VEDA…

Merhaba Sevgili Akıl Defterim Okuyucuları,

Bütün bir yıl boyunca sizlerle her salı, perşembe ve cumartesi günleri buluşabilmek için çok çalıştık ve en güzel çalışmalarımızı sizlerle paylaştık. Neler paylaştığımıza gelin birlikte bir göz atalım. Psikolojik rahatsızlıklardan bahsettik, psikologların ve psikoloji öğrencilerinin sorunlarına değindik, varoluş nedenimizi aradık, hayatın anlamını sorguladık, benliğimizi bulmaya çalıştık. Bunların yanında çevremizde olup bitenlere de duyarsız kalmadık;  toplumsal cinsiyet konularına yoğunlaştık, hayvanlara uygulanan şiddette ve onların korunması gerektiğine vurgu yaptık, ilişkilerdeki travmaları konu aldık, çağımızın en büyük problemlerinden birisi olan iletişimsizlikten bahsettik. Koca bir yılı geride bırakırken yaptıklarımızın hepsi bunlarla sınırlı kalmadı elbette. Yaşayan Blog köşemizde tam dört tane hayata konuk olduk. Konuk olduğumuz ilk hayat bedensel engelli bir bireye aitti ve bu Yaşayan Blog köşesinde isim kullanarak yaptığımız ilk röportajdı; bu röportajda hem bir kadının cesaretini gördük hem de sorduğumuz sorularla onun yaşamını anlamaya ve onunla empati kurmaya çalıştık. İkinci olarak konuk olduğumuz yaşam ise yine cesur bir kadın olan Duygu Çağlar Gizli’ye aitti; o evlat edinmiş bir anne. Başka Bir Doğum Hikayesi kitabının da yazarı olan Duygu Çağlar Gizli Yaşayan Blog köşemizde sorularımıza yanıt vererek bizi evlat edinme konusunda bilgilendirdi ve cesaretlendirdi. Diğer konuk olduğumuz yaşam gender-fluid bir bireyin yaşamıydı. Biyolojik cinsiyet ve toplumsal cinsiyetin ayrımının bile tam olarak bilinmediği ülkemizde gender-fluid bir birey olmanın ne demek olduğunu ve bunun kişinin yaşamına ne gibi etkileri olduğunu kavramaya çalıştık. Son olarak ise cinsel tacize uğramış bir bireyin yaşamını anlamaya çalıştık. Cinsel taciz, tecavüz ve kadına şiddet olaylarının çoğalması bize bu olayların mağdurlarını anlamamız gerektiğini gösteriyor. Görüldüğü üzere bu yıl Yaşayan Blog’la cesur insanların hayatlarında kısa birer yolculuk yapmışız.Yaşayan Blog’un yanı sıra Türkiye’nin en büyük online yemek sipariş sitesi olan Yemeksepeti’nin kurucusu Nevzat Aydın’la iştah kabartıcı bir röportaj gerçekleştirdik. Daha sonra ise Mesleki Farkındalık ve Bilgilendirme Platformu ile işbirliğine giderek onların psikolojinin alt alanlarını tanıtmak üzere alanlarında ünlü hocalarla gerçekleştirdikleri röportajlara sitemizde yer verdik. Son olarak tam 32 tane konuk yazar yazısı paylaşarak TPÖÇG Blog’da bir ilke imza attık.

Böylelikle kalbimizi ve ruhumuzu ortaya koyarak çalıştığımız koca bir yılı geride bıraktık. Bu dünyanın neresinde ve ne zaman olursa sizin için parlayan birer yıldız gibi olan bu ekibin şimdi veda etme vakti. Aşağıda bir sene boyunca yorulmadan çalışan biz TPÖÇG Blog Ekibi üyelerinin veda yazılarını bulacaksınız. Bizden sonra gelecek ekibe başarı ve şans dileriz. Akıl Defterim’le kalın!

                                                                                                         4. Nesil TPÖÇG Blog Ekibi

BEYZA ALKAYA

Bu yazıyı yazmaya başlayana kadar bitiyor olduğunun farkında değildim. Bazı şeyler fazlasıyla sonsuzmuş gibi hissettiriyor. Her ay yaşanılan o heyecan ve telaş içinde ne yazmam, nasıl yazmam gerektiğini bulmaya çalışırken ayağıma takılan taşa bile anlam yüklediğim ve geçtiğim yolu bambaşka bir dünyaya çeviren o his. O his aslında başından beri yazacaklarımın kısıtlı olduğunun farkındaydı ve telaşının sebebi tam da buydu. Yazmak istediği her şeyi yazmış olmak istiyordu. Ama bir yolun daha sonuna geldi. 

