Bırakabilmek…

"Ve kim bilir, belki de bıraktığımız her şeyin ardından bizi gerçekten bekleyen bir şey vardır: Daha hafif, daha dingin, daha “biz” olan bir hayat ve bu hayatla uyumlu insanlar…"

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)

Birini, bir yeri, bir alışkanlığı, bir hissi, düşünceyi, bağımlılığı, hatta belki de aynı anda hepsini…  Artık bir süredir bize iyi gelmeyen -veya hiç gelmemiş olan- bir şeyleri bırakmak,  kendimiz için en iyi olanı yapmak her zaman kolay olmuyor. Zarar verdiğini göre göre devam etmek bile istiyoruz bazen. Çünkü tanıdık olan, acı verse de güvenli gelebiliyor.

Sevilen birini bırakmak mesela, tüm güzel duygular ve anılarla birlikte… Bırakmak ama tam kopamamak ve gitmek, hiç olmadığı kadar çok kalmak isteyerek… Bunun sebebi bir çeşit sevgi mi alışkanlık haline gelmiş bir düzenin bozulma korkusu mu ya da ilişkideki güzel tarafların hatırına, üzücü yanlarının zamanla değişebileceğine duyulan o naif umut mu? İnanın hiç bilmiyorum, belki hepsi belki de hiçbiri. Ama bildiğim bir şey var: Kendimize iyi gelecek şeylere yer açmak, hafiflemek ve gerçekten iyileşmek için bazen gerçekten bırakmak gerekiyor. Bu kolay değil; evet. Yorucu, hatta yıpratıcı da olabilir ama bazen yükü taşımaktan daha da zor olan bir şey varsa o da yükü yere koymaya karar vermek…

Günün sonunda hayatımıza giren herkes, her şey görevini tamamlayınca gider. Bize düşense geçirdiğimiz zamanın değerini bilmek, edindiğimiz deneyimlerden öğrenmek ve hayatımıza kattığımız güzellikleri fark edip şükretmektir tüm o anlara. Çünkü yaşanmışlıklar kalır bizde; izleriyle, dersleriyle, şekil verdiği hâlimizle…

Ve bazen bırakmak, sadece bir kişiyi ya da durumu geride bırakmak değil; kendimizdeki bir versiyona “hoşça kal” demek, bir süredir içine sıkıştığı döngüden kurtulan yeni halimize de “merhaba” diyebilme cesaretini göstermektir. Zaten en zoru da bu değil mi? Değişimi kabullenmek ve kendimizin eski hâlini bırakabilmek, bize artık iyi gelmeyen kısımlarımızdan özgürleşebilmek…

Hayat sürekli bir devinim içinde. Her şey değişirken bizden sabit kalmamız beklenemez. O yüzden bazen gitmek zorunda olduğumuz yer; kendimizin daha özgür, daha huzurlu bir hâlidir. Bırakmak da bu yolculuğun bir parçası. Ve evet, yolun bazı yerlerinde kırılabiliriz, yorgun düşebiliriz ama ilerledikçe anlarız ki her terk ediş aslında bir dönüşün habercisidir. Önce kendimize, sonra da gerçekten kalmayı hak edenlere… Çünkü sevmek her zaman tutmak değil, bazen de özgür bırakmaktır. Karşı tarafı da, kendini de…

Ve kim bilir, belki de bıraktığımız her şeyin ardından bizi gerçekten bekleyen bir şey vardır: Daha hafif, daha dingin, daha “biz” olan bir hayat ve bu hayatla uyumlu insanlar…

İrem Şentürk

Görsel kaynak yapay zeka tarafından oluşturulmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.