HİCRAN

"Siz de sever misiniz geceleri? Ak, pak yıldızları ve heceleri. Sonsuza dek kilitlenmiş ya da kilidi henüz bilinmemiş "şeyler." Tek, tek kelimeleri ortaya çıkartın. Öylesine yazın bir yere. "Şey, her şey, hiçbir şey."

                                   (Bu yazının okunma süresi yaklaşık 4 dakikadır.)

   Özgür ruh, sadece özgürlük ve kendini bulmak hicranda. Orada, burada, şurada. Adımların ağırlaştığında buldun yeniden kendini. Bu arayış, ölene dek sürmeli. Dirilmeli, durmalı, ölmeli. Gözlerini kapat, başını öne doğru iki kez onaylat ve kabullen. Yeniden dirildin. Eminsen -ki zannımca bunun pek bir önemi yoktur- yine kalabalıktan doğruldun. Bir izle kalabalıkta bulduğun her yerde mi bıraktın? Farz-ı misal ayaklarına dolaştı insanların. Öyleyse, şüphesiz onlar da oynamışlardır benimle. Kalabalıkta yaşadığımdan bir resim… Yaşadığımı sandım oysa. Sessiz değil gürültülü ama bir o kadar da hayat dolu. Ruhumun postunu bıraktım her kalabalığa. Herkeste benden bir parça. Herkes, bir parça benle.

   Gece olmuştu, karanlık çökmüştü yine üzerime. Düşünmeye devam ediyordum hep böyle. Düşündükçe düşünüyordum. Uzun, sessiz, kimsesiz, kapkaranlık geceler. Kan akışını dahi duyduğum sessizlikte. Şu an yaşıyorum. Benim adım, soyadım, bir kimliğim var. Biraz yumuşatalım sabahın telaşını. Karmakarışıklıktan çöz düğümü çözebilirsen. Çözemezsen de, düşünmeye devam edersin o halde. Kapkaranlık, tedirgin ama huzurlu bir gece. İzin veriyorum tekrardan düşüncelerime. Bakalım bu kez beni nereden ıskalayacak?

  Bir söz yükseldi kalabalıktan, bir kızın sesi: “Yeter doydum insana.” Döndüm baktım geriye. Öyle demesinde bir anlam aramadım. “Bunalmış olsa gerek.” diye düşündüm. Bu zamanlarda bu sözü on kişiden, belki de sekizinden duyabilirsiniz. Ama o farklı söylemişti sanki. Daha içten ve anlamlı. “Yeter doydum insana.” İnsan derken neyi kast etmiş olmalı? Anlam aramaya başlamıştım bu kez. Kelimeler zihnimde uçuşuyordu, kelebeklerin kanat çırpışından daha hızlı bir şekilde. Sonrasında iyice düşündüm. Doydum insana, “Doydum yalanlara, doydum kötü olan her şeye.” demek, diye düşündüm. Bilmem belki de on kişiden sekizinde değildim ben. Doydum insana belki ama kalabalık bendim. Benliğimde de kalabalık vardı. Alışkındım belki de, ondandır aldırış etmedim.

   Bitmemişti gece ama düşüncelerim de bitmemişti. Devam etmek istiyordum. Dahasını istiyordum. Bu gece benim için böyle olsun, dedim. En çok bu gece benim olsun. En çok bu gece benim için devam etsin. Devam edelim o halde.

   Tekrardan soruyorum gecenin hatrı için. Siz de sever misiniz geceleri? Ak, pak yıldızları ve heceleri. Sonsuza dek kilitlenmiş ya da kilidi henüz bilinmemiş “şeyler.” Tek tek kelimeleri ortaya çıkartın. Öylesine yazın bir yere. “Şey, her şey, hiçbir şey.” İnanın anlam aramak zorunda değilsiniz. An olan anlama, değil olmaktan değmek zorunda. Bütün anlamı parçalamak size ait. Hiçbir şeyi, canınız nasıl isterse her şeyi. Andayken yaşamayı, değmeden can parçana. Benim can parçam biraz afitap ama hep bitap. Bilirsiniz işte bazen, size de olur ya hani. Farkındasın, uzaktasın. Tamamlanmadı işte o iş de, kaldı yarıda nefes. Çek içini bir kez daha. En derininden, en köşesinden, diplerinden sıyrıl yine bu kez. Sanmıyorum artık, bu kadar diplerde olacağını. Zaman durdu sanki. Beklerken bazen, her zaman ya nazaren.

Yazar: Hayrunnisa Turan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.