Yaşayan Blog: Trans Bir Birey

1 – Bize kendinden bahseder misin?

20 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Trans erkeğim. Cinsiyet geçiş sürecindeyim.

2 – Doğduğun cinsiyete ait olmadığını ilk ne zaman fark ettin?

3 ya da 4 yaşlarımdayken sanırım. O zamanlar hissettiğim bu kadar ayırt edilebilir bir şey değildi, daha çok bir farklılık gibiydi. Ablam var önümde. Hiç onun gibi değildim. Onun oynadığı oyunlar, giydiği kıyafetler, tavırları; benim olduğum kişiyle, cinsiyetle çok farklıydı ama insanlar aynı cinsiyette olduğumu söylüyorlardı.

3 – Kendini bir kadın gibi hissetmediğini ailen ve arkadaşlarınla paylaştığında sana karşı davranışları ne yönde oldu?

İlk olarak ailemden önce arkadaşlarıma söyledim. Kız arkadaşlarım aramıza tavır koymayı seçerken erkek arkadaşlarımın bununla ilgili bir sorunu olmadı. Bu beni rahatlamış hissettirmişti. istediğim ismi kullanmaya özen gösteriyorlardı tabii ki başta farkında olmadan karıştırıyorlardı ama zamanla o da kalmadı. Aileme gelirsek; ablama söylediğimde, anneme söylersem kalp krizi geçireceğini söyleyip beni korkutmuştu. Ben de uzun bir zaman söylemedim. Sonrasında daha fazla başkası gibi davranmaya dayanamadığım için söyledim. İlk başta “Yardım alalım. Yanlış hissediyorsun. Ben nerede hata yaptım? Ablanla ikinize aynı davrandım niye böyle oldu?” tepkisini aldım. Kendini ve beni suçladı. Sanki bu durumun suçlanacak bir kısmı varmış gibi. Sonuçta bir kadın bedeninde erkek olarak hapsedilmeyi ben seçmedim. Daha sonra anneme transseksüelliğin insanlar arasında olabileceğini, bunun vücudun sahip olduğu değil beynin sahip olduğu cinsiyetten kaynaklandığını anlatmam zaman aldı ama sonunda anlamasını başarmıştı. Aralarından en komik hikaye ise babamınki sanırım. Annem zorla, ona söylemem gerektiğini düşündüğü için yanına gitmiştik ve ben Türkçe anlatmak zor geldiği için İngilizce anlatmaya karar vermiştim. Anlattığımda ise ilk tepkisi tamam oğlum olmuştu. Annem ve babam ayrılar. Babamla her zaman biraz soğuk olmuştur aramız. Yine de her şeye rağmen o andan itibaren biraz daha rahatlamıştım. Korkmak, çekinmek zorunda değildim kim olduğum için.

4 – Cinsiyetini değiştirmeye karar verme sürecin nasıl gelişti, neler yaşadın?

Büyük bir kavram kargaşası olduğunu varsayıyorum bu soruda. Bizler cinsiyet değiştirmiyor ve buna karar falan vermiyoruz. Sadece sahip olduğumuz cinsiyete daha yakın olmak istiyoruz. Yoksa çoğu insanın düşündüğünün aksine yani bir gün uyanıp ben bugün erkek gibi hissediyorum hadi erkek olayım falan değil. Bizler  böyle doğduk. Sürece gelirsek, insan sadece bir yere kadar dayanabiliyor Türkiye gibi ülkede. İnsanlar yargılayıp karşı çıkıp kavga edip öldürüyorlar transları, daha ne olduğunu bilmeden. Böyle bir ülkede sürece başlamaya karar vermek büyük bir cesaret maalesef çünkü insanlara kendinizi savunmasız bıraktırıyorsunuz ve en acısı da sizi bilgilendiren kimse yok. Ben belki 4 yaşımdan beri bu bedenden kurtulup kendi bedenime kavuşmayı istiyordum ama maalesef Türkiye’de 18 yaşının altında kimse sürece başlayamıyor. Bu da ergenlik bittikten sonra sürece başlamak demek. Hormon tedavisi ne kadar erken başlanırsa o kadar etki eden bir tedavi. Süreç için önce bir üniversite hastanesinin psikiyatri bölümüne başvurmanız gerekiyor ve bu inanın hiç kolay değil. Daha sonra sonunda randevu alabildiğinizde -ki en iyisi Hacettepedir- 6 aylık psikiyatri süreci başlar. Benim için de böyle başladı; büyük umutlarla.

5 – Peki cinsiyet değiştirme sürecin nasıl gerçekleşti?

6 aylık psikiyatri süreciyle birlikte istenen konsültasyonlar* var; endokrinoloji**, kadın doğum ve genetik gibi. Sanırım en berbatı kadın doğum çünkü zorla, muayene denilen bir saçmalık var. Kurul sırasına konuluyorsunuz kurulda her bölümden doktorlar bulunuyor. Kurul sizin hormona başlamanız için reçete yazıyor. Sonrasında 2. kurulu bekliyorsunuz, 6 aylık hormon süresi geçene kadar. Daha sonra da ameliyat olabilmek için dava açıyorsunuz. En komiği de zorunlu kısırlaştırma. Evet, sokak köpeklerini kısırlaştırırsınız ya, aynı hesap. Rahim ve yumurtalıklarınızı aldırmadığınız sürece insanlar sizi erkek kategorisine koyamıyor çünkü cinsiyet hala genital organlarla alakalı! Ameliyatları olduktan sonra mahkemeye gidiyorsunuz ve sizi bir üniversite hastanesine yönlendiriyorlar ve ameliyat olduğunuzdan emin olduktan sonra eğer şanslıysanız penis ameliyatı zorunlu kılınmaksızın kimliğinizi alabilirsiniz. Bu ameliyatı dayatmalarından daha saçma bir şey olamaz, 12 saatten fazla süren ve hayati tehlikesi olan bir ameliyatın zorunlu kılınması asla insan hakları tarafından onaylanamaz.

6 – Cinsiyet değiştirdiğin için sana diğerlerinden farklı/özenli davranıldığı oluyor mu, oluyorsa bu durum seni rahatsız ediyor mu?

Maalesef evet, oluyor. Ailemde bile bunu yaşıyorum. Biyolojik erkek olmadığım için onlardan daha eksikmişim gibi davrananlar oluyor. Bu gerçekten çok üzücü, seçmediğimiz bir şey yüzünden yaşadıklarımız…

7 – Şu an geçmişteki senle aynı deneyimi paylaşan pek çok insan var, onlara verebileceğin en iyi tavsiye nedir?

Sabırlı olmaları ve bunun kendi hayatları olduğunu asla unutmamaları. İllaki hayatınızda önemsediğiniz insanlardan birileri çıkıp “Hayır, sen kızsın. Hayır, hormona başlama. Hayır, meme ameliyatı olma. Hayır, penis yaptırma.” diyecektir. Asla önemsemeyin, sizi sizden daha iyi kimse bilemez. Sonunda olduğunuz kişi olabileceksiniz, sadece sabır.

8 – Erkek ve kadın cinsiyetlerini deneyimlemiş biri olarak kadın veya erkek olmanın ne gibi artı ve eksileri olduğundan bahseder misin?

Kadın bedene sahip olmam kadın tecrübem olduğu anlamına gelmez. Önce bu algıdan çıkmak lazım. Kadın sanan insanların daha kibar davranmaya çalıştığını gözlemlediğim oldu. İnsanlar erkek olduğunuzu fark ettiği andan itibaren daha kaba, daha fiziksel şakalar ve küfürlü bir dille karşılaşmış oldum.

9 – Burada yer alman teklif edildiğinde ne düşündün, burada yer almandaki motivasyonun nedir?

Diğer insanlara belki bir yol gösterir diye düşündüm ve umarım olur. Bunu okuyan herkes için hepimiz önemliyiz.

10 – Son olarak, bugünkü sen olsaydın ve geçmişteki kendine bir şey söyleyebilseydin bu ne olurdu?

Mutluluk çok yakın. Düşündüğünden daha güçlüsün. Asla pes etme ve insanları önemseme. Kendini sev.

(*Konsültasyon: Bir tanıyı birkaç uzman hekimin birlikte değerlendirmesi. **Endokrinoloji: İç salgı bezleri, bu bezlerin fonksiyonları, salgıladıkları hormonlar ve metabolizma ile ilgilenen tıp dalı)

Hazırlayan: Burcu Kaplan

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir