Keşfettiğin Yanılgı, Çocukluğundan Gelmiş

“İçimde bir yol var. Biletinde senin adın yazar. Toprağında tozun, rotasında sözün var. Haritasında siluetin neye yarar, silinmek için bekleyen bir adın var.”

                                         (Bu yazının okunması 3 dakika sürmektedir.)

Bir duygu keşfedersin. Ta uzak yollardan senin için gelmiş. Hep senin içindeymiş ama hiç bilemeyeceğin kadar uzağındaymış. O yol olmuş sana, sen yaya olmuşsun toprağına. Keşfettiğin yanılgı çocukluğundan gelmiş. Şimdi karşında durmuş zayıf düşürecek sebeplerle seni yıkıp durmuş. Ya da ayakta tutmuş. Bir insanın içinde bir yol yok ki! Kimi zaman yollar kördüğüm olmuş, kimi zaman özenle dizilmiş. Kimi yol çamur içinde, kimi kırık dökük harabede. Bir yol var kumsalda, bir de surlarda. Yol diye bahsettiğime bakmayın, anlamı duygularla. İnsan yaşarken geriye doğru adımlar atar. Çocukluğuna yaklaşır yaşlandıkça. Çocukluğundaki duygularıyla karşılaşır yaşadıkça. Bu yollar olarak bahsettiğim duygularla tanışmak aslında çoğu zaman güzel gelmez. Karşılaştığı yol, çamur içinde çıkınca sinirlenir. Eskiden zorla yürütüldüğü bu kirli yolda tekrar yürüyeceğini düşünmek bile delirtir. Bu yüzden o yoldan geçmemiş gibi davranır, bu yüzden tanışmayı reddeder. Ve bu reddediş onu daha da dibe iter. Geçtiğini reddettiği bu yol, içindeki diğer yolları da çamura bular. Belki bir diğer reddettiği gibi içinde düğümler büyütür. Tanımaktan keyif aldığı çocukluk yolları ile tanışmayı kabul etse dahi, diğerlerinin çamuru huzuruna gölge düşürür.  Muhtemelen kendi isteği dışında geçirildiği bu yola karşı oluşturduğu öğrenişler, benzer yollara savunmasız bırakır. Ve kaçtıkça, aynı yol çoğalır.

    Ah bu yaralayan yollar, en çokta inandıklarımızdan gelir. Ve bu bizi ya inanmamaya iter, ya da inandırmaya çalışmaya. Ona inandırmaya çalışırım çünkü dedim ya çocukken bana yine o inanmamıştı. Kimseye inanmam, dedim ya bana bunu o öğretti. Eskiden istemeyerek geçirildiğim bu yolu, ben en derinlerde unutmuşken, biri çıkıp bana geri verir. Ve verenin yine aynı kişi olması yaralar en çok. Sinirlendirir ama sessizleştirir ve meydan okuman pek mümkün değildir. İçindeki bu yolun mimarisine olan eski inancın, seni o yenik duyguya tekrar sürükler. Yeni tanıştığını sandığın, aslında tekrar karşılaştığın bir duyguya sinirlisin değil mi? O duygu, geçmişte hangi yolun kim bilir…

  Hani mesela ebeveynine kendini inandırmaya çalışan beş yaşında bir çocuk düşünelim. Ve unutup büyürsün. 35 yaşında tanıştığın; bir iftirada inandırmayı başaramayacağın beş yaşında çocuksundur.

  İnanmak sadece bir tanesi. Dedim ya bir yol yok içimizde, bir örnekti verdiğim. İnsan yaşamı boyunca eskiden tanışmak zorunda kaldığı duyguları keşfeder, hani bunları anlatmak da yazarlara düşer. Bunca kelimeyle anlatmaya çalıştığım ve yine de kapalı bıraktığım satırlar aslında bir iki cümleyle de yaşam bulur.

  İçimde bir yol var. Biletinde senin adın yazar. Toprağında tozun, rotasında sözün var. Haritasında siluetin neye yarar, silinmek için bekleyen bir adın var.

Sen çocukluğumdan gelmiş yanılgı, tıpkı çocukluğumdan gelen gerçeklerin derinliği kadar bende yerin var.

                                                                                 Yazar: Berceste Özdemir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.