Bizi Bize Değiştiren Zaman

“Belki de değişen bu düzene değişmiş bir ben, değişmiş bir ruh gerekirdi. Ruhum belki de değişmiş olan bu düzende, kabuklaşmış derisini attı.”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 2 dakika sürmektedir.)

 Değdi, işlendi, değişti.

 Zihnimin kenarlı köşelerinde yarım yamalak beni bekleyen, çoğunlukla uğramayı hiç düşünmediğim ama benden habersiz muhafaza ettiğim -ki etmek zorunda kaldığım düşünceler- değdi çoğu kez bana da, değişimlerin sanrısı. Değişmek isteyip, içindeki arzunun ne şekilde olup bittiğini ve ne yöne değiştirmek istediğini bilmediğin o evre. Geçmemiş olan geçmişe mi dokunmak istersin? Yoksa başlaması kimi zaman ansızın, kimi zaman ise hiç gelmeyecek olan o geleceğe mi?

  Geçmiş, an ve gelecekten öte, değişimin neden gerekli olduğunu savunmam gerekir belki de. Bunun için soyut olan değişim kavramını somutlaştırarak, görünürde olan her nesnenin, zamana ve mekâna uyumu için değişmesi gerekliliğini, hatta zorunlu kılındığını söyleyebilirim. Neyse, felsefenin içinde boğulmadan kaçıp sıyrılalım. Değişmek güzeldir kimi zaman. Ancak, bu değişime sizi sürükleyen sebep sizin değişim iradeniz değil de, sizden geride kalan iradelerin gücüyse, biraz daha düşünmeliyiz bence. 

  Herkes gibi ben de gözlemliyorum aslında uzun zamandır insanları.  Var olan her şeyin ve herkesin, fütursuzca değiştiğini düşünüyorum. Afallıyorum. Sonra bir gün durduk yere dank ediyor kafamın içinde bu düşünce: “Herkes değişmez, değişen sensin. Gördüğün, duyduğun, düşlediğin, düşündüğün, hissettiğin, emin olduğun herkes ve her şey değişmez. İnsanların mizacındaki bakışları bile değişmez.” Belki de ihtimaller az olsa bile, hâlâ zihnimin kenarında uğramadığım bencilce bir düşünce daha: “Ben değil, siz değiştiniz.” Bu kadar fevri düşüncelere lüzum yok elbette. O halde, değişime daha ılımlı yaklaşarak zamanın geçtiğini, devrin değiştiğini ve nihayetinde de hepimizin değiştiği hakikatini tek lokmada söyleyebilirim. Ancak bizi, bize değiştiren zamana da kırgınım.

  Değiştik, değiştim. Kabullenebiliyorum. Ancak içimde kısık sesle bir şeyler söylüyorum yine: “Geriye alabilmek mümkün mü?” Fakat cevabını yüreklilikle dile getiriyorum: “Zor, çok zor.” Olsun, belki de değişen bu düzene değişmiş bir ben, değişmiş bir ruh gerekirdi. Ruhum belki de değişmiş olan bu düzende, kabuklaşmış derisini attı.


Yazar: Hayrunnisa Turan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.