Ülke Ülke Ayın Önerileri

Ekim ayının önerilerine hoş geldiniz efendim, umarım keyfiniz yerindedir. Bu ay sizlere farklı önerilerle daha doğrusu belki de beklemediğiniz önerilerle geliyorum. Bazılarına eminim ki “Bunu mu önerdin? Bunu izlemeyen/okumayan/dinlemeyen de ne bileyim.” diyecek fakat tekrar hatırlanması gereken eserler olduklarını düşündüğüm için öneriyor olacağım. Ayrıca 1 tane ekstra önerimiz olacak demiştim ve yazının en sonunda onu okuyor olacaksınız. Keyifli okumalar diliyorum efendim.

Oku: Vinland Saga (Manga)

Sizlere okumanız için önerdiğim şey bir manga arkadaşlar. Hayatımda okuduğum en iyi mangalardan olduğunu rahatça söyleyebilirim. Hatta belki biraz abartacağım ama dünyanın en iyi karakter gelişimini barındırıyor bence. Manga mekân olarak Vikinglerin Vinland olarak adlandırdığı yerde geçiyor genel olarak. Konusuna gelecek olursak ana karakterimiz Thorfinn ve babası Thors’un gizemli geçmişi etrafında gelişiyor olaylar ilk olarak. Konuya biraz daha hâkim olmanız için biraz spoiler vereceğim haberiniz olsun eğer okumaya zaten karar verdi iseniz buradan sonrasını okumayın. 

Spoiler uyarımızı da yaptığımıza göre animede ilk olayları biraz hızlı geçeceğim. Asıl olayın patladığı ve hikâyenin hızlandığı kısım şu şekilde gerçekleşiyor: Thorfinn babasının yanında gizli bir şekilde gemiye biniyor ve gemi dar bir vadinin içerisinden geçerken baskına uğruyorlar. Ne yazık ki eşkıyaların haksız yöntemleri yüzünden Thorfinn’in babası ölüyor ve o andan itibaren Thorfinn’in hayatındaki tek amacı babasını öldüren kişiyi öldürmek oluyor. (En azından manganın belli bir kısmına kadar.) Neyse efendim bu kadar bilgi verdiğim yeterlidir diye düşünmekteyim. Eğer manga okumaya üşeniyorsanız 24 bölüm kadar animesi de var, izleyebilirsiniz.  Keyifli okumalar efendim.


Dinle: Podcastia (Fantezi, D&D)

Efendim Spotify’da olan bir podcast ile karşınızdayım. Dinlerken gülmekten göz yaşlarınıza boğulacağınız, otobüste dinlerken kahkaha atmamak için kendinizi zor tutacağınız bir podcast kendisi. Tahmin edin kimler var içerisinde? Can Bonomo var, Can Sungur var, birkaç kişi daha vardı da unuttum isimlerini. Podcast içerisinde Can Sungur’un yöneticiliğinde “Role Playing Game” tarzında bir oyun oynamaktalar. Eğer hiç duymadıysanız ve böyle bir şeye yabancıysanız sakın korkmayın podcast içerisinde herkesin anlayabileceği şekilde yapılan her şey anlatılıyor. Belli bir noktadan sonra zaten oyunu boş verip hikâyenin nasıl gelişeceğini dinlemeye başlıyorsunuz. 

Hikâyenin ana karakterleri cehennemden dünyaya geri getirilen şeytanlar ve ilk hedefleri onları dünyaya kendisine çalışması için getiren Büyük Şeytan için kötülükler yaparak dünyayı ele geçirmek. Fakat karakterlerimiz o kadar beceriksiz ki kötülük bile yapamıyorlar. Gerisini de artık birinci bölümü dinlerken öğrenirsiniz arkadaşlar. Keyifli dinlemeler diliyorum sizlere.


İzle: Bisiklet Hırsızları 

1948 İtalyan yapımı olan film o zamanlar İtalya’da ortaya çıkmış olan Neorealizm akımının mihenk taşlarından birisi. 1958’de Türkiye’de vizyona girmiş bunu neden söyledim bilmiyorum ama söyledim işte. Neorealizm akımının hedefi ise dünya savaşlarının etkisiyle yaşayamayan halkı, fakir sokakları, savaşın gerçeklerini aktarmak. Bu filmde de aynen bunları görmekteyiz. Filmin başlarında ana karakterimiz iş aramakta. Ana karakterimiz bir iş buluyor fakat işin gerekliliklerinden birisi bisiklet sahibi olmak ve abimizin cebinde 5 kuruş para yok. Bisiklet de yok tabi ama yine de gidiyor, “Ben girerim bu işe.” diyor. Eve koşa koşa gidiyor. Tabi bisiklet yok ortada çünkü hanım ablaya anlatıyor olayı. Ne yapalım derken hanım ablamız çarşaf marşaf ne varsa satıyor bi şekilde bisiklet parasını bulup hemen bir bisiklet alıyorlar. Keşke abimiz ilk iş gününden dikkat edeydi de bisikletini çaldırmayaydı… Filmin geri kalanının ne ile alakalı olduğunu tahmin etmişsinizdir herhalde artık.  Filmi YouTube’dan rahatça izleyebilirsiniz, keyifli seyirler diliyorum.


Anime? : Erased

Bu animenin bendeki yeri çok ayrı açıkçası. Rahatlıkla en sevdiğim 10 anime listesinde yer bulabilecek bir anime. Öncelikle açılış ve kapanış müziklerinden bahsetmek istiyorum çünkü aşırı iyiler her bölümde kendilerini dinletiyorlar. Animenin havasına suyuna toprağına daha uygun müzikler yapamazlarmış vallahi. Animenin konusuna gelecek olursak ana karakterimiz olan Satoru abimiz bir baltaya sap olamamış, boş yaşayan bir kişi. Bir baltaya sap olamamış olmasına rağmen çok değişik bir özelliği var. Herhangi kötü bir olay yaşanmadan önce mavi bir kelebek görüyor ve kötü bir olayın yaşandığını görüyor. Olay yaşandıktan sonra ise mavi kelebeği gördüğü anda bir anda tekrar kendine gelerek olayın yaşanmasına engel olmaya çalışıyor. Ne yazık, bir gün öyle bir olay yaşanıyor ki beklediğimizden daha fazla geriye gidiyor: Çocukluğuna. Artık ne kadar kötü bir şey yaşandıysa sebebi çocukluğunda olan bir şeye bağlı fakat bunu çözmesi hiç kolay değil. Umarım animenin içeriğini güzelce aktarabilmişimdir. Eğer isterseniz anime önerilerine devam etmeyi planlamaktayım hislerinizi ve düşüncelerinizi yorumlarda paylaşırsanız sevinirim. Şimdiden teşekkürler ve keyifli seyirler diliyorum. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.