Karanlığın İçindeki Yolculuk: Büyümek, Korkmak ve Devam Etmek

"Dışarısı ne kadar kalabalıksa içimiz o kadar yalnızdı çünkü insan, kalabalıkta kaybolarak öğreniyordu ne kadar görünmez olduğunu."

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 4 dakikadır.)

Meraklanma, yolunda her şey 

Büyümek bu işte

Ve dönüşmek 

Kendini korumak 

Kalabalıkta kaybolmak 

Üstesinden gelmek 

Kullanılmış hissetmek

İlgi görmemek

Umudu kaybetmek 

Yanıp kül olmak 

Korkmak bu işte 

Değişmek bu işte 

Hayatta kalmak 

Yaşamak bu işte.

Hayat, çoğu zaman belirsizliğin tutuşturduğu alevlerin içerisinden yürümek gibidir. Yolun nereye varacağını bilmeden sadece yürümek zorunda olduğumuzu bildiğimiz izafi bir yolculuk… Bazen güneşin altında, bazen fırtınanın tam ortasında; ama hep yalnız, hep içimize dönük… Şiirde söylendiği gibi: “Meraklanma yolunda her şey.’’ Oysa yadsınamaz bir gerçeği biliyor ve yaşıyorduk; bir şeylerin yolunda gidiyor olması, canımızın yanmadığı anlamına gelmiyordu. Her düşüşümüzde parça parça hayatın ne olduğunu öğreniyorduk. Halbuki küçükken daha kolaydı her şey; sevgi hazırdı, umut cebe sığardı, korkular daha somuttu: Karanlık, canavarlar ve yabancılar… Ama büyümek, belki de tam olarak buydu: Korkunun bize ait olan tanımının günden güne değişmesiydi, artık canavarlar yoktu yatağın altında ama içimizde bir boşluk vardı; bir türlü dolmayan, bazen yankılanan bir boşluk. Dışarısı ne kadar kalabalıksa içimiz o kadar yalnızdı çünkü insan, kalabalıkta kaybolarak öğreniyordu ne kadar görünmez olduğunu.

Kaygılar adeta aklımızı sarıp sarmalayan bir sarmaşık gibiydi: “Yeterince iyi değil miyim?”, “Seviliyor muyum?”, “Yalnız kalacak mıyım?”, “Ya başarısız olursam?” gibi içimizde cevap bulamadığımız onlarca, yüzlerce soru… Her biri sessizce bağırıyordu çaresiz ruhumuza. Kendi içimizde bastırdığımız o gürültüler, zamanla daha çok yer kaplıyor; uyumak zorlaşıyor, nefes almak bile bazen zahmetli bir hale geliyordu. Zihnimize adeta bir şelaleden akarcasına gelen düşünceler sadece bizleri korkutuyordu, kim bilir belki de bizler korku dolu olanları seçiyorduk… Hayatımızda yer alan bir diğer gerçekse geleceğin getireceği bilinmezliklerle savaşırken yoruluyorduk ve bu yorgunluk geçmiyordu. İnsanoğlu korkaktır kimi zaman ve hayatında yaşadığı bazı şeylerde şunu anlamalıydı: “Yaşadığın içsel savaşları dinlenerek değil, yüzleşerek kazanırsın, unutma; kırmayı reddettiğiniz zincirler zamanla eviniz gibi hissettirir…”

Sevgi, ne kadar kolay verilen bir olguymuş gibi görünür değil mi? Halbuki ne kadar emek ister hissettirmesi. Sevgisizlik, bir kara delik gibidir: Kimi zaman ailenizden kimi zamansa dostlarınızdan alacağınız o ufak sevgiyi görmek, hissetmek istersiniz ve bunu usulca umut edersiniz, işte tam o umut ettiğiniz esnada çaresizce kara deliğin çekimine kapılıp o sonsuz tekilliğe mahkûm olursunuz. Bizi birileri tutmadığında fakat tutmasını istediğimizde; günün sonunda kendimizi bizzat bizim tutmamız gerektiğini öğreniyoruz ve ne acıdır ki en çok kendimizi tutarken en çok da kendimizi kaybediyoruz. Hayat başkalarından dilediğimizi almak ve beklemek için çok kısa; insan beklentileriyle değil, kendine verdiği değerle ayakta kalır çünkü kimse, sana senin kendine iyi olabileceğin kadar iyi olamaz. Başkalarının sana olan bakışı değişebilir, kaybolabilir fakat senin kendinle kurduğun bağ; fırtınada sığınabileceğin tek liman olur…

Korkular… Bazen kaybetmekten korkarız, bazen sevilmemekten. Bazen de değişmekten, ama farkında mıyız bilmiyorum; biz zaten sürekli değişiyoruz istesek de istemesek de. Her acıdan, her pişmanlıktan, her eksiklikten sonra biraz daha başka biri oluyoruz, değişmek biz insanoğlunun doğasında var. Şunu anlamalı insan: Hayatta kalıyoruz, belki yanıp kül olarak belki de umudu kaybederek fakat bir şekilde devam ediyoruz çünkü yaşamak bu demek. Hayat denilen bilinmezlik evreni; acıya rağmen, hayal kırıklıklarına rağmen, yokluklara rağmen bir adım daha atmak demek. Anlamamız lazım: “Yolculuk”, içimize doğru ve biz, kendimize varmaya çalışan yolcularız sadece… 

Yağız Efe Yaşin

Görsel Yapay zeka ile oluşturulmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.