ARDIMIZDAN GELENLERE

Psikoloji öğrencisi olmak, darbeler yiyerek geçecek 4 yıl + 1 ömür demektir. İlk darbe kendinizi tedavi edemeyeceğinizi öğrendiğinizde gelir çünkü psikoloji öğrencileri genelde önce kendi psikolojisini “düzeltmek” niyetiyle bölüme gelirler. Daha sonra öğreneceklerinin yanında belki de bu hiçbir şeydir.  

Bir sonraki darbe sanırım meslek yasası meselesini öğrenme ile gelir. Siz yıllarca uğraşıp didinerek geçmeye çalıştığınız onlarca dersin, binbir emekle hazırladığınız ödevlerinin sonucunda aldığınız diplomanızla terapi yapmanın etik olmadığını düşünüp gelişmek için çırpınırsınız fakat klinik psikolojiden yüksek lisans yapan herhangi bir bölüm mezunu kişiler terapi yapabilir ki 3 aylık sertifikalarla yüksek lisans yapmamış kişiler de klinik psikolog olabilir.

Bu arada hocalarınız şimdiden para biriktirmeniz gerektiğini söyledi mi? Söylemediyse ben söyleyeyim çünkü adını hatırlayamadığım bir hocamızın da dediği gibi bu ülkede psikologlar parayı psikologlardan kazanır. Stajda öğrenecekleriniz sizce de paha biçilemezdir, değil mi? Ama biçmişler; ortalama 1000-2000 lira kadar ediyor. Üstelik bu programların bazıları size beyaz önlük vaat ediyor! Bölümünüzde sürekli sizin doktor olmadığınızı söyleyen hocalarınızın radarından biraz uzaklaşıp sahaya indiğiniz an beyaz önlüğü sırtınızda bulabilirsiniz. Beyaz önlüğünüzle salına salına çay servis eder, bolca hikaye paylaşırsınız. Ayrıca okulda 16 hafta göreceğiniz Test Uygulamaları dersinden belge almadığınız için,  2-3 hafta sonunuzu ayırıp 1-2 bin lira ödeyerek bu testler için sertifika alabilirsiniz. Bu arada ekol-terapi eğitimlerinden bahsetmiyorum bile, onlar zaten almanız gereken, daha doğrusu satın almanız gereken eğitimler. 

Sadece parası olan ve üniversitelerin herhangi bir bölümünden mezun olup klinik psikoloji yüksek lisansı yapan veyahut yalnızca bir terapi eğitimi alan insanlar ile çalışma ortamında psikolog ünvanıyla karşılaştığınızda sinirlerinize hakim olunuz çünkü her an “Sen psikologsun sinirlenmesene!” duyarı yiyebilirsiniz.

Fakülteye adımınızı atar atmaz insana ait olan tüm duyguları aldırıp bundan sonra bünyenizde sadece pozitif düşünme, mutlu olma ve sakin kalma işlevlerini bulundurduğunuzu, gözlerinizden ışınlar çıkararak insanların kafatasının içini okuyabildiğinizi, Freud’un ismini bilip bir kişisel gelişim kitabını bitirmiş olmanın psikoloji bilimini  hatmetmek olduğunu, karşınıza çıkan herkesin ilk hastanız olduğunu ve dikkatli olmanız gerektiğini çünkü sizin psikolojinizi bozabileceğini unutmayın. Ayrıca asgari ücretle psikologluk yapmanızı bekleyen rehabilitasyon merkezi sahiplerini ama psikoloji okuduğunuzu duyan herkesin “Ooo bir seanstan ne para kazanıyorsunuz ya siz!” deyişlerini göğsünüzde şöyle bir yumuşatıp sonra cevaplamanız gerektiğini ama yine de psikoloji okumanın ve psikolog olmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu da sakın unutmayınız.

Yazar: Büşra Böyükgöz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.