(Bu yazının ortalama okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir)
Uzun bir sürenin ardından doğup büyüdüğüm şehre döndüm birkaç günlüğüne. Ailemi, arkadaşlarımı, bu her köşesinde anılarım olan şehri o kadar özlemişim ki… Ama sanırım en çok da sevildiğimi bu kadar güzel hissetmeyi özlemişim ben.
Mesela bir pasta ikiye bölündüğünde birinin büyük dilimi kendi almak yerine bana verdiğini görmeyi özlemişim; çayımı en sevdiğim bardaktan içmeyi, bir insanın ben söylemeden o bunu ister/bunu sever zaten diyerek gerçekten de seçenekler arasından favorimi bulmasını, istemeye çekindiğim şeyleri aklımı okumuş gibi ben söylemeden yapmasını özlemişim. Beni çok iyi tanıyan, yanlarında kendimi açıklamama gerek olmayan, tuhaf mı olur diye düşünmeden onlarlayken her şeyi yapabildiğim, kendim olabildiğim, sevgilerini en küçük hareketlerinde bile gösteren insanlarla beraber olmayı çok özlemişim.
Sadece sevildiğimi hissetmek değil de bazı insanları, hayatı, bir çiçeği veya herhangi bir şeyi bu kadar sevebileceğimi hatırlamak da bana çok iyi geldi. Tüm bunların hem ruhsal hem de fiziksel açıdan oldukça olumlu etkileri oldu üstümde.
Özgüvenim ve neşem arttı, hayatın bana sunduğu birçok fırsatı gördüm, başka hiçbir şey düşünmeden her anın tadını çıkarmaya başladım, içim kıştan sonra ilkbaharın ilk açan tomurcuklarıyla yeşerdi… Üstüme bir güzellik geldi sanki; aynada kendime baktığım an gözlerimin uzun zamandır görmediğim ışıltısına kilitleniyorum, cildim mutlulukla parlıyor, kendim olmaktan aşırı memnunum… Nasıl olduğunu ben de anlayamadım ama bir haftada bir buçuk kilo alacak kadar çok yemek yemiş olmama rağmen kendimi hafiflemiş hissediyorum, sivilcelerim çıktı ama bir şekilde yüzüm hiç olmadığı kadar güzelleşti. O pahalı bakım malzemelerimin aylardır veremediği etkiyi bir haftada verdi resmen bana bu sevgi dolu ortam. Sanırım sevilmek gerçekten de güzelleştiriyor insanı ya da belki de etrafında güzel gören insanlarla olmak kişiye unuttuğu güzelliğini hatırlatıyor.
Kısaca şunu söyleyebilirim ki bu birkaç gün bana çok iyi geldi. Bu hislerin bedenime ve ruhuma yansımasını izlerken fark ettim ki, sevgi sadece bir başkasının verdiği bir şey değil; aynı zamanda içimde büyüttüğüm, yaşattığım ve çoğalttığım bir şey. Belki de asıl mucize, bu sevgi dolu hisleri hayatımızın her anında, sadece başkalarından değil, kendimizden de görebilmeyi öğrenmektir. Çünkü insan, çevresindekilerin sevgisiyle çiçeklenir ama asıl köklerini kendi içinde bulur.
Hepinize ruhunuzun en derinlerinden çiçekler açtığınız, sevdiğiniz, sevildiğiniz ve bunu en güzel şekilde hissettiğiniz güzel bir hayat dilerim…
İrem Şentürk
https://pin.it/56Z67gjmH