Ancak bu bir veda yazısı değil. Her biri birbirinden eşsiz olan bu yolculuklardan birinin daha son buluşu sadece. Ne mutlu ki yolumuz birbirinden eşsiz izlerle bezeli. En doğru cümleyi ve konuyu aradığımız bu yolda kendimizi keşfettik, denedik, zorladık. Geriye dönüp baktığımda gerçekten bir iz bırakmış olmanın mutluluğu var içimde.

Bu izlere şahitlik eden siz değerli okuyucularımıza çok teşekkür ederiz.

Ayrıca yazılarımdaki güzel emekleri için; burada olmamı sağlayan, güzel kalpli Arzu’ya, web sorumlum Alperen Fatih’e, yarı yolda ekibin kalbi olan Ezgi’ye, özellikle yurtiçinde ve yurtdışında bütün teknik sorunlara rağmen kendinden ödün vererek yazılarımızı düzenleyen Burcu’ya ve bütün yazar dostlarıma teşekkür ederim. Daha nice patikalarda yol arkadaşı olmak dileğiyle. 

Ve bitti.

BURCU KAPLAN

Sanırım hayatım boyunca yazdığım en zor yazılardan birini yazıyorum. Aylardır aklıma geldiğinde bile gözlerimi dolduruyordu bir gün bu anın geleceğini bilmek. Şimdi ise o anın tam ortasındayım, evet artık veda etme vaktim geldi ve bu gerçek bir veda. Geçen yıl bu ekipte yazar olarak yer alırken görev sürem bittiğinde “Yıllardır yaşadığım o evden ayrılıyormuşum gibi hissediyorum.” demiştim ve o zamanki koordinatörümüz Arzu, “Hayır bu evin sadece farklı bir odasına taşınıyorsun.” demişti. Sonrasında editör olarak seçildiğimi öğrendim ve içinde yıllardır yaşıyormuşum gibi hissettiğim evimizin duvarlarını bu ekiple birlikte bambaşka  renklere boyadık, mutfağımızda dünya mutfağından binbir çeşit yemek pişirdik, arka bahçemize elma ağaçları diktik ve onların arasına kocaman salıncaklar kurduk. Şimdi bulunduğum noktada ise artık o evin içinde yaşamayacak olmak bu işin en üzücü kısmı fakat yine de biliyorum ki bu evde benim anılarım, adımlarım, izlerim var bu yüzden ne zaman olursa olsun ve nerede olursam olayım bu evi hep anımsayacağım ve umarım evimizin yeni sahipleri de beni anımsarlar.

Neşesiyle beni de neşelendiren Arzu Hamurcu’ya, güzel dostluğu ve desteği için Elif Ezgi Avcı’ya, her zaman her paylaşımı düzeltebilen Alperen Fatih Genç’e, önerileriyle kalbimize dokunan Yasemin Toraman’a, ekibin düşünceli güzelliği Büşra Böyükgöz’e, fotoğrafçılık yetenekleri ile ekibe farklı bir renk katan Şafak Tüfekçi’ye, güzel kalbiyle her daim yardımıma koşan Sena Karaosmanoğlu’na, enerjisiyle ve güzel fikirleriyle her anında ekibe katkı sağlamaya çalışan Gizem Erdoğan’a, ekibimizin duygusal beyaz tavşanı Tuğçe Ünalmış’a, yazdıklarıyla hislerime tercüman olan Feray Ünsal’a, güler yüzü ve güzel düşünceleri ile heyecanını hiç kaybetmeyen Beyza Alkaya’ya çok teşekkür ederim. Dilerim yollarımız hiç ayrılmaz. Ayrıca bana ve ekibe verdiği geri bildirim ve destekleri için güzel dostum Kürşat Keşan’a, yazılarımın ve ekibe katkılarımın gizli kahramanı Özlem Menez’e ve kalbi benimle olan tüm dostlarıma teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Sözlerimi Büyük Ev Ablukada’nın En Güzel Yerinde Evin şarkısından bir bölümle bitireceğim: “En güzel günleriydi onlar ama geri geleceklermiş gibi değil. Bu sefer mutsuzum ama keyfim yerinde.”

BÜŞRA BÖYÜKGÖZ

Zaman akıp gidiyor ellerimizden. 

Başvuru formunu doldurduğum gün dün, veda yazısını yazdığım gün bugün ama ben dünkü Büşra’dan çok farklı bir kişiyim şimdi. Hayatın getirdiği, götürdüğü, öğrettiği, hafızamdan sildiği, yolumu aydınlattığı bir sürü şey yaşadım bu yılda; hepiniz gibi. Yolumu aydınlatan taraftan son kez yazıyorum size, yoluma hep ışık tutacağını bilerek. 

İlk mülakattan itibaren beni rahatlatmayı, zihnimdeki kara düşünce bulutlarını dağıtmayı çok iyi beceren Arzu’ya; bayrağı ondan devralan, hep içimizden olduğu için geçiş süreci bile yaşatmayan Elif Ezgi’ye;  yazı sekteleriyle geçen bir yılda kalbimi hiç kırmayan, aksine tüm Erasmus macerasına rağmen bize zaman açan canım Burcu’ya; iş, son sınıf ve kişisel yoğunluğuna rağmen süreci çok iyi yöneten Alperen Fatih’e; güzel yazılarıyla kalbime dokunan, her yazılarında aynı mecradan sizlere yazmaktan gurur duyduğum, okurken yine ne güzel yazmış demekten kendimi alamadığım canım yazar arkadaşlarıma harika bir ekip oldukları için; bizi yalnız bırakmayan yorumlarıyla bizlere motivasyon sağlayan herkese çok teşekkür ederim. Ben TPÖÇG ile gelen Büşra’daki gelişmelerin farkındayım, silik ya da baskın izlerim yazılarım diye düşünüyorum. Sizlerin de gelişmesinde ve sizlerde merak duygusu uyandırmakta bir payım olmasını dileyerek ayrılıyorum.

ELİF EZGİ AVCI

Merhaba Sevgili Akıl Defterim Okuyucuları,

Bu yazıyı yazmaya başlamak benim için çok zor oldu. Vedaları pek sevmem ama fark ettim ki biz bu ekipte birbirimize hiç veda etmedik. Şimdi yine veda etmiyoruz, yollarımız ayrılsa da bağlarımız hep kalacak. Geçen sene bu zamanlar TPÖÇG  Yazarlar Loncasından tanıdığım Blog Ekibini şimdi Genel Sekreter sıfatıyla uğurluyorum. Genel Sekreterim Arzu’ya, ben seçsem ancak bu kadar uyumlu çalışabileceğimiz ekip arkadaşlarımı bana kazandırdığı için minnettarım. Burcu’ya her krizde canla başla çalıştığı, Blog Ekibine verdiği değer ve özverisi için; Alperen Fatih’e her yazıyı hasta da olsa gecenin bilmem kaçı da olsa zamanında yüklediği için; Beyza, Büşra, Gizem, Feray, Sena, Şafak, Tuğçe ve Yasemin’e bir yıl boyunca Akıl Defterim’e kalemlerinin ucuyla verdikleri can için bin teşekkür. İyi ki!

FERAY ÜNSAL

Çok güzel tecrübeler edindiğim, özgürce yazabildiğim, çok değerli insanları tanımamı sağlayan bu muhteşem Blog Ekibinde görevim bugün son buluyor.

Öncelikle enerjisiyle yüzümü kendi yüzü gibi aydınlatan eski Genel Sekreterim canım Arzu’m; bana her zaman için anlayış gösterip her zaman yanımda olduğunu hissettiğim, bazı zamanlarda  mahçup olduğum editörüm Burcu; TPÖÇG Kampta, Genel Kurulda birbirinden güzel anlar yaşatan Beyza, Büşra, Gizem ve Tuğçe; beraber gülüp beraber ağladığım Genel Sekreterim Elif Ezgi; hiçbir zaman bir araya gelemesek de yıllardan beri tanıyormuşum gibi sohbetler ettiğim, dertleştiğim, yazılarında kendimi bulduğum Sena ve yine hiçbir zaman bir araya gelemediğim ama gelmeyi çok istediğim Yasemin; beni İzmir’de yalnız bırakmayıp çok güzel saatler geçirmemi sağlayan Alperen… Hepinize sonsuz teşekkürler. 

Bağlarımızın kopmaması, birbirimiz için hep değerli kalmamız ümidiyle …

GİZEM ERDOĞAN

Burası bizim evimizdi duvarlarını istediğimiz renge boyayabildiğimiz, kanepelerini istediğimiz yere yerleştirebildiğimiz, raflarına kitaplarını bizzat seçtiğimiz. Burası bizim evimizdi bomboş bir şekilde anahtarını aldığımız ve şimdi yeni sahiplerine bomboş teslim etmemiz gereken. Blog için veda yazısı yazmak öyle garip ki. Sanki şey gibi en güzel anılarımı geçirdiğim, ruhumu doyurduğum evden taşınmak gibi. Geçirdiğim süreç boyunca hissettiklerimi buraya aktaramayabilirim ama birbirine uzakta olup ruhen bağlı olmanın ne demek olduğunu bu evde deneyimledim ben. Bu ev benim için öylesine ayrı ve özel bir yerdi ki, kargaşanın içinde kendime nefes alabilme fırsatı tanıdığım tek yer olabilirdi. Bu ailenin her bir üyesine hayatıma dokundukları, sürecimde yer aldıkları ve benimle aynı evi paylaştıkları için bin minnet. Teşekkür edilecek öyle çok insan var ki. Konu önerisi için başının etini yediğim kahrımı çeken yedi güzel insana teşekkürü borç bilirim. Şeyma Nur Kazancı, Azra Öner, Özen Öğütcü, Esra Dorum, Emre Kahvecioğlu, Ayşe Erol ve Samed Yalçın yanımda olduğunuz darlamalarımı, yetiştiremeyeceğim kaygılarımı bizzat benimle birlikte yaşadığınız için çok teşekkür ederim. 

Yazar, “Veda saati çaldığında ayrılık anı da gelir ve artık hiçbir şeyin hayalini görmeyiz…” demiş. Veda saati çaldı ve ben yazar olarak girdiğim Blog Ekibine editör olarak devam etmenin heyecanını yaşarken, aynı evi paylaştığım yoldaşlarımı kalbimde bin minnetle anacağım. 

SENA KARAOSMANOĞLU

Yazmayı ne zaman keşfettiğimi hatırlamıyorum ama yazarken kendimi keşfettiğimi her defasında daha da çok hissediyorum. Yazarken büyüdüm, yürüdüm, kalktım, düşündüm, çok düşündüm, yükümü kalemimle hafiflettim. Dermanın yine bende.. Benim  yazarak var olduğumu, her yeni kelimeyi kaleme aldığımda anladım. Kimseye hiçbir şey anlatamadığımda, sesimin her titrediği anda yazıya sığındım. Yazmak bir sığınaktı, bak ben buradayım diye sırt sıvazlayan bir dost. Kaç cümle tükettim bu yolda bilmiyorum ama severek yapılan her işin çiçek açtığını biliyorum. Her ay bazen araştırarak, bazen kendimi dinleyerek, bazen köşeye sıkışarak yazdığım her yazı için teşekkür ederim her kaleme, her kelimeye, her yaşanmışlığa… Yolu yazılarıma düşen, düşünen, beni  daha çok yazmaya, okumaya teşvik eden, ışık saçan her okura minnetarım. Benim canım TPÖÇG ailem! Benim canım Blog Ekibim! İlk heyecanımı hala ilk günkü gibi hissediyorum; kalbim yine pır pır… Tüm mesafelere rağmen sanki yanı başımda, orada. Karanlık her anımda bana sevgi ışıklarını saçan canım ekibim! Yolunuzda hep çiçekler açsın. İyi ki.,. Bu yolda karşılaştım her birinizle.. Her birinizin dünyasındaki güzelliklere karıştım, güzelleştim ve güzelleştirdim. Emeklerle, el ele, kalp kalbe çıktığımız bu yol, biliyorum ki hiçbir zaman son bulmayacak. Son demiyorum! Veda etmiyorum! Buradasınız biliyorum. Hepinize sımsıkı sarılıyorum, iyi ki varsınız!

Başlanılan her işin heyecanı, sona yaklaşırken yerini hüzne bırakıyor. Son olduğundan, son bulduğundan, son kez başlandığından.. Geriye dönüp bakıldığında, başarısızlıklar, eksiklikler çarpıyor yüze, daha iyi olabilirdi diyor bir ses, sonra o sesi susturuyor başarılan, ilerlenen ve açılan her yeni pencere. İçeriye, içime güneş doğuyor, bir anda kayboluyor hüzün bulutu yerini kocaman iyi kiye bırakıyor. İyi ki yazdım. İyi ki! 

Sona geldiğim yer yazının, her yolun bana yeni başlangıçlar bağışlayacağı inancıyla.. Ben buradayım! Güle güle…Hoşça kalın, hep hoş kalın! 

Bu bir veda değil, bilakis görüşmek üzere…

TUĞÇE ÜNALMIŞ

Blog ekibine katıldığımda ilk yazım Alice’in Ardından adlı yazımdı. Bu yazıyla çocuk gözümden çıkıp Alice’in durumunu farklı bir bakış açısıyla ele aldığımda onun devinimlerine, korkularına, yüzleşmelerine, kendini tanıma çabasına ve olduğuyla kendine atfedilenin çatışmasına dahil oldum. TPÖÇG de benim için böyle bir serüvendi ve serüvenin sonuna yaklaşırken uykudan uyanma vakti geldi çattı. TPÖÇG üniversite temsilciliğimde birçoklarının beyaz tavşanı oldum. Blog Ekibinde ise yorgunluklarımı, kırgınlıklarımı bir kenara ittirip son saatler beni ikna edip ekibe başvurmamı sağlayan Görkem Karaüzüm benim beyaz tavşanım oldu, iyi ki de oldu! Yazarlar Loncam TPÖÇG’ün en entelektüel oluşumuydu, ekip arkadaşlarımın her biri içinde farklı hazine taşıyordu ve bunu paylaşmaktan sakınmıyordu. Kısa ama uzun soluklu buluşmalarımızda başka bir ışık edinmiş oluyordum. Sessiz bir ekip gibi görünsek de iklim değiştiren kalemlerimiz vardı. Birbirimize yazılarımızla seslendik, birbirimizi yazılarımızla dinledik… Ekibimi çok sevdim, yıllar geçince geriye dönüp baktığımda bu sevginin değişmeyeceğini biliyorum ve bu beni gerçekten çok mutlu ediyor. Bir yıl boyunca tüm yazılarımda kendim dahilinde çevreme dönüktüm; içine psikoloji serpiştirdiğim sevinçler, üzüntüler, isyanlar ve nicelerini barındırdı yazılarım. Okunmaktan ziyade hissedilme kaygısı güttüm. Yazılarıma aldığım her geri bildirim paha biçilemeyecek kadar değerliydi çünkü hissediliyordum, anlaşılıyordum ve tanımadığım birine dokunabiliyordum. Blog yazarlığı bana öyle güzel imkanlar sağladı ki öfke dolup taştığımda içimdeki volkanla kimseyi yakmadan içimdeki koru verimli arazilere dönüştürebildim, merakla ve sorularla dolu olduğumda cevapları mercek altına alıp inceleyebildim ve her ay ne yazacağım kaygısına boğulurken yazmak için bekleyen iç sesime şahit oldum. Uyaranlar sayesinde yazılarımı yazılarımda ise kendimi keşfettim. Nerede durduğumu, nasıl baktığımı, ne hissedip ne düşündüğümü…. Meslek hayatına atılmaya bir adım kaldı ve ben burada iyisini kötüsünü, olurunu olmazını gördüm. Harika dostlar edindim, TPÖÇG ile büyüdüm. Ben büyürken benimle olan, gücüm kalmadığında güçlendiren, her açıdan katkı sağlayan arkadaşlarıma, ekibime, yazılarımla başım derde girdiğinde saat kaç olursa olsun okumaktan gocunmayan Dilanur Zontul, Elif Tütüncü’ye ve yazılarımda bana eşlik ettiğiniz için size çok teşekkür ederim.

Ki ben vedaları hiç sevmem siz güzel kalın!

Unutmadan, eğer beyaz tavşanı görürseniz tereddüt etmeyin, takip edin. Kim bilir gelişip geliştireceğiniz iz bırakabileceğiniz bir serüvenin kapısını aralıyor olabilirsiniz. 

YASEMİN TORAMAN

Heyecan, heves ve mutlulukla katıldığım bu aileden ifade edemediğim bir duyguyla ayrılıyorum bugün. Tanımadığınız ya da bilmediğiniz bir kişiye ya da bir duruma ait hissedebildiğiniz oldu mu hiç? İşte bana bu tanımsız duyguyu yaşatan TPÖÇG oldu. Hem birbirimize ait olup hem de birer birey olmayı, hem çok güçlü bir ekip ruhuna sahip olup hem de kişisel sorumluluklarımızı yerine getirmeyi başardık neyse ki. En önemlisi ise, saygı duyarak ve severek hem öğrendik hem de öğrettik. İşte kısa zamana sığdırdığımız bu güzel etkileşimler belki de bugün bu yazıyı yazarken bende bir veda etkisi uyandırmıyor. Nitekim biliyorum ki, bu ailenin bendeki yeri hiçbir zaman değişmeyecek.
Bütün ekip arkadaşlarım adına şunu söyleyebilirm, bu platformda yazılan herhangi bir yazının herhangi bir cümlesiyle bile size düşündürebildiysek ya da dokunabildiysek kalbinize, gerçek amacımıza ulaşabilmişizdir. Okuyup-yazdığınız, izleyip-dinlediğiniz ve bolca sorguladığınız bir hayata sahip olmanız dileğiyle!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.