(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)
Her şeyi zamana bıraktık, zamanımız var mı bilmeden, sahiden; neleri bıraktık
zamanın acımasız kollarına? Hayallerimizi, duygularımızı, arzularımızı ve yapmak istemediklerimizi. İnsan bazen bir karar verir hayatıyla alakalı ve der ki; bunu yapmalıyım. Kimi zaman bir hayaldir bu kimi zamanda
hayatında değiştirmek istediği bir olgu. Unutmamalıyız ki; insan oldukça basit bir varlıktır.
Pes etmek, vazgeçmek ve korkmak gibi soyut kavramları gerçek kılmaya and içmiştir adeta.
Neden pes ediyoruz, neden vazgeçiyoruz ve neden korkuyoruz? Bunların her biri, her birimizi
ilgilendiren basit fakat derin sorulardır; insanlar bunların üzerine düşünmelidir!
O kadar kaçıyoruz ki kendimizden; düşünmeyi bizleri öldüren bir katil olarak
görüyoruz halbuki insan bilmeli ki, düşündükçe karar alabiliriz. Her bir zihin monoton bir
hale, her bir insan siyah beyaz bir televizyon gibi renksiz bir hale büründü. Kafamızın içinde,
kendi dünyamızda insanın kendi sesinin dışında her ses özgürce şarkı söylüyor; korkular,
kaygılar, vazgeçişler ve dahası… Bunların her biri aklımızdaki soyut fakat güç sahibi seslerdi.
Günün sonunda olan şey çok basitti; insanın zihni giderek ıssızlaşıyordu ve insanın sesi
zamanın izafi evreninde hiçliğe doğru yankılanıyordu…
Fark etmeliyiz belki de bizleri istemediğimiz yerlere sürükleyen şey:Cesaretsizliğimizdi.
Hayallerimiz için çıkan engeller ama kaygılarımızdan sonra gelen pes edişler; istemediğimiz
olguları değiştirme arzusu fakat ardından doğan korkular ve vazgeçişler. Korkmamak lazım
çünkü bilmeliyiz: Hiçbir acı boşa çekilmez ya karekterimizi şekillendirir ya da kaderimizi
değiştirir. Acı, dalgaların kumdan kalemizi yıkması kadar gerçek bir olgudur; bir diğer
gerçeklikse insanın kendi hayatının Tanrısı oluşudur, yönetin denizinizdeki dalgaları ve
kalelerinizi koruyun.
Zihnin eşsiz dünyasında bir yolculuğa çıktık. Cesur olmalıyız ki, kendi dünyamızı
dilediğimiz gibi yaratalım. Engeller, olumsuzluklar, sevgisizlikler ve dahası her biri sizin
zihninizdeki farklı bir ses ve sizi; ‘‘zaman en iyi ilaçtır’’ paradigmasına sokan asıl katiller.
Kendi sesinizin katil olmadığını ve sizi istediğiniz yere götürecek olan o ‘‘rehber’’ olduğunu unutmayın; cesur olun ve unutmayın ki: Cesaret, zihninizde kendi sesiniz dışındaki sesleri
susturduğunuzda parlar…
Yazar: Yağız Efe Yaşin
Görsel Kaynağı: Yapay zekâ^