Yalnızlığımla Karşılıklı Oturdum

“Issız yerlerde kendin için bir alem ol.” — Tibullus

Biraz durdum, bir nefes aldım. Kendime açılan geçidin kapısını araladım. Tüm sıfatlarımı, sahip olduğumu düşündüğüm her şeyi yavaş yavaş geride bıraktım. Sonunda yalnızlığımla baş başaydım. Yalnızlığımı karşıma oturttum. “Kendini tanı, kendini bil!” demiş ya hani hep büyük bilgeler, bıraktım anlatsın kendimi, hikayemi bana.

Sessizliğimizden korkma, dedi yalnızlığım. Sessiz boşluklar bize bir şeyi işaret eder: kendi içimizdeki boşlukları.

Görmekten olabildiğince kaçtığın, seslere hatta belki de gürültülere sığındığın, durup nefes almaktansa sürekli koşuşturduğun anlara yer yok burada. Burada ne kadar dönüp dursan da karşılaşacağın tek şey, kendin. Karşılaşması en acı verici varlık, kendin. Bazen susturmaya çalıştığın, bazense görmezden geldiğin düşüncelerin… Düşüncelerin istilasına uğrayacaksın önce. Ne çoklar değil mi?

Yolculuk başlamıştı artık, nelerle karşılaşacağımı bilmeden geziniyordum derinliklerinde ruhumun. Yalnızlığım, düşüncelerimin izini sürmemi istedi. Zor olsa da her birine tek tek vakit ayırmayı denedim. Her düşüncemi tek tek anlattım yalnızlığıma. Her birinin tek tek ne hissettirdiğini sorunca bu soruyla ne kadar az karşılaşıyorum diye düşündüm. Demek her düşünce, duygularını da getiriyordu beraberinde. “Düşünceler, duygunun yakıtıdır.” diye bir söz duymuştum bir gün şefkatli bir sesten. Zaman zaman dayanılmaz oluyordu bu düşünceler ve göğsümde yarattığı duygular. Bazen hüzünlü ama sahici bir tebessüm, bazen söylenememiş sözlerin acısı boğazımda düğüm düğüm.

Bırak her birini yaşasın, yaşasın da öyle özgürleşsin bedenin, dedi yalnızlığım. Zamanım ve gücüm yettikçe deneyimledim duygularımın bedenimde yarattıklarını. Gözlerimi içime doğru açtım. Sessizce gözlemliyordum olanı biteni. İnsanın boşluklarıyla, acılarıyla, en dibe ısrarla gömdükleriyle karşılaşması pek de keyifli değildi. Ancak yolculuk, yavaş yavaş öğretiyordu bana kendimi ve bazı düşüncelerin, hislerin sebeplerini. En görmek istemediğim yanlarımdan, duymak istemediğim düşüncelerden veya hatırlamak istemediğim zorlu anılardan kaçmayı bıraktıkça, onları kabul ettikçe dünya yavaşlıyor, değişim başlıyordu.

Bildiğinle, tanımlayabildiğinle mücadele edebilirsin, dedi yalnızlığım, ‘‘Kendini unutmak, yaşamayı unutmak demek.’’

Yalnızlığımla derin sohbetimden sonra yüzümde hüzünlü ama sahici bir tebessümle “gerçek yaşama” dönmüştüm.

Yazar: Elif Sabuncuoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.