese teşekkür ederim. Bir cümlenin bir kalbe değebilmesi, belki de bütün yolculuğun en büyük hediyesidir. İyi ki vardım, iyi ki yaşadım, iyi ki bu sayfalara bir cümle de ben bıraktım. O halde sözümü Behçet Necatigil’in şu dizeleriyle bitireyim: “Her veda, yeni bir merhabadır aslında.” Hem geride kalan tatlı izlerle hem de önümüzde açılan yeni başlangıçların umuduyla…