Genç Bir Kadından Mektup #1

''Bu mektup genç bir kadından; dışarıda bir yerlerde, kendi yaşamlarına hükmetmeye çalışan tüm kadınlara açık bir çağrıdır. Mektubunuzun içine gizlediğiniz hikayelerinizle bu mektuba yanıt verebilirsiniz.''

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 3 dakika sürmektedir.)

 “Ben genç bir kadınım. Varım ve yaşıyorum. Boynum burada. Bir damar orada sessizce atıyor. Kalbim burada. Sakin ve dingince. Gözlerim burada. Sınırlı zamanımın her anını kaydetmek için açık. Ellerim burada. Dokunmak, onarmak ve bazen de bozmak için. Ayaklarım burada. Dilediğim yolda huzurla yürümek, istemediğim yerden koşarak uzaklaşmak için. Dudaklarım burada. Seslenmek, şarkı söylemek için. Kulaklarım burada. Dünyayı dinlemek için.

 Tüm uzuvlarımla buradayım işte. Hayata tanıklık etmek için. Kuşların göçü, mevsimin dönüşü, bir çiçeğin yerden bitişi, ağaçların yaprak döküşü… Tüm bunlara tanık olmak, nefes almak, dünyayı içime çekmek için buradayım.

 Çoğu zaman bir zeytin ağacı gölgesine uzanıp gökyüzünün mavisiyle hayallere dalarım. Aşık olduğum yeryüzünde özgürce uçarım. Gökyüzünü keşfe çıkar, sonra canım isterse yeryüzüne inerim. Ayaklarımı kuru toprakta gezdirir, şükrederim. Dünyanın her yerinde ben, ben olurum.

 Zihnimi bir çanta gibi taşırım yanımda. İstediklerim ve istemediklerim orada saklıdır. Bilirim kendimi, kim olduğumu. Zeytin ağacının gölgesinde hayaller kurarım ama aklım başımdadır. Siz bana aldırmayın. Ne yaptığımı en iyi yine ben bilirim.

 Denizi çok severim. Tüm uzuvlarıma hitap eder çünkü. Sesi kulaklarımı doyurur. Dalgalarla sıçrayan tuz tenime değer, o zaman boynumdaki damar şahlanır. Deniz öyle uçsuz bucaksız bir mavilik sunar ki gözlerim bayram eder. En güzel renktir, gözlerim de bunu bilir ya. Kalbime doğru yürür dalgalar sanki. Denizin kıyısında durur; ben, ben olduğumu hissederim.

 Ben genç bir kadınım. Belki tek değilim ama varım işte. Beni bir çiçeğe benzetebilirsiniz ya da bir kuşa. Ama ben sadece benim işte.

 Zeytin ağaçlarını ve denizi severim. Kalbim özgürlüğüne aşıktır hep.

 Özgürce uçtuğum şu gökyüzüne, hayaller kurduğum bu zeytin ağacına, o uçsuz bucaksız denize bırakın beni. Tek dileğim bu. Ben deniz kıyısındaki kumlarda parmak ucunda yürürken de hayaller kurarken de kendimi bilirim.

 Sizin yanınızda taşıdığınız akıllara ihtiyacım olmaz. Ne istediğim ne istemediğim benim cebimdedir. Konuşabilirim, susabilirim. Siz söylediklerime, söylediklerimin ötesinde anlamlar eklemeyin. Ben benim.

 Ben genç bir kadınım. Benim gibi yüzlerce, binlerce genç kadın var. Bu mektubun bir ucundalar biliyorum. Belki sedir ağacı seviyorlar, belki çınar. Bilmiyorum. Ama o ağacın gölgesinde huzurla hayal kurmak istediklerini biliyorum.

 Çoğu zaman bir dağın doruğunda hayal ediyorum kendimi. Ayaklarımın altında serili bir dünya görüyorum. Benim dünyam. Şurada çizdiğim güzel resimler, şurada sevdiğim kitaplar, şurada kötü anılarım var ve şurada da dostlarım. Doruk noktasından aşağı baktığımda kendi dünyama hükmediyorum.

 Lütfen ellerinizi gökyüzümden çekin. Kimsenin iplerine ihtiyacım yok. Bakın işte, burası benim ve ben ne yaptığımı biliyorum. Ellerinizle dünyamın ormanlarını bozmayın, arzularımı ve nefretlerimi birbirine karıştırmayın. Bırakın o dağın doruğunda, keyifle izleyeyim yaşamımı.

 Beni “yapamazsın”larınızla yıldırmaya çalışmayın. Elimden tutup destek olun da demiyorum. Gölgeniz dünyamın üstüne kara bulut gibi çökmesin yeter. Ben yolumu açar, yürürüm.

 Sizlere kızmıyorum, yanlış anlamayın. Ben sadece ben olmak istiyorum. Korunacağım bir cam fanusa, sergileneceğim bir vitrine ihtiyacım yok. Ormanlarımda koşmak, denizlerimde yüzmek istiyorum. Kendi içimde dolup taşanlarla büyümek istiyorum.

 Korkmuyorum, merak etmeyin. İncinmekten, tökezlemekten, düşmekten. Biliyorum yaşanacakları. İnşa ederken yıkabilirim, gelirken gidebilirim.

 Dağlarının doruklarında dikilmiş, kendilerine ait olmayan bir dünyayı izleyen genç kadınlar da var biliyorum. Mutluluğu bir şişeye sığdırıp cebinde saklayanlar da sınırları görünmeyecek kadar geniş topraklara sahip dünyaları olanlar da.

 Her kimseniz, her neredeyseniz, nasıl bir hikayeniz varsa, bu mektubumda sizlere de bir iki satırım var.

 Ben burada, karlı bir dağın tepesindeyim. Genç kadınların tırmanışı daha zorludur, biliyorum. Dünyalarınıza, ormanlarınıza, denizlerinize ve zeytin ağaçlarınıza sahip çıkın. Sizi siz yapan ne varsa tutun ve bırakmayın. Dünyalarınıza kara bulutlar çökmüşse, tepeden sarkan ipler her yanı sardıysa durmayın. Onlarla savaşın. Nefes almak ve yaşamak basit bir olay değildir. Ezbere nefes almayın. Korkmayın, o tepeye çıkın ve mücadele edin. Bu, genç bir kadının size belki son belki de ilk mektubudur.”

Yazar: Eylül Yılmaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.