Hikayemi Hisset

(Bu yazının okunması 2 dakika sürmektedir.)

Bir hikayem var; tamamını sadece benim bildiğim, bilinmesini istediğim kadarını anlattığım. Bir hikayem var; yaralayan, sevindiren, öğreten, güçlendiren. Bir hikayem var sadece bana özel. Biliyorum, sizin de bir hikayeniz var; kimseye bahsetmediğiniz ya da her detayının bilinmesi için bıkmadan usanmadan anlattığınız. Sizin de bir hikayeniz var; evrendeki varlığınızın kanıtı ve sadece size özel olan. 

Tüm bu hikayeleri benzer yaşanmışlıklar içerisinde bambaşka şekillerde yaşıyoruz. Kimi zaman birbirimizi ortak düşüncelerle karşılıyoruz kimi zaman zıt kutuplarda kalıyoruz. Tüm bu yaşanmışlıklar  içerisinde ise en büyük hatayı birbirimizin hikayelerini göz ardı ederek yapıyoruz. Karşımızdakinin yaşanmışlıkları bizden az diye bu onu “daha az yaşamış, daha az hissetmiş”mi yapar? Ya da başkalarının hayatı bizden daha çok güçlüklerle dolu diye bu bizi “güçsüz” yapar mı? Hikayelerimiz göründüğü kadarından ibaret değil. Bildiklerimiz sadece birbirimize bilmemize izin verdiğimiz kadar olanlar. Kimsenin hikayesini tam bilmiyoruz. O hikayeler yazılırken kaç kağıt harcandı hatalarla, kaç cümle nokta konulduğu halde devam etti yolunda, ne kadar gözyaşı döküldü, ne kadar kahkaha atıldı bu yolda bilmiyoruz. Biz sadece okuduğumuz, duyduğumuz kadar varız ve sadece okuduklarımızla, duyduklarımızla yargılıyor hatta bazen ciddiye almıyoruz. Duyguları, düşünülenleri hissetmiyoruz. Hatayı biz yapıyoruz ama bunu karşı tarafa ödetiyoruz. 

 Her birimiz kendi hayatlarımızda birer yazarız. Hepimiz hissediyoruz, deneyimliyoruz. Belki de gülerek anlatılanlar hala derinlerde bir yerleri sızlatıyor ya da ağladıklarımız yerini rahatlamaya bırakıyor. Bu “belki”nin cevabına izin verilmedikçe ulaşamıyoruz ama tek hikaye sadece bizimmiş gibi davranıyoruz. Oysa dilden dökülen ya da dökülmeyen her kelime bir yaşamın parçası. Anlamak için okumak, dinlemek yetmez, hissetmek lazım. Her hikaye kendine özel ama hiçbiri birbirinden üstün değil. Her hikayeye sahip çıkmanız, yaşanmışlığını hissetmeniz  dileğiyle…

Yazar: Ezgi Yılmaz


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir