Pavlov’un İnsanları: Dopamin

Hayatta bazen saçma ya da kötü olduğunu bildiğimiz halde yapmaya devam ettiğiniz alışkanlıklar vardır. Veya bir alışkanlık edinmeyi isteyip bir türlü edinemediğiniz zamanlar, sizin için işkenceye dönen girişimler, yarıda kalan diyetler, sözler ve motivasyonlar vardır. Her ne kadar böyle zamanlarda motivasyon konuşmaları, o, bu, şu gelişimcilerin dışı güzel içi boş cümleleri ya da sizin “Bu sefer yapacağım!” hırsınız durumu bir süre götürse de sonucu göremeden çoğu insanın ne motivasyonu ne hırsı kalıyor. Bunun aksine gayet istikrarlı bir şekilde sezon sezon dizi izleyip, abur cuburu ilk yemek alternatifi olarak görüp, video oyununda bilmem kaçıncı karakteri öldürüp, yapay şeker içeren ne kadar şey varsa her gün atıştırıp, hatta iddia ediyorum, yine düzenli bir düzensizlik içinde uyuyup hayata devam ediliyor.

Peki örneğin kitap okumak neden bir dizi izlemek kadar istikrarlı değil? Ya da spor yapmak neden CS:GO’da adam öldürmekten daha az haz verici?

Bu sorulara cevap vermeden önce şunu belirtmeliyim, elbette herkes bunlara yorum ile cevap bulabilir. Biri eğlenceli diğer sıkıcı der ve alın size cevap. Fakat ben konunun bilimsel derinliğine inip siz okuyanları bir farkındalığa davet edeceğim. Çünkü hayatınızın büyük kısmını kaplayan alışkanlıkların ve eylemlerin kontrolünün gerçekten sizde olabilmesini diliyorum. Bir Pavlov insanı olmaktan kurtulmanızı istiyorum.

Dopamin (DA)

Dopamin daha çok zevk kimyasalları olarak tanımlanır. Orta beyindeki bir nöron kümesi tarafından, diğer nöronlara mesajlar iletmek için kullanılır. Öğrenme, karar verme, ödül algısı ve davranış kontrolü altında yatan kritik bir nörotransmitterdir.  Bununla birlikte, dopamin mevcut davranışı canlandıran, motivasyonun ana modülatörüdür. Beyin, bir kaç dopaminerjik nöron sistemi içerir. Benim üzerinde duracağım ise mezolimbik DA sistemi olarak adlandırılan limbik sistemde dopamin salgılanmasıdır. Limbik sistem ise beynin duygular ve hafıza üzerinde önemli rolü olan bir yapılar dizisidir. Ayrıca mezolimbik dopamin iletimi, ödülü maksimize etmek için algılanan ve karar verme sinirsel süreçlerini etkileyebilir. Üzerinde duracağım diğer DA sistemi mezokortikal ise dopamin nöronlarının frontal korteksi uyarmasıdır; bu uyarılma kısa dönem anıları, planlama ve problem çözümü için strateji oluşturma gibi işlevleri etkiler.

Beynimiz etraftan her an çok fazla uyaran alır, bu uyaranların bir çoğu önemsizdir ve beynimiz önemli uyaranları önemsizden ayırma işlemini de yapar. Pozitif bir uyaran olduğunda, beynin ödül sistemini oluşturan mezolimbik ve mezokortikal DA sistemleri aktive edilir. Burada bu pozitif uyaranın tekrarlanmasına göre zamanla o uyarana güdülenme oluşur.

Bir örnek vermek gerekirse ilk insanları düşünelim, açlık hissi beyinlerini uyardığında ağızlarına taş koymaları negatif uyaran olacaktır fakat yenilebilir bir ot koyduklarında bu pozitif bir uyaran olup, dopamin sistemi tarafından kaydedilecektir. Bu ot yemenin tekrarlanması ile güdüleşen eylem alışkanlığa dönüşecek ve birey ne zaman ot yerse dopamin salgılanacaktır. Bu yüzden yemek, su, cinsel ilişki gibi şeyler bizim doğal dopamin kaynağımızdır. Doğal olmayan dopamin kaynağının başında ise şeker gelir. Çikolata yemek, müzik dinlemek, dizi izlemek, şiir okumak, video oyunu oynamak gibi şeyler de doğal olmayan dopamin kaynaklarıdır.

Etik olmayan bir şekilde, 70’li yıllarda bir insan üstünde yapılan deneyde dopamin sinir demetini uyarmak için bir buton kullanılmış ve deney yapılan insanın 3 saat içinde 1500 defa bu butona bastığı görülmüş. Aynı şekilde hayvanlarda ve insanlarda yapılan çeşitli deneyler de aynı eğilimi göstermektedir.

Virginia Tech Carilion Araştırma Enstitüsünde Read Montague’nin dopamin üreten beyin hücrelerinin kaybına bağlı olarak ortaya çıkan Parkinson hastalığına sahip hastalarda yaptığı bir deneyin sonucunda şunları söylemiştir “Dopamin’in iki faktörü izlediğini gördük: Ne oldu ve ne olabilirdi.Bizim dopamin nöronlarımız, bir şeylerin daha iyi veya kötü olabileceğini izlemekte ve bu bilgiler dopamin salınımındaki hızlı değişiklikler tarafından kodlanmaktadır. Ödül için ise ödül tahmin hataları denilen şeyleri -ödül beklentileri ile yaşanan gerçek ödüller arasındaki devam eden farkı- kodlar.”

Özellikle bu ödül tahmin hataları gelecekteki davranışları yönlendirmek için bir öğrenme sinyali sağlar. Bir nörofizyolog olan Eric Bowman dopamin aktivasyonuna sebep olan, bağlı kaldığımız ama bilinçsizce yaptığımız eylemlerle ilgili farkındalığa sahip olmamızın büyük ihtimalle mümkün olmadığını ve bu farkındalık eksikliğinin insanların neden görünüşte mantıksız veya haksız tercihler yaptığını açıklayabileceğini söylüyor. Örneğin sigara. Sigaradaki nikotin mezolimbik ödül sistemindeki reseptörlere eklenerek tütün bağımlılığı için merkezi bir rol oynamaktadır. Vücuda zararı olan böylesine bir şeyin neden bu denli tüketildiğini açıklıyor. Halk dilinde bağımlılık yapıyor dediğimiz olay dopamin aktivitesi yapan eylemlerdir ve bunların fazlaca güdülenmiş olmasıdır.

Peki vücuttaki dopamin seviyesinin etkisi nedir? Yapılan deneyler sonucunda, dopaminin fazlalığı şizofreni ile ilişkilendirilir, dopamin seviyesi şizofrenlerde şizofreni olmayan insanlar oranla daha fazladır. Şizofrenide görülen halüsinasyonlar, sanılar, düşünce dağılımı ve paranoya hastalardaki dopamin salınımının artmasının bir sonucudur. Bu ayrıca dopamin salınımını arttıran uyuşturucu maddelerin neden halüsinasyona sebep verdiğini de açıklar. Düşük dopamin seviyeleri ise ruh hali değişiklikleri, yorgunluk, depresyon ve motivasyon eksikliği ile ilişkilendirilmiştir. Yazının başında bahsettiğim gibi dopamin motivasyon mödülatörüdür. Depresyon hastalarının sıkça kullandığı “Canım hiç bir şey yapmak istemiyor.” cümlesi bu açıdan bakılınca aslında anlaşılır bir anlam kazanıyor. Bu can sıkıntısından çok daha fazlası. Ya vücutta hiç dopamin olmasaydı? Genetik mutasyon sonucu dopamin salınımı yapamayan farelerle yapılan deneylerde farelerin açlıktan öldüğü, önündeki yiyecekleri yemeye dair istek gösteren eylemde bulunmadıkları görülmüştür.

Dopamini tüm bu ödül, öğrenme ve motivasyon kapsamı altında ele alınca bilim insanları ‘istemek’ ve ‘beğenmek’ ayrımını ortaya çıkaran deneyler yapmıştır. Genetik mutasyonlu, fazla dopamin taşıyıcısı fareler ile normal fareler arasında yapılan deneyde mutasyonlu farelerin yemek ve su alımının daha fazla olduğu görülmüş; deney alanından yemeğe giden yolu daha hızlı terk ettikleri, öğrenmek için daha az denemeye gereksinim duydukları, yolda daha az durdukları, dikkat dağıtıcı noktalara karşı daha iyi direndikleri ve hedefe daha doğrudan ilerlemeye devam ettikleri görülmüş. Motivasyon ve konsantrasyonlarının normal farelerden daha fazla olmasına rağmen; ölçümlerde hedonik tepkileri arasında bir fark olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak dopaminin motivasyon ve öğrenmeyi arttırdığı; yani “istemek” eylemine etkisi pozitif olarak arttırırken, “beğenmek” eylemini olduğunun dışında ekstra attırmaz.

Üzerimizde bu denli etkisi olan bir şeyin kontrolünü tamamen ele almak elbette mümkün değil. Fakat ne olduğunu bilmek ve bilinçlenmek, edineceğimiz ya da edindiğimiz alışkanlıklar hakkında ne tür yollara başvuracağımızı bize gösterebilir. Araştırmalara göre insan öğrenimi, dopamin içeren nöronların uyarılmasıyla modifiye edilebilir. Araştırmacılar, kişilerin ödüllendirmeye neden olan fiziksel eylemleri tekrar etmesini sağlayarak uyarmanın değişmiş olabileceğini öne sürüyorlar. Bu yöntem madde bağımlıları için rehabilitasyon merkezlerinde tedavi yöntemi olarak kullanılıyor. Başka bir deneyin sonucu olarak da yapay olarak motive etmek için başka bir deneyde normal farelerin dopamin seviyesi arttırılmış ve kendilerine ödülü olmayan bir eylemi bu yolla tekrar etmeyi öğrendikleri görülmüş. Tıpkı bize hiç faydası olmayan sigaranın tekrar tekrar tüketilmesi gibi.

Aslında tüm eylemlerin başında o eyleme yönelik düşünce ve tavrımız bağımlılığa ya da monotonluğa dönüşmesine sebebiyet veriyor diyebiliriz. Her insanın video oyununda zevk almadığı gibi, video oyunundan zevk alanların da bunu zamanla alışkanlık haline getirdiğini görüyoruz. Video oyunundan zevk alan insan, video oyunun ödül olduğunu öğrenmiştir. Mesela, bir insanın küçüklüğünden beri ödevini bitir sonra oynarsın lafını duydukça onu aklında ödülleştirmesi kaçınılmazdır, dopamini kullanarak bundan zevk almıştır peki zamanla kim kimi kullanmaya başlamış olabilir? Dopaminin rol aldığı madde bağımlılığı işin ekstrem seviyelerinden biri, peki ya günlük hayatımızda acaba vaktimizi çalan kaç eyleme sebebiyet veriyor?

Ben bir alışkanlığı edinmenin yolunun dopamine o alışkanlığın ödül olduğu algısını yaratarak, tekrara dayalı bir biçimde ulaşılabileceğini düşünüyorum. İnsanlar genelde alışkanlık edinmeye çalışırken bunu “zorunluluk”, “olması gereken” bir şey algısı ile ulaşmaya çalışırlar fakat bu durumda dopaminin size vereceği tek etki salgılanmamak ve motivasyonunuzu düşürmek olacaktır. Zaten motivasyon düştükten sonra olayın tekrarlama kısmı alışkanlık aşamasına gelmeden bitiyor. Alışkanlıktan kurtulmanın yolu ise genelde onu başka alışkanlıkla değiştirmek oluyor. Şöyle düşünelim, kurtulmak istediğiniz alışkanlığa karşı olan tüm o dopamini ve motivasyonu hissettiğiniz anda bunları başka eylem yaparak zamanla o eyleme adapte ederseniz bir süre sonra kurtulmaya çalıştığınız alışkanlığın yerini diğer eylem alacaktır.  

Ben bu yazımda sadece dopaminden ve etkisinden bahsettim. Vücudumuza etki eden ve bilincinde olmadığımız çok fazla şey var, ki eğer bunlar hakkında bilinçlenirsek belki o zaman gerçekten kendimizi yöneten kişi biz oluruz ve bir Pavlov insanı olmaktan kurtuluruz.

 

YAZAR: Kardelen ŞENSOY

 

Kaynakçalar ve İleri Okumalar

Physiology of Behavior – Neil R. Carlson

http://neurosciencenews.com/dopamine-learning-reward-3157/

http://neurosciencenews.com/addiction-dopamine-psychology-3207/

http://research.vtc.vt.edu/news/2015/dec/01/virginia-tech-carilion-research-institute-scientis/

http://neurosciencenews.com/human-learning-altered-by-ehuman-learning-altered-electrical-stimulation-substantia-nigra-1034/

https://www.khanacademy.org/science/health-and-medicine/executive-systems-of-the-brain/emotion-2014-03-27T18:40:38.294Z/v/emotions-limbic-system

http://www.lakartidningen.se/Functions/OldArticleView.aspx?articleId=17928

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4032934/

http://www.jneurosci.org/content/23/28/9395.long

https://academic.oup.com/brain/article/136/11/3242/325427#78857039

http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0165017398000198?via%3Dihub

 

Pavlov’un İnsanları: Dopamin” için 2 yorum

  • 9 Şubat 2019 tarihinde, saat 19:35
    Permalink

    Çok açıklayıcı bir yazı, teşekkürler.
    Burayı okur musunuz bilmem ama yine de bir umutla yazacağım.
    Öncelikle bundan yaklaşık 3 yıl önce hayatın çocukluğuma oranla çok daha renksiz olduğunu farkettim. Yaptığım şeylerden zevk almıyordum ve sadece alışkanlık olduğu için yapıyordum.
    Nadiren bir şeyden zevk aldığımda ya da bir şekilde mutlu olduğumda hislerimin süresini uzatmak için abartılı tepkiler veriyordum. Sırf o anki hislerimi biraz daha yoğun yaşayabilmek için saçma sapan şeyler yaptığımı hatırlarım. Böyle daha fazla yaşayamayacağımı farkedince o zamanki konsantrasyon ve enerjimle yapabileceğim en iyi şeyi yaptım. İşe yaramayacağını bile bile çaresizce Google’a girip derdimi anlatmaya çalıştım ve uzun uzun araştırdıktan sonra -düşük miktarda dopaminle okuduğumu ne kadar anladığımı tahmin edebilirsiniz- tek sorunumun dopamin eksikliği olduğunu farkettim. Ve o zamandan şu ana kadar sürekli olarak dopamin kasmak adına farklı hisler yakalamaya çalıştım, yediğim yemek miktarını arttırdım(yerken ister istemez bir haz alıyordum), tarih-miteoloji temalı epik film ve kitapları bitirdim.
    An itibarı ile eskisine oranla kafamdaki dopamin miktarının arttığını enerjim ve konsantrasyonuma bakarak söyleyebilirim. Fakat yalnızca çok ufak bir miktarda arttı. O kadar çaba ve harcanan zamana rağmen ufacık bir değişim. Biliyorum biraz uzattım sanırım ama hala odaklanamama, uykusuzluk, enerjisizlik gibi sorunlarınız varsa hiç durmayın. En yakın psikiyatristten en yakın zamanda concerta veya türevlerinden dikkat dağınıklığı adına bir ilaç alın. O önyargılı, “ilaç kullanmak iyi bir şey değildir” diyen beyinsizleri dinlemeyin. Benim saçma sapan ilaç harici çözüm arayışlarımla yıllarım heba oldu. Sizinkiler olmasın. Kendinize iyi bakın.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir