(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakika sürmektedir.)
Kimi zaman bir engele, kimi zaman bir söze, bazense birine takılır insan… Takılı kaldığı da olur takılıp düştüğü de… Ben şu an daha çok takıldıktan sonra düşmemek için dengeyi bulmaya çalışan hatta bulmuş sayılabilecek bir haldeyim diyebilirim. Pek kolay olmadı dengeyi bulmak, bocaladım biraz başlarda; hatta bu bocalama benim için önemli olan birkaç şeyi bile etkiledi. Kendi kendime, “Düzeldim ya, tamam. Bulmuşumdur dengeyi. O kadar zaman geçti, bir zahmet toparlanmış olayım artık.” dediğim oysa içten içe hala bocaladığımı kendime bile çaktırmamaya çalıştığım zamanlar oldu.
Ama sonunda uzun vadede hayatıma iyi etkileri olmayacağını çok iyi bildiğim şeylerden özgürleşmeyi seçtim. Bu seçimi yapmak her ne kadar uzun zaman almışsa da daha yirmilerinin başında, yeni yetme amatör bir yetişkin olarak hayat bana bunca güzel olasılıklar sunarken; deneyimleyecek binlerce şey, tanıyacak yüzlere insan, tadılacak bir sürü duygu varken tek bir şeyde takılı kalmak hayatın bana sunduğu fırsatlara haksızlık yapmak gibi geldi biraz.
Zihnimde sürekli dönüp duran ve beni ileri taşımayan düşüncelere büyük oranda dur dedim, stoacılık felsefesine hak verip içinde bulunduğum durumlara değil duygularıma odaklandım ve duygularımla birlikte durumlar da güzelleşti. Asıl odaklanmam gereken şeye odaklandım: Kendime.
Peki ya biz tam dengeyi bulduk derken zamanında takıldığımız şeyler başka formlarda yeniden karşımıza çıkarsa? Bu döngüler dersimizi gerçekten alıp almadığımızı test ediyor veya eksik kalanları tamamlamamız, geçmişteki hataları telafi etmemiz için bize ikinci bir şans sunuyor bence.
Neyi öğrenmemiz gerekiyorsa onu öğreneceğiz muhakkak. Belki bu kez kendimizi seçmeyi öğrenmeliyiz, belki iç sesimizi duymayı, daha nazik olmayı, daha kararlı ya da daha sabırlı olmayı… Belki de sadece, ilerlemenin tek yolunun geçmişe takılı kalmamak olduğunu… Tüm bu dersleri er geç alacağız ve bu sürecin keyifli veya sancılı, zorlu veya kolay olmasıysa tamamen bize bağlı. Bize bahşedilen bu ikinci şansı kendimizi onurlandırarak, geçmişe değil bugüne tutunarak; kalbimizle ve bilincimizle sahiplenmek bence en güzel seçim olacaktır. Hayat boyunca öğrenmemiz gereken her şeyi neşeyle, huzurla ve ruhumuzu hafifleten yollarla öğrenebilmemiz dileğiyle sevgili okurlarım…
İrem Şentürk
Görsel kaynak: Yapay Zeka