Buralar Önceden Hep Homofobikti!

-Anne ben homoseksüelim.

-Ney ney ne? E tabi dışarı çıkarken giymezsen atletini her bir zıkkım olursun.

 

Atlet giymediğimiz için olabilir mi sahi bunlar?

Hani atlet giymeyen çocukların kafalarına  anneleri terlik fırlatıveriyor  ya LGBT’li kişilere de homofobik insanlar terlik fırlatıyor.

Hep atletten bunlar hep!

Neden böyle başladım yazıya bilmiyorum. Belki de gerçekten bütün olayların sadece atletten olabileceğine inanmak istediğim içindir.

Yaklaşık bir hafta önce Orlando’da LGBT’li bireylerin gittiği barda  49 kişi öldürüldü. Hem de hiç acımadan.

orland

49 homoseksüel ölmedi, 49 insan öldü.

Gerçi öncesinde de LGBT’li kişilere karşı çok sıcakkanlı olduğumuzu söyleyemeyiz.

Peki neden?

Neden  yıllarca  yakın arkadaşın olan bir kişinin  gay olduğunu öğrendiğinde onunla konuşmayı kesiyorsun.

Evladın eşcinsel olduğunu söylediğinde neden evlatlıktan reddedecek noktaya geliyorsun?

Peki neden gaylere gösterdiğin tepkiyi lezbiyenlere göstermiyorsun?

Fantezi dünyan körelir diye mi korkuyorsun yoksa?

Bu soruarın cevaplarını bulamıyorum bir türlü ama bu konularda cevabını bildiğim sorular var elbette.

Eş cinselliğin sanıldığı gibi bir hastalık olmadığı mesela.

rjjfgl

Bir gün öncesinde heteroseksüelseniz sabah kalktığınızda ‘’ay bugün canım  değişiklik istiyor, bugün gay olucam ben’’ diyemezsiniz  yani. Eşcinsellik bir hastalık değil,bir cinsel yönelimdir. Ve kişi buna kendisi karar vermez.

Peki o zaman ‘’Evli çocuklu bir insanın sonradan  homoseksüel olduğunu anlaması nasıl oluyor? ‘’ diye soranları duyuyorum sanırım.

‘’Şu şu şu var. Evet hayırlı olsun nur topu gibi bir homoseksüelsiniz. ’’ demek çok da mümkün değildir. Özelliklede büyüdüğünüz ailede, kültürde homoseksüelliğe yasak, günah şeklinde  yaklaşılıyorsa kişinin  bunu  fark etmesi, fark etse  bile anlamlandırması çok kolay değil.

Günümüzde eşcinsel olduğu halde bunu anlamlandıramayan, bu hastalığın(!) başına gelmeyeceğini düşünen çok fazla  eşcinsel  vardır. Bunun en büyük nedenlerinden biri ise yukarda  bahsettiğim gibi yetiştirilme tarzı ve yaşanılan baskılardır.

Peki bir soru daha.

Sizce  homofobi sadece LGBT’li bireylere karşı duyulan öfke midir?

Sözlük anlamına baktığımız zaman homofobinin anlamı budur evet. Ancak fark ettim ki homofobinin temelinde yatan  şey LGBT’li bireyler değil.

Temelde yatan şey kendi görüşümüzden farklı görüşlere sahip kişilere gösterdiğimiz tepkilerdir.

Tıpkı Orlando’da olduğu gibi…

YAZAR: Aybüke YILDIRAN

 

 

Aybüke Yıldıran

TPÖÇG Blog Yazarı | Başkent Üniversitesi Psikoloji Öğrencisi

Buralar Önceden Hep Homofobikti!” için 2 yorum

  • 26 Eylül 2017 tarihinde, saat 21:34
    Permalink

    Sıgmund Freud un bu konuda açıklamasıdır-
    Çocuğun cinselliği bir erişkinin cinsel yaşamında kuşkusuz farklıdır. Cinsel işlev başından başlayıp bizim bildiğimiz son aşamasına ulaşana dek karmaşık bir gelişim sürecini geride bırakır. Çok sayıdaki parça içgüdülerin birleşimi ile ortaya çıkar, tam bir örgütlenme durumunu erişebilmek için çeşitli evrelerden geçer sonunda üreme fonksiyonun hizmetine girer.Tek tek İçgüdü parçalarının hepsi cinselliğe son aşamasında kendilerinde tümüyle yararlanmaya elverişli değildir.Dolayısıyla bu bölümü amaçlarından saptırılır. Bu kadar uzun boylu bir gelişim süreci her vakit kusursuz biçimde gerçekleşmez, bir takım tutukluklar, önceki gelişim evrelerinde kısmi takılıp kalmalar çıkabilir ortaya ; böylesi durumların bir ileride cinsel işlevin karşısına engel kılığında girildiği görülür; cinsel eğilim bizim deyimimizle Libido böylesi engellerle karşılaştıkça çokluk gerileyerek bu takılma noktalarına döner. Çocuk cinselliği ile bu cinselliğin olgun duruma erişinceye dek geçirdiği evrimin incelenmesi şimdiye kadar kendilerinden tam bir tiksintiyle söz açılan ama nasıl oluştuğu bir türlü açıklanamayan cinsel sapıklıkları anlamamızı sağlayacak bir anahtarı da elimize tutuşturur.
    Yani anladığım kadarıyla ona göre Eşcinsellik bir hastalıktır,bir cinsel yönelim değildir. Ve bana göre bu hastalığa yakalanmış şahıslara mümkün olabildiğince insani davranış gösterilmeli fakat bu olguyu normalmiş gibi ele almak büyük problem ve ayrıca sorunun kökenine inip çözülmeye yönelik çaba gösterilmeli diye düşünüyorum.

    Yanıtla
    • 2 Ekim 2017 tarihinde, saat 20:10
      Permalink

      Freud’un kuramının hepsini okumadan hatta yeniden okumalara göz atmadan böyle bir yorum yapmanız kelimenin yakın anlamıyla “cahilce” olmuş.

      İnsan, varlıktaki eksiği anlamlandırabilen bir canlı olduğu için eksiktir. Eksiğin olduğu yerde dil, dilin olduğu yerde gösteren havuzu vardır. Burada hiç bir şekilde erkek ve kadın gibi normatif – ideolojinin buyruğunda – düzlemleri gündelik olarak kullanmamalıyız. Erkek dediğimiz şey, sembolik anlamdan öte çok az şeydir. Kadın da olduğu gibi. Gösterenin verdiği şeyin herkeste aynı yapıyı uyandırması, arzuyu yönetmesi gibi gerçekçi olmayan durumlar olsaydı, mantıksal pozitivizm dil bilimde tutardı.

      Sizi Freud’u okuduğunuz için tebrik ediyorum, maalesef bugünün meslektaşları kişisel gelişim kitaplarını daha çok okuyor. Fakat Freud’un altını çizdiği şeylerin arasında normatiflik kuramı yok. Normatiflik kuramı, günümüzün Amerikasında var. Eşcinselliğin bir hastalık olmadığını, tedavisinin de bulunmadığını Freud Amerikalı bir kadına yazıyor zaten. Evet Freud’un penise, vajina çok atıfı var ama kelime kelime okursanız, cinsiyet konusunda hatta öznenin kurulumu aşamasında Fallik nesnenin kendisinden bir penis olarak bahsetmiyor. Belki kendisinin kafası karışmış da olabilir, fakat biz bugün biliyoruz ki cinselliğin hiç bir tarafı normal değil. Zaten Lacan’ın “Cinsel İlişki yoktur” savı da cinsiyetler arası bir ilişkinin olmadığına dair bir çok ipucunu verir nitelikte.

      Bunun haricinde umuyorum ki size bu cümleleri kurduran yapıyı, iç görü kazanarak “semptomunuzu” üstlenerek anlarsınız. Zira Cümlelerde oldukça homofobik satır araları sezdim.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir