Üç Bölüm: Hayat

En zorunun başlamak mı devam ettirmek mi olduğu ikilemine düştüm sonra ve hemen kalktım. En’li cümleler kurmanın o kadar da doğru olmadığını anladım. Çünkü her yeni deneyimde başka bir ‘en’le karşılaşıyordu insan.

                                            (Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakikadır.)

Bir giriş cümlesi yazmak her zaman zordur hayatta. Bu aynı, bir insanın doğumu, gözlerini dünyaya ilk açışı gibi sancılı. “En zorudur.” yazmıştım aslında fakat sildim. Çünkü yaşamaya devam etmenin ne demek olduğu geldi hatırıma. En zorunun başlamak mı devam ettirmek mi olduğu ikilemine düştüm sonra ve hemen kalktım. En’li cümleler kurmanın o kadar da doğru olmadığını anladım. Çünkü her yeni deneyimde başka bir ‘en’le karşılaşıyordu insan. Bir değişim ve devinim vardı sürekli ve mutlaka olacaktı da. Bu yüzden üç parçaysa hayat başlamak da zordur, devam ettirmek de ve bazen bitirmek de zor. Ama en zoru …’dur diyeceği bir cümlesi yok insanın.

Üç bölümden ilki:

Başlamak. Bir eve doğmak. Bazı insanların çocuğu, bazı insanların yeğeni, bazı insanların torunu, bazı insanlar için komşunun yeni doğmuş bebeği olmak. Bazı insanlarla beraber var olmaya çalışmak, seçemediğiniz bir ailenin mensubu olmak. Yavaş yavaş büyümek sonra. Çocuk olmak. Anlamaya, anlamlandırmaya çalışmak diğerlerini. Oynamak. Kavga etmek, küsmek, barışmak ve unutmak. Bazen dışlanmak, bazen dışlamak. Bazen yalnız kalmak, bazen kalabalıktan sıkılmak. Bazen hüngür hüngür ağlamak, bazen de kahkaha atmak.

Üç bölümden ikincisi:

Devam etmek. Çocukluktan yavaş yavaş çıkmak, belki bir kış uykusundan uyanmak gibi yeni yeni etrafı görmeye başlamak. Önceleri bulanık, sonra hafifçe berraklaşan bir görüntü denizi içinde aileni tanımak. Kendini tanımak. Aileni tanıdığını sanmak. Kendini tanıdığını sanmak. Tam ‘anladım kim olduğumuzu’ derken, biz kimdik sorusuyla tekrar başbaşa kalmak. Kabullenmek ve kabullenememek. Bazen her ne kadar kabullenemesen de, sığınabileceğin seni öylece kabul eden birilerinin çaresizce sadece onlar olabileceğini anlamak. Ve bunun garip bir karışıklık yaratması insanda. Bazen de mutsuz olmak ve neden mutsuz olduğunu anlayamamak. Sonra bazı şeylerin düşündüğümüzden çok daha büyük anlamlara geldiğini fark etmek. Ailenin, senin kim olduğunla çok ciddi bir alakası olduğunu fark etmek. Bir kısır döngüye girmek. Bu döngüden çıkmaya çalışmak ve çoğu zaman nafile çabalar sarf etmek.  Sonra her şeyin kabullenmekle ve yola kaldığın yerden devam etmekle çözüleceğini anlamak. Çünkü tıpkı senin seçemediğin gibi, diğerleri de nerede ve nasıl doğacağını seçemedi. Kim olduğumuzu da seçemedik bu zamana dek ama belki kim olacağımızı seçebiliriz, bir ihtimal.

Üç bölümden üçüncüsü:

Bitirmek. Henüz devam etmeye yeni başlayan birisi için, buraya yazabileceklerim henüz yaşanmadı. Ve bu yazıyı okuyan bir çoğumuz devam etme aşamasında. Peki senin hikayenin devam eden bölümü nasıl geçiyor? Devam etmekte nasılsın, güzel dostum?

Yazar: Beyza Küçük

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.