Pokemon Go Üzerine Amaçsız Bir Yazı

Merhaba arkadaşlar. Bu yazının, size bilimsel herhangi bir artı katmayacağını bilerek yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum. Çünkü katmayacak. Koltukta oturmuş, boş boş vakit öldürüyordum. Sonra insanların neden Pokemon ile kafayı bozduğunu düşünürken buldum kendimi ve tam olarak “Hadi Pokemon üzerine bir şeyler karala kız! Zaten kalemin baya bir köreldi, sana da iyi gelir belki.” dedim kendime. İşte, yazıya başlama hikayem böyle. Sanırım artık sadede gelebiliriz…

Öncelikle yazıyı okurken aklınızda oluşması muhtemel sorulara cevap vereyim. Bir Pokemon Go düşmanı ya da sempatizanı değilim. Ama bakın Pokemon Go diyorum yani oyundan bahsediyorum. Mevzu bahis çocukluğumun yüzde ellisini kaplayan Pokemon olursa bırakın sempatizanı, fanatik olarak bile addedebilirim kendimi. Kalan yüzde ellisi de Ay Savaşçısı ve Şeker Kız Candy arasında bölüşülüyor ama bunu size neden söylediğimi, inanın, bilmiyorum. Pokemon Go henüz piyasada değilken ve ufak tefek reklamlarını oradan buradan bulup oyun hakkında bilgi almaya çalışırken, bu oyun için kafayı yiyebileceğimi ve içimdeki oyun bağımlısı veleti ortaya çıkarmak için harika bir fırsatla karşı karşıya olduğumu düşündüm. Gelin görün ki Pokemon Go piyasaya havai fişek gibi düştü ve bu havai fişeğin yaldızlı ışıkları dünyanın dört bir yanından görüldü(mesela Iğdır’dan). Tabii hal böyle olunca Pokemon Go esprileri, saçma mekanlarda ortaya çıkan Pokemon hikayeleri, tüm Telegram ve Whatsapp gruplarında dönen ‘hiçbir yerde bulunamayan Pokemonlar’ muhabbeti dört bir yanımı sardı. Ben boş durur muyum? Asla! Hemen Pokemon Go’yu indirmeme kararı aldım. Çünkü artık içimdeki o saf, masum, el değmemiş heves yok olmuştu ve oyun, Dünya Savaşı Z’deki zombi virüsünden bile daha hızlı yayılmıştı(evet, Brad Pitt’in ‘hala yakışıklıyım’ mesajı verdiği film). Ben şu şey tiplerdenim… Bir şeyi herkes sevip sahiplenince o şeyden soğuyan tipler. İnsan, oyun, film, kitap hiç fark etmiyor. Game of Thrones, Fast and Furious falan hep hüzündür benim için. Neyse, konumuz ben ve acılarım değildi, afedersiniz.

Pokemon Go ile çok farklı insan profilleri ve birbirini tanımayan insanların ilginç bir şekilde ortak hareket ettiği gruplar görmeye başladık. Oyun hakkında en ufak bir fikri olmadığı halde sürekli olarak Pokemon temalı paylaşımlar yapan güzel kardeşlerimiz, tüm Pokemonlara lanetler yağdırıp Poketoplara ateşler salmak isteyen Anti-Pokemoncular, ıssız bir adaya düşmüşçesine kendini yapayalnız hisseden ve henüz oyunun sunduğu rüyaya kapılmamış bir insan evladı arayanlar, Poketopları’nın bitişini bizimle paylaşarak yürek burkanlar ve tabii ki yakaladığı her Pokemon’u cümle aleme duyuran “YAKALADIM”cılar… Allah sizi inandırsın Arşimet böyle “eureka” dememiştir. Bir de Pidgey kusanlar var, onları da atlamayalım. Gelelim gruplara…Araba ile gecenin bir yarısı pokemon avına çıkan ve kankalardan oluşan gruptan tutun da Devrim’de buluşup Pokemon avına çıkan tayfaya kadar birçok topluluk vücut bulmuş durumda.Bir arkadaşımın Snap’inde, mahallenin abilerinden ve ufaklıklarından oluşan bir dayanışma grubu da gördüm, pencerenin önüne çömelmiş rota tartışıyorlar. Yakında, üniversiteler arası Pokemon turnuvası da gerçek olan mitler listesine eklenebilir. Hayır, lütfen saçmaladığımı düşünmeyin ve sadece Türkiye’nin ilk uluslararası  Quidditch turnuvasına ev sahipliği yapan Adana Büyükşehir Belediyesi’ni düşünün. Quidditch takımları ile gurur duyan Uludağ’dan, Işık’tan, Hacettepe’den, ODTÜ’den; bir Ash, bir Misty, bir Brock hatta bir Drake çıkmasın mı? Telefonuna bağlı yaşayan biz Z kuşağının evden çıkmasını sağlayan bu oyun, daha somut bir amaca bağlanmasın mı? Hoş, yine telefona bakarak yürüyor emektar avcılarımız ama olsun, sonuçta yürüyorlar.

Aniden sosyal medyayı ele geçiren bu oyun hakkında diyeceklerim bu kadar. Kırk yılda bir online olarak toplandığımız sırada, muhabbeti bırakıp Pokemon konuşmaya başlayan dostlarıma söyleyemediklerimi de bu yazıyla söylemiş oldum. Rahatladın mı bari derseniz… Vallahi rahatladım! Ben de isterdim bu oyun hemen yayılmasın. Ben de isterdim bir Jigglypuff, bir Psyduck peşinde koşayım. Ama nasip kısmet bu işler. Hadi bakalım Pokemoncular, rastgele.

YAZAR: Selin Cennet GÜLMEZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir