Ciğere İnememiş Nefes

"Anadolu’da ne zaman birinin canı acısa ciğerim yandı der. Bir şeye üzülmüşse eğer aldığı her nefeste bunu hissedecek, acıyı bir yere koyacaksa eğer yaşaması için her dakika alması gereken nefesin geldiği yere koyacak."

(Bu yazının okunması yaklaşık 2 dakika sürmektedir.)
Bir araya gelindiğinde bırak telkin etmeye cesaret etmeyi, nefes alıp vermeye dahi cesaret edemediğin akşamlar olur. Miden bulanır, başın döner, kalbin sıkışır. Yine de etmeye laf bulamazsın. Pamuktan yetiştirmeyi öğrettikleri fasulyenin yeşerdiği gibi tüm acıları pamuğa yatırıp yeniden yeşertmek istersin her şeyi. Ölen insanlıkla yangın yerine dönen dünyayı, doğanın dilinden tekrar doğması için yeşertmek istersin. Biri ölse ölümün yeni bir doğuş olduğuna inandığın için her mezar başı ziyaretinde tekrar tekrar bunu anmak için mezarının üstünü yeşertmek istersin. Çünkü bilirsin ki yeşiller bu dünyanın ölümüyle bile en büyük ibreti olan canlılar. En büyük ibreti diyorum çünkü bir insan ölür, mezarı kazılır ve yası tutulur. Bir hayvan ölür mezarı belki kazılır belki kazılmaz. Oysa bir çiçek bir ağaç, doğduğu topraktan bir yere ayrılmadan doğduğu yerde hayat olur. Doğduğu yerde ölür, yine hayat olur. Ölümüyle bile yine doğduğu, hayatına tutunduğu toprağı besleyen, karış karış gezmediği halde dünyanın öbür ucundaki insana bile dokunan, nefes olan ibretlik canlıdan bahsediyorum. Canın sıkılır dolaşmaya çıkarsın, ormanlık bir yer arar gözün. Doğum günü olur, doğum olur, ölüm olur. Bir demet çiçekle gidersin. Sevgiline giderken, bir yaşlıyı ziyaret ederken, bayram seyran demeden, uzanıp baktığın camın önünden, saatlerce oturduğun balkondan, bazen masanın başından bazen kocaman parklardan hayat bulursun. Nefes alırsın. Ciğerlerine çeker, huzur dolarsın.
Anadolu’da ne zaman birinin canı acısa ciğerim yandı der. Üzüntüyü ve kederi kalpten ciğerlerine indiren insanların evlatlarıyız biz. Bir şeye üzülmüşse eğer aldığı her nefeste bunu hissedecek, acıyı bir yere koyacaksa eğer yaşaması için her dakika alması gereken nefesin geldiği yere koyacak. Öyle kolay değil çünkü. Bir şeye üzülebilmek her insanın harcı değil. İnsan suretinde olan, vücudu insan sekline girmiş tonlarca et, kemik bütününden ayrışmak için göğüs kafesinin altındaki ciğerlere indirebilmek gerekiyor acıyı. Acıyla yanıp olgunlaşamayan, çiğ kalmış ciğerlerle insan kalınmıyor bu dünyada. Nefesin ilk durağına acısını getiremeyen her insan, yaşamak için nefes aldığı dakikalarını harap eder. Ziyan olur güzelim dakikalar. Yaşamak için nefes beklerken aldığı nefesine, bırak hayatında daha vücudunda yolunu bulduramamış her insan kaybeder. Kaybettirdiğini sandığı yerde bile kendi kaybeder. Çünkü aldığı nefesi yaşayabilmekten, acıyı da mutluluğu da nefesle beraber var edebilmekten mahrumdur. Hayatta kalmasına sebep olan nefesini neden keser insan? Bu intiharın hangi yoludur? Ben yaşamıyorum zaten demek midir yoksa artık yaşayamayacak kadar hissizleştim ve insanlıktan uzaklaştım demek midir?

Yazar: Amine Nadide Ergün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.