(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakika sürmektedir.)
Kokular ve onların hatırlattıkları herkes için farklı anlamlara sahiptir. Bazen bizi çok
özlediğimiz o çocukluk anlarımıza götürür, oyunlar oynadığımız o sokaklarda buluruz
kendimizi. Bir anda tüm detaylarını unuttuğumuz belki de sadece geneline hakim olduğumuz
o anın içinde bulur; oradaki duygular, olaylar ve insanlarla karşılaşırız.
Bazen keşke tekrar dönsem dediğimiz anlar orada olabilirken bazense dönmek
istemediğimiz o hissin tam ortasında buluruz kendimizi. Her şey bir anda hem çok tanıdık
hem de çok yabancıdır ya da kısa kesitler belirir zihnimizde. Hiç hatırlamadığımız birinin o
yabancı yüzünün belirmesine sebep olur. Bir aşinalık sarar etrafımızı. Çok düşünsek de adı
gelmez aklımıza. Günlerden bir gün hep geçtiğimiz evimizin sokağının köşesindeki yeni bir
tarif deneyen pastanenin önünden geçerken ansızın gelen bir kurabiye kokusu bizi
bulunduğumuz andan koparır ve geçmişteki o ana sürükler. Çünkü bazı anlar giderek
zihnimizde bulanıklaşsa da hisler bir uyarıcı yoluyla onu hatırlatmak için her zaman hazır
bekler. Bu bazen hazır olmadığımız beklenmedik bir anda gerçekleşir. Belki de bu kokular
hislerimizin karmaşık olduğu bir dönemde kendimizi farklı anlarda yaşatırken iyi bir geçmişe
misafir olarak düşünülse de herkes için aynı şeyi söylemek imkansızdır. Senin hatırlatıcın
olan güzel bir anın kokusu başkası için bir kayıp, bir ayrılık veya bir aile travmasına ev
sahipliği yapıyor olabilir.
Bu yüzden kokular havaya karışıp yok olan sıradan ayrıntılar değillerdir. Onlar
zihnimizde fark etmeden arka planda duran sessiz duygu kutucuklarıdır. Bazen bizi
yaralayacak kadar derin öneme sahip olsalar da bazen fark etmeden yaralarımızı iyileştiren bir
ağrı kesiciye dönüşebilirler.
Elif Özcan