(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakikadır.)
İnsan, çoğu zaman kendi zihninin karanlık koridorlarında yankılanan adımların sahibidir. Endişe dediğimiz o ince tortu, zihnin odalarında bir sis gibi dolaşır; bazen bir fısıltı kadar hafif, bazen de göğsün tam ortasına çöken ağırlık kadar gerçek. Peki, neden endişe ederiz? Ve daha önemlisi, endişe etmek bizi gerçekten hayatta tutan bir içgüdü müdür, yoksa yaşamın ritmini bozan görünmez bir pranga mı? Endişe, çoğu zaman geleceğin karanlık bir pencere gibi önümüzde durmasından doğar. Gördüğümüz şey çoğunlukla gerçeğin kendisi değil, zihnimizin çizdiği silik; titrek bir gölgedir. Olmamış şeylerin hayali yükünü taşırken, olmuş şeylerin ağırlığını bile unuturuz. Belki de insan zihni, yokluğun ihtimalinden bile korkacak kadar yaratıcıdır. Yine de endişe, her zaman zararlı değildir. Bazen bizi koruyan, bazen hazırlayan ve bazen de yönlendiren sessiz bir pusuladır; fakat pusulalar bile yanlış yöne dönebilir. İşte tam burada, endişe etmenin paradoksu ortaya çıkar: Bizi güvende tutmaya çalışan mekanizma, aynı anda iç huzurumuzu kemiren bir kurt olabilir. Endişeyi ilginç kılan şey, onun çoğu zaman soyut bir varlık olmasıdır. Ona dokunamayız, yüzünü göremeyiz, hatta çoğu zaman nereden geldiğini bile bilemeyiz. Bir bakmışız, kalbimizin atışlarını hızlandırıyor; gecenin sessizliğini bozuyor. İçimizde bir yerde saklanan görünmez bir misafir gibi… Belki de sorulması gereken gerçek soru şudur: Endişeden kaçmalı mıyız, yoksa onu anlamaya mı çalışmalıyız? Kaçtığımız her duygu gibi, endişe de üzerine gidilmediğinde büyür; üstünü örttüğümüz her korku, karanlıkta çoğalan bir sessizliğe dönüşür. Sonunda, endişe etmek insan olmanın bir parçasıdır. Belki de melankolinin en şiirsel yönü buradadır: Zihnimiz, bizi korumaya çalışırken incitir; incitirken büyütür, büyütürken de kendimize doğru biraz daha yaklaştırır. Belki de endişe, yaşamın ne kadar kırılgan ve bir o kadar değerli olduğunu hatırlatan en sessiz öğretmendir…
Yazar: Yağız Efe Yaşin
Görsel: Yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur.