La Sagrada Familia

 “Bu yazının okunması 2 dakika sürmektedir.”

  Doğadan ilham alan büyüleyici yapısıyla, her köşesine işlenmiş kutsal sembollerle, dönemin de çığır açan mimari güzellikleriyle şehrin silüetine kazınmış bir bazilika ve Barcelona’nın büyüleyici dokusuna defalarca izini bırakmış, son eseri olan La Sagrada Familia için hayatını harcamış Mimar Antoni Gaudi.

   Hakkında okuduklarım çoğaldıkça duyduğum hayranlığın beni ele geçirmesine izin verdiğim bu şaheser; her bir cepheye işlenmiş farklı hikayeler, Hristiyanlığın en önemli şahsiyetlerine adanmış 18 kule ve doğanın en büyük akıl hocası olduğunu savunan bir mimarın ilmek ilmek işlediği Neo-gotik dokular barındırırken; yüzyılı aşkın bir süredir inşaatının tamamlanmamış olmasıyla da “Bitmeyen Kilise” olarak anılıyor. 

 Sadece bir bazilika değil, aynı zamanda da bir anıt yaratmak isteyen Gaudi, “Nativity” cephesi ile yaradılışı temsil ederken, “Passion” cephesi ile İsa’nın çarmıha gerilirken çektiği çileyi hissettirmek ve “Glory” cephesi ile hayat-ölüm-inanç ilişkisini yansıtmak istiyor, bununla birlikte en büyük mesajı ise kiliseye yukarıdan bakıldığında ortaya çıkan Latin haçı görüntüsüyle veriyor. 

   Üzerine düşündükçe sorgulama isteği yaratıyor içimde. Gaudi belki bir deli, belki de bir dahi. Yaşadığı yıllardaki bütün mimari kuralları yerle bir ederek tabiattaki düzenli ve düzensiz tüm oluşumların ilhamını, yoğun dini inancıyla birleştirirken; hayatını adadığı eserin halen tamamlanmamış oluşuyla bize bir hikaye anlatmak istiyormuş gibi geliyor. Doğayla var olduk, doğadaki her asimetrik çizgi gibi birbirinden tamamıyla farklı düşüncelere ve yaşamlara sahibiz ve yok olup doğaya geri dönmemize rağmen döngü halen tamamlanmıyor. 

 Dışarıdan bakıldığında farklı toprak tonlarının soğukluğunu barındırırken, içerde tavanda yer alan gökkuşağı renklerindeki mozaiklerin oluşturduğu renk cümbüşüne sahip bu tapınak; insanların ördüğü duvarları aştığımızda karşılaşacağımız güzellikleri yansıtıyor. Belki doğuşu, çileyi ve son olarak zaferi temsil eden cepheler, yaşayan tüm canlıların birbirinden farklı hikayesindeki ortak noktaları işaret ediyor. Belki de natüralizmi en güzel yansıtan şaheserlerden biri olmasına rağmen modern çizgilere eşlik eden gotik semboller; bir araya geldiğimizde büyüleyici etkiler yaratıp tarihe iz bırakabileceğimizi anlatmak istiyor.

   La Sagrada Familia’nın yapımı bitene kadar sorgulayabileceğim dokular, anlam yükleyebileceğim semboller ve büyülendiğim detaylar çoğalmaya devam edecek. Kim bilir ? Belki o gün gelip tamamlandığında; biz de geldiğimiz yere,doğaya, döneceğiz. Aynı anlattığı gibi…

 Yazar: Simay Çomak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